|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Perşembe günü oldukça "yoğun" bir programım vardı. Sabah 10'da Koç Holding'in yeni CEO'su (Chief Executive Officer) Bülent Özaydınlı'nın "Basın ve Kamuoyunu Bilgilendirme Toplantısı"na katıldım. Orada eski dostlarla buluşmanın keyfini yaşadım. Gün içinde, gazete için yaptığım birkaç toplantıdan sonra, akşam TÜSİAD'ın "GÖRÜŞ Dergisi'nin 10. Yılı dolayısıyla" verdiği kokteyle gittim. Önce TÜSİAD cephesini yazalım. Başkan Tuncay Özilhan toplantıya, İktisat Fakültesi'nden arkadaşım, Akbank Murahhas Üyesi Özen Göksel ile geliyordu. Ben de aralarına katılarak "üç İktisatlı" olarak toplantıya birlikte girdik. Kimler yoktu ki. "İyi ki katılmışım" dedim. Uzun zamandır görmediğim, sadece Kemal Derviş'in Amerika seyahati sırasında, TV'lerde "hep yanında" gördüğüm Şerif Egeli oradaydı. Yanında yine uzun zamandır görmediğim sevgili dostum Rona Yırcalı vardı. Hemen yanlarına gittim. Doğal olarak bir gün önce Ecevit'in yaptığı konuşmayı tartışıyorlardı. Şerif Egeli, "Toplantıda yanımda iki yabancı vardı. Bana döndüler "Acaba yanlış mı tercüme ediyorlar" diye sordular. Ben de "Yanlış tercüme etmiyorlar, Ecevit yanlış konuşuyor" diye cevap verdim" diyordu. Gerçekten de Ecevit'in "IMF'ye tavır alan" sözleri, hepimizi olduğu kadar Amerika'yı da şaşırtmıştı. Bu sırada Şerif Egeli, "Allah'tan piyasalar ve borsa Ecevit'i ciddiye almadı da yeni bir krizden kurtulmuş olduk" dedi. Söze Rona Yırcalı katıldı. "Ya Amerika, onlar da Ecevit'i ciddiye almadılar mı?" Şerif Egeli'ye göre, onlar "hem de çok ciddiye" almışlardı. Kemal Derviş bütün gece sabaha kadar Amerikalılar'ı "ikna" için uğraşmıştı. Kemal Derviş'in uyarısı üzerine daha sonra Ecevit, gazetelerin Ankara temsilcilerini toplayarak konuşmasındaki "keskinlikleri" yumuşatmaya çalışmış ve bunda da bir ölçüde başarılı olduğu için "IMF ile ipler" kopmamıştı. Sakıp Sabancı ve bizim Genel Yayın Yönetmenimiz Selahattin Sadıkoğlu biraz geç de olsa toplantıya aynı sıralarda katıldılar. Sabancı'nın üzerinde, 2001'de Koç Holding'ten "daha fazla büyümenin" ve "daha fazla kâr elde etmenin" mutluluğu vardı. Sabancı'yı mutlu etmeyen şey ise medya idi. "Gardaşım medyada tam rekabet var mı?" diye soruyor, bu soruya "Yok" cevabını alıyordu. Birkaç kez medyanın çok önemli olduğunu vurgulayarak sorusunu yineledi; "Medyada tam rekabet var mı?" Herkes biliyor ki yok. Sabancı da biliyor ama "durum tespiti" için soruyordu. Konuşmasını bitirdikten sonra "Ağam medyaya mı gireceksin? Zemin mi yokluyorsun" diye sordum. "Yok" dedi. Medyadan dili yanmıştı, canı yanmıştı, bir de içine mi girecekti? Tam arkamda Ali Kibar vardı. Bir gazeteci Ali Kibar'ı yakalamış, "Toyota ve Honda'dan yerli ortaklar ayrıldı. Sizin Hyundai ile ilişkiniz nasıl?" Ali Kibar'ın cevabı: "Biz ortağımızla gayet iyi anlaşıyoruz. İşlerimiz de fena değil. İhracata ağırlık verip işi götürüyoruz." Toplantı da bir de "çok eski" tanıdığa rastladım. Özen Göksel'in yanında duruyordu. Özen, "Dışbank Murahhas Üyesi Tayfun Beyazıt" diye tanıştırdı. Şöyle bir baktım tanıyorum, tanıyorum ama Dışbank'tan değil. Tayfun Beyazıt, "Can Bey Yapı Kredi'den tanışıyoruz" dedi. Hemen hatırladım. Çok genç ve çok başarılıydı. Sonra İsviçre'ye, Çukurova Grubu'nun bir başka bankasına gitmişti. Demek ki, Aydın Doğan onu oradan transfer ederek Dışbank'ın başına getirmiş. GÖRÜŞ Dergisi'ne 10 yıl önce start veren Bülent Eczacıbaşı doğal olarak toplantıda ve kürsüdeydi. Konuşmasını bitirdikten sonra kulağıma eğilip, "Görüyorsun bir zamanlar biz de medyaya bulaşmıştık" dedi. TÜSİAD biraz uzun kaçtı. Toplantıya katılanları, Vural Akışık'tan, artık "barışmış" olduğumuz Güneri Civaoğlu'na kadar tek tek saysam bu sütun yetmeyecek ve Koç toplantısına gelemeyeceğim. Onun için kısa keselim. KOÇ'un CEO'su Bülent Özaydınlı'nın konuşmaları ve de "verginin mutlaka düşürülmesi ve yaygınlaştırılması" gibi "önemli uyarıları" gazetelerde var. Toplantı sırasında da çok başarılıydı. Ben asıl oradaki dostlarıma sözü getireceğim. Bu ay sonu itibariyle 60 yaş nedeniyle "emekli" olan Hasan Subaşı, galiba birkaç ay dinlendikten sonra "yeni bir etkinlikle" iş dünyasında yer alacak. Hasan Subaşı'nın ayrıldığı Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanlığı'na getirilen Cengiz Solakoğlu her zamanki "güler yüzlü" haliyle toplantıya gelmişti. Çıkarken onun dağarcığında olan, "Anadolu'da yaşanmış 140 fıkrayı" kitap yapmak üzere anlaştık. O bana anlatacak, ben de yazıp kitap haline getireceğim. Eğer yeni başkanı olduğu Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'ndan fırsat bulabilirse. Bir de eski dostum Rüştü Saraçoğlu oradaydı. Toplantıya biraz erken gelmiş ve biraz kilo almıştı. "Rüştü saçların ağarmış, kilo almışsın" dedim. 4 kilo almış. "Saçlara da normal olarak bu yaşlarda ak düşüyor" dedi. Koç Grubu'na dahil olduğu haberini veren gazeteler, eski fotoğraflarını kullanıp, rötuşla şakaklarına beyazlık vermişler. Onu konuşup bol bol gülüştük.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |