|
|
|
|
Diyarbakır'da kaybetmekten korkan Galatasaray, kazanamazsa neler kaybedeceğinden daha fazla korkmak zorundaydı. Adam hiç bir yeni fikre, hele oyun oynanırken farklı bir açılıma hamile değil. Aylardır küçümsediği takımlara Berkant-Arif-Berkant ve Ümit'le saldırarak düşük yapmıştı zaten. Dün de sorumsuz laubalileri bol tuttu. Tek forvetle Barcelona'ya Nou Camp'ta 2 tane bulmuş, diğer dünya devlerine hep tek forvetle yazmış, Diyarbakır'da yine çok forvet, az defansla Denizli, Antalya, Yozgat, Ankaragücü, Göztepe ve Gaziantep'te yaptığı hatayı tekrarladı. İnsanın ilk yanlışı hata, aynı yanlışı yinelemesi ancak kaza, ama tekrar tekrar aynı yanlışı yapması ise aptallıktır. Sorumluluk alması gereken Arif ve Hasan, tam bir sorumsuzluk örneği sergileyince ilk yarı yavan bir futbolla gevelendi. İkinci yarıda hamamı bırakın tas, kurna, hatta sabunu bile aynıydı adamın. Adamın tek artısı nihayet Suat'ı keşfetmesi ve emektarın sahada pozitif oynayan tek isim olmasıydı. Diyarbakırspor, gücünün üstünde ve mertçe mücadele ederek kendisi için altın değerinde bir puana yazılmıştı. Misafirinin ise mutlak ihtiyacı olan 3 puanı alabilmek için sürebileceği kozları sınırlıydı. Rakibin dengesini bozabilecek sürprizleri üretmek için de adamın birşeyler düşünmüş olması gerekiyordu. Ama adam, geri gömülüp, kucağına alıp, öpe seve yeneceği maçlarda kendisine korkak denildiği için Hıncal Uluç'a nazire yaparcasına çok forvetle oynamayı seçmişti. Musluğun altına dört tas koyup bol suyunuz olsun isteyebilirsiniz. Ama birinin musluğu açması gerek be adam!.. Galatasaray'ın Sergen'siz zerafetini kaybeden üretim özürlü futbolu Ergün'süz kalınca şampiyon adayını sıradan bir takım yapmış. Diyarbakırspor rakibinin sıradanlığını keşfetsiydi maçı da kazanırdı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |