|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tanıdığım, bazıları ile arkadaş düzeyinde dostluklar kurduğum "Bankacı"ları düşünüyorum.. Kazım Taşkent'i, Ahmet Dallı'yı, Medeni Berk'i, Turgut Sızmazoğlu'nu hatırlıyorum.. Oğuz Karahan'ı, Cahit Kocaömer'i, Muzaffer Aksoy'u, İbrahim Betil'i, Hamit Belli'yi, Hüsnü Özyeğin'i, diğer isimleri düşünüyorum.. Bir kişi veya bir grup, neden banka kurar? Bir insan neden "Bankacı" olur?.. Vehbi Koç'la yaptığımız konuşmalar aklıma geliyor.. Sormuştum, -Neden bankanız yok Vehbi Bey? Vehbi Koç, bu soruma çok açık cevap vermişti.. -İş Bankası ile Yapı ve Kredi Bankası varken, Koç Grubu'nun bankaya ihtiyacı yok ki.. Bunlar cemaatin bankasıdır.. Sadece bankacılık yaparlar.. Kayırdıkları, kendilerine yakın şirketler olmaz.. Krediye ihtiyacı olanlar, bunlarla hiç kuşkusuz iş yapabilir.. 1960'ların sonundan başlayarak, Yapı ve Kredi'nin içindeki iktidar kavgalarını ve Yapı-Kredi'nin sonunda bir grup bankası olmasını, tüm piyasa, bu duygular içinde ve endişeyle izlemişti.. Yaşamının son dönemlerinde, Kâzım Taşkent'le de uzun uzun sohbet etme imkânım oldu.. Sadece "Banka" kurmak için ne tür hazırlıklar yaptığını ve personelini nasıl titizlikle seçtiğini anlatırdı hep.. Hatta, Yapı ve Kredi'nin ilk ortakları, "Başarısız olursak, hayatımıza son veririz" diye, silah üzerine el basıp yemin bile etmişler.. Bütün bu isimler ve hepsinin ismini vermediğim ilk kuşak bankacıların, ortak bir özelliği vardı.. Bankayı nasıl kâr ettirdiklerini, nasıl güçlü olduklarını hiç anlatmazlardı.. Finansman sağlayıp, ortaya çıkardıkları fabrikaları, esnaf ve zanaatkâr düzeyinden "iş adamı" rütbesine yükselttikleri girişimcileri, övünerek sıralarlardı.. Geçen hafta, bankası elinden alınmış yeni kuşak bir zorunlu-emekli (veya yasaklı) bir bankacı ile konuşuyordum.. Sordum ona, -Siz neden önceki kuşak bankacılar gibi olamadınız?.. Her işleminizde, kredi verdiğiniz müşteriden çok, kendinizin kazanmasını düşündünüz? Hatta bazılarınız, karşı taraf da kazandığı zaman, acaba nerde hata yaptım gibi endişelere bile kapıldı.. Güldü.. -O ilk dönem bankacılıkta, kaynaklar bol ve ucuzdu.. Ayrıca ilk dönem bankacıların kendileri, sermaye sahibi değildi.. Biz, çok farklı ortamda çalışan, sıfırdan gelme girişimcileriz.. Belki de doğruydu söyledikleri.. Ama baştaki soruyu yinelemek istiyorum.. -Bir grup veya bir kişi, neden banka kurar? -Bir kişi neden bankacı olur? Çünkü bankacılık, iş hayatının en kompleks, en sofistike alanı.. Girişimci ile sermayeyi buluşturacaksınız.. Ve bunu, başkasının parasını (mevduat) kullanarak yapacaksınız.. Taşıdığınız riskleri bir düşünün.. Demek istediğim şu.. Bankacılık, apayrı bir meslektir.. Bir bankacı, aynı zamanda bir sınai veya ticari girişimin de sorumluluğunu taşırsa, ikisi de aksar.. Banka, kaynaklarını haksız ölçülerle plase edip, kendi işletmesini besler.. O işletme de, "nasıl olsa bankamız var" diyerek, irreel rakamlarla çalışır.. Ve bankacı, herkese hizmet vermek sorumluluğunu unutup, bazı girişimcileri rakip gibi görür.. Türkiye, yaşanılan acı olaylar ışığında, "sanayici-tüccar-bankacı" kavramını yeniden tartışmalıdır.
ŞAKA
BDDK, spora girerse..
Bankacılıktaki tasfiyelerin, spor medyasına sıçramasından korkuluyor.. Millî Takım'ın Teknik Yöneticisi Şenol Güneş'i başarısız bulan "spor otoriteleri"ne, BDDK'nın el koyacağı söylentileri var..
YA AVRUPA YA DEĞİL
MHP, iktidardan dışlanmalıdır!..
Gerçekten, Avrupa Birliği üyeliği bizim için, ulusal bir hedef mi? Gerçekten, Türkiye'nin yeniden-yapılanmasını istiyor muyuz? "Değişim"den anladığımız "Transformasyon" mu, yoksa "Deformasyon" mu?.. 75 yıldır çözümleyemediğimiz problemlerin, daha da büyüyerek, 21'inci yüzyılı da sürükleyip götürmesine razı olacak mıyız? Kıbrıs'ın bu haliyle bir 25 yıl daha "kriz konusu" olarak kalmasından mı yanayız? Önümüzde kısa bir süre var.. Aralık ayındaki Kopenhag Zirvesi'ne kadar "Değişim"i gerçekleştirirsek, Türkiye cihanın medeniyet ufkunda, gerçekten bir güneş gibi doğabilir.. Kaderimiz, Yunanistan'la, Fransa'yla, İngiltere'yle, Almanya'yla aynı olabilir.. Bir gün bizim de ulusal paramız Euro olabilir.. Kişi başına ulusal gelir payımız, bizim de 20 bin dolarlar düzeyine çıkabilir.. Bu yoldaki engel MHP'dir.. MHP, Hükûmet içinde kaldıkça, Avrupa Birliği üyeliği, hayal bile değildir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |