T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tuzaklar

Kıbrıs meselesi ile ilgili olarak çözümden yana 42 akademisyenin yayımladıkları bildiri üzerine, imza sahiplerinden biri ile bir tv. kanalında konuşuluyor. Konuşmacının yorumlayabilmesi için muhalefet liderinin bir konuşması da ekrana getiriliyor. Konuşmayı dinleyen akademisyen bu konuşma karşısındaki tepkisini şöyle dile getiriyor: "Halkın onları niçin iktidara getirmedikleri ve çok da iyi yaptıkları bu konuşmadan da anlaşılıyor."

Yine muhalefet lideri konuşuyor, sanki laiklikle uğraşan bir iktidar varmış gibi "Rica ediyoruz, lütfen laiklikle uğraşmasınlar, aksi halde demokrasi zarar görür, bu konular aşıldı, geride kaldı..." diyor.

Meclis başkanı üstelik protokol yetkililerinin de onayını alarak, eşi ile seyahate çıkacak olan Cumhurbaşkanı'nı uğurlamak üzere eşini de havaalanına getiriyor, ergenlik çağına girdiğinden beri başını örten eşi tabîî olarak yine başı örtülü geliyor ve uğurlama yapılıyor. Muhalefet lideri yine o bildik sert, gerilmiş yüzü, kavgacı tavrıyla konuşuyor: "Daha dün bir bugün iki, bu kadar acele etmeleri bir talihsizliktir, başörtüsü meselesini oldu bittiye getirmesinler..."

AK Parti Anayasa'yı, bütün demokrasi yanlılarının istediği şekilde ve uzlaşmaya dayalı olarak değiştireceğini söyleyegeldi. Muhalefet lideri vakit kaybetmeden, sanki bu söz parti iktidara geldikten sonra söylenmiş ve bununla da rejimin değiştirilmesi hedeflenmiş gibi yorum yapıyor ve bazı adreslere göndermede bulunuyor.

Bu örnekler muhalefetle ilgili.

İktidar, "Eğitim ve öğrenim hakkının önündeki engeller kaldırılacak", "Mesleki ve teknik eğitime talebi düşüren, haksız ve adaletsiz uygulamalara sebep olan mevcut üniversiteye yerleştirme sistemi, yarışmayı teşvik edecek ve adaleti sağlayacak şekilde değiştirilecek" deyince malum çevreler birincisini yalnızca başörtüsü yasağının kaldırılması, ikincisini de İmam Hatip mezunlarının üniversitelere girmelerinin kolaylaştırılması ile ilişkilendirerek aleyhte tavır alıyor, güdümlü ve sınırlı demokrasi yanlısı zinde güçleri tahrik etmek üzere harekete geçiyorlar.

Hasılı AK Parti'nin iktidara gelmesini hazmedemeyen ve ne yapsanız hazmedemeyecek olan çevreler tuzaklar kuruyor, durumdan vazife çıkarıyor, öküzün altında buzağı arıyor, bulamazsa yerleştiriyor, iktidarın gündeminde olmayan konuları gündemine sokmaya veya gündeme alınmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Maksatları da iktidarın önünü kesmek, onu kısır çekişmelerin içine sokmak, yar ve ağyârın takdir ettiği ve bir an önce gerçekleşmesini beklediği icraatı engelleyerek iktidarı yıpratmak. Evet, bu müzmin muhalifler biliyorlar ki, iktidar millete vadettiği iyileştirmeleri, önceliklere riayet ederek yapar, özellikle kısa vadede ülkenin biraz olsun rahatlamasını, yatırımların başlamasını, işsizliğin azalmasını, açların doymasını, hak ve özgürlüklerin hak edildiği şekilde kullanılmasını... sağlarsa, orta ve uzun vadede de köklü reformları ve yapı ile ilgili zorunlu değişiklikleri gerçekleştirir, ülkeyi çağdaş bir "halkı Müslüman olan ülke" haline getirirse onu kolay kolay yıpratmak ve gözden düşürmek mümkün olmayacaktır. Kötü maksat bu olduğuna göre iktidara düşen de bu maksada yardımcı olmayacak şekilde davranmaktır. Sayın Başbakan'ın ve diğer yetkililerin şu ana kadar sergiledikleri tavır takdire şayandır, hikmete uygundur, akl-ı selimin meyvasıdır. Onların öncelikleri değiştirmeden, tuzaklara düşmeden, tahrike pirim vermeden yollarında yürümeleri ve başarılı olmaları ülkenin yararınadır ve bu iktidar, bir daha kolay elde edilemeyecek bir fırsattır, bu fırsatın heba edilmesi, hiçbir kimsenin taşıyamayacağı kadar ağır bir vebal olur.


29 Kasım 2002
Cuma
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED