|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Konnichi Wa(Merhaba) Japonya ! Dünyada, bir bakışta uzmanı olunan tek spor dalı herhalde futboldur. Bırakın stadda maç izlemeyi mahallede taşlardan kale yapan çocukları birkaç defa seyredenlerin bile futbol adına söyleyecek birşeyleri olabiliyor. Bendeniz hasbelkader 1988 yılından bu yana futbol dünyasıyla yakın temastayım. Beşiktaş ve Fenerbahçe'de yıllarca kulüp muhabirliği yaparak antrenmanları, maç taktiklerini öğrenirken teknik direktörlerin maçlara göre taktiklerini de inceleme fırsatı buldum. Ama önümüzde cereyan eden taktik çalışmalarına ya da maçlardaki performanslara hemen yanı başanızdaki saygı duyduğunuz bir ustanızın ya da, çaylağınız olan yeni yetme bir muhabirin getirdiği yorum bir anda size "acaba ben başka bir şey mi seyrediyorum" dedirtebiliyor. Yani kısacası bu futbol denen oyunu kaç bin kişi seyrediyorsa o kadar bin kişilik ayrı yorum çıkıyor ortaya... Türkiye 48 yıl sonra bir turnuvaya katılma başarısı gösteriyor. Gidişimizin de ayrı bir öyküsü var. Kılpayı gruptan çıkamama. Baraj maçları vs... Ama Kore'de yaşananlar da dudak uçuklatacak cinsten. Tam da herşey bitti kısmet bu kadarmış deyip herkes bavullarını toplamış, uçak rezarvasyonlarını da yapmışken olmaz denen oldu ve Türkiye Japonya'nın yolunu tuttu. Aslında olmaz denen diye bir şey de sözkonusu değil. Futbol oyununun güzelliği bu, her an her şey olabiliyor. Herkes Brezilya Kosta Rika maçında bir bir Latin dayanışması bekliyordu ama Brezilya, "Ben dünya şampiyonuyum. Benim bir kariyerim var. Babamın oğlu da olsa tanımam" deyince olanlar oldu ve kendimizi Japonya'da bulduk. Türkiye'nin ilk 16'ya kalma başarısını gösterdiği bu dünya kupasında birçok sürprizler ve ilkler yaşandı. Futbolda esamesi okunmayan ülkeler şampiyon adaylarına kök söktürürken kupada final oynayacak diye gösterilen takımlar daha ilk turda turnuvaya veda ettiler... Arjantin ve Fransa'nın evlerinin yolunu tutması tam bir trajediydi. Ama Fransa'nın havalanında bir karşılanışı vardı ki sanki hiç puansız ve golsüz dönen bir takım değil de şampiyon olmuş bir ekip karşılanır gibiydi. Avrupa Kupaları'nda takımları fırtınalar estiren İspanyollar Milli Takım bazında hiçbir başarı elde edemiyorlardı. Ancak Bu turnuvanın en iyi takımı gibi görünüyorlar ve üst tura çıkarken hiç de zorlanmadılar. Meksika uzun aradan sonra böylesine bir başarıya imza atıyor. Afrika flaş ekibi Nijerya'yı kaybederken Senegal'i bir üst tura gönderme başarısı gösteriyor. Grupta elimizden kaçırdığımız ve önümüzde düşe kalka kupaya katılan İsveç rakiplerine adeta kök söktürüyor. Ölüm gurubu olarak adlandırılan ve İngiltere, Arjantin ve Nijerya'nın da bulunduğu gruptan birinci olarak çıkınca kimlerle dans ettiğimizin farkına vardık. Bizler stadlardaki koltuklarımızda veya evimizde televizyonların karşısında keyifle maçları seyrederken futbol simsarları da yerlerini almış dünyanın bu en büyük pazarında paylarına düşeni kapma yarışında. Turnuva sonunda milyonlarca dolar el değiştirecek. Yeni dolar yıldızları çıkarken eskileri de ceplerini iyice şişirecekler... Türk Milli Takımı'na bakacak olursak gerçekten bu pazara en büyük katkıyı sağlayan ekiplerden birisi oldu. Hasan Şaş'ı'turnuva dönüşü Galatasaray'ı' elinde tutması hayli güçleşti gibi. Emre Belezoğlu oynadığı futbolla pirim yapan isimlerden. Rüştü dünya devlerinin ağzını sulandırmaya başladı. Kısacası Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğu ile açtığı bu pazara ucundan girmiştik ama şimdi hiç şüpheniz olmasın ki herkesin gözü bizim futbolcularımızda. Kriz, dolar, borsa, ekmek, geçim sıkıntısı, kavga, gürültü derken bir nefes alımı... Teşekkürler Milli Takım, bu gerçekten bir nefeslik rahatlama. Bu arada geçirilecek zamlar, yeni vergiler, hortumlar da artık kimsenin umurunda değil. Şimdi sevinme vakti. Böyle sevinçleri insan ömrü boyunca kaç defa yaşayabiliyor ki?.. Şimdi rakibimiz evsahibi Japonya. Olabilecek en kötü rakip. Japonya'nın çok güçlü olmasından kaynaklanan bir kötülük değil tabiki. Tribünleri dolduracak seyirci ve psikolojik baskı. Tunus'la oynadıkları maçta yaptıkları bariz penaltı hakem tarafından es geçildi. Bizim maçta da bunun gibi korumalarla karşılaşacağız. Ama herşeye rağmen teşekkürler Türkiye. Onları havaalanında şampiyonlara yakışır bir şekilde karşılamaya hazırlanalım... Türkiye'de yaptığın işin hakkını vererek meşhur olmak çok zordur. Böylesi örnekler çok azdır. Ama sansasyonla meşhur olmak çok kolaydır. Sasyonun yolu nedir?.. Tabiki herkesin ak dediğine sen kara diyeceksin. Bir anda reytingin tavan yapar. Artık seni tutabilene aşk olsun. Ha bir de çok ilerisini göreceksin... Milli Takım daha grup maçlarını yaparken futbolculara övgüler yağdırıyor. "Bu takımın önünde hiç kimse duramaz kesin dünya şampiyonu oluruz" diyor... Sonra takım teklemeye başlayınca da "Ama bu teknik direktörle değil" diyerek hedef gösteriyor. Ama bir şekilde gruptan çıkıyoruz ve finallere katılıyoruz. Bu sefer rakipleri küçümsüyor ve "bunları da yenemeseydik" diyor. Kore'ye geçtiğimizde yine bunlara gün doğuyor. Takım Brezilya'ya yenilip Kosta Rika ile berabere kalınca yine kalemlerinin ucunu bileyliyorlar ama Çin galibiyetiyle bir üst tura çıkınca da cevapları hazır "biz bu takımı şampiyon olur dememişmiydik". Bu kesinlikle yaşanmış bir vakıa; Şenol Güneş Milli Takım teknik direktörlüğüne getirilmiş. Telefonda bir dostu tebrik ediyor ve hemen ekliyor: "Hıncal Uluç, Kazım Kanat ve İsmet Tongo seni eleştiriyorsa doğru yoldasın. Bunlardan birisi sana övgüler düzüyorsa o gün istifa et"... Adamın biri işi o kadar ileri getirdi ki Brezilya yenilgisi ve Kosta Rika beraberliğini futbolcuların Cuma Namazı kılmasına bağladı. Ç ünkü o da hesabını Milli Takım'ın işinin bitmesine göre ayarlamıştı. Attıkları gollerden sonra, kalecilerin kurtarışlarından sonra veya maç bitimindeki galibiyetlerden sonra istavroz çıkarma görüntülerini hiç yadırgamıyoruz. İnançlarına saygı gösteriyoruz da bizim futbolcularımızdan birisinin camiye gitmesine veya ellerini açıp Allah'a dua etmesine gelince niye hazımsızlaşıyor ve onları bir tarikata yamamaya çalışıyoruz anlamak mümkün değil. Bunun adı apaçık misyonerlik. Allah'a inandığını iddia eden birisi yine inançlı birilerinin namaz kılmasından neden bu kadar rahatsız olabilir ki?.. Böyle güzel bir günde bunlar mı konuşulur?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |