|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sen gelmez oldun
--Uzun süre sizi BRT'de izledik. Sonra bir dönem eski programlarınız yayınlanmaya başladı. Ve onlar da çok ilgi görüyordu. Neden sizi bir yerde göremiyoruz? Neden ortalardan kayboldunuz? -- Geçtiğimiz hazirandan beri program yapmıyorum zaten. Bunun sebebi kanalın ekonomik krizden etkilenmiş olması. Tabii bu tür kaliteli bir programı başka kanallarda yayınlatmak da güç. -- Neden güç? -- Ben bu programın bu kadar tutacağını tahmin etmemiştim. BRT dışında diğer kanallarda yayınlanması zor, çünkü onlar televole stili programları ve sanatçıları tercih ediyorlar. Bu bir tercih meselesi. Bu benim duruşum. Bir sağlık kanalı var. 'Medical Channel' diye belki orada yapabileceğiz. Bu konuyu düşünüyorum. Popüler kültürle uğraşmayan öğretici bir kanal. Burada rahat edebileceğimizi düşünüyorum. -- Sizi sevenler bir an önce dönmenizi dört gözle bekliyorlar. -- Biz de çok özledik müzik yapmayı. Ben tek başıma değilim. Arkadaşlarım var, bir araya geldiğimizde yaptığımız müzikten büyük zevk alıyoruz. -- Peki televizyon dışında Gülay ne yapıyor? Müziğin dışında mı duruyorsunuz? -- Hayır. Arkadaşlarımın sahibi olduğu ufak ama samimi bir ortam var, orada söylüyorum. İçimden nasıl geliyorsa, bir kısıtlama olmadan, bazen saatlerce türkü söylediğimiz oluyor. Bakırköy'de ve Taksim'de yine dostlarımızın işlettiği ufak ama samimi mekanlar var. Haftanın belli günlerinde orada oluyoruz. Beni sevenler, bir avuç ama kalpten seven insanlar. -- Tam burada, şu soru akla geliyor. Siz duruşunuzla popüler sanatçıların dışında bir görüntü çiziyorsunuz. Sizi televole tarzı programlarda hiç görmüyoruz. Kavgalarınız-döğüşleriniz-skandallarınız ekranlarda yer almıyor. Neden? -- Evet, eğer sanatçı diye böyle bir zümre varsa, ben sanatçı sınıfına girmiyorum demekki. (gülüyor) Ben gayet medeni bir insanım. Bu tür programlar hakkında kötü konuşmuyorum. Bu açıdan bakarsak, bir takım televizyon kanallarında yer almayışım benim değil onların tercihi. Demekki, programlarına, anlayışlarına uygun bulmuyorlar. Zaten benim de onlara verebileceğim bir şey yok. Ben nasıl kendi programıma davet ettiğim konukları seçiyorsam, onlar da kendilerine uygun olanı seçiyorlar. Zaten davet edilsem de örtüşemeyeceğim, aynı dili konuşamayacağım ortada. Dolayısıyla bunda bir gariplik yok. -- Sizde mi bir gariplik var? Çünkü izlediğimiz Gülay, hüzünlü bir portre çiziyor. Sizi dinlerken içimiz burkuluyor. -- Herhalde... Son derece hassas ve duyarlı bir yapım var. Özellikle türkü söylerken, söylediğim şey zaten beni etkiliyor. Kendimi zor tutuyorum. Ama bu sesimin tonundan anlaşılıyor. Geçenlerde bahsettiğim sağlık kanalında bir programa davetliydim. Oradaki bir konuk bana, "Sanki siz söylemiyorsunuz, içinize ilahi bir ses girmiş" dedi. Bu benim kişiliğimle ilgili bir şey sanırım. Dünyaya bakışımla, dünyayı-hayatı algılayışımla ilgili bir şey. Bu benim bir taraftan işim, bir taraftan aşkım. Bir şeyi çok severek yaptığınızda karşı tarafın etkilenmemesi zor. Hayatla ilgili çizdiğim bir çerçeve var ve onun dışına çok çıkmıyorum. Dostlarımla oturmayı, ki şu anda oturduğumuz mekan onlara ait, burada türkü söylemeyi seviyorum, kızımla sinemaya gitmeyi seviyorum, evimde olmayı seviyorum... -- Aykırı bir sanatçı mısınız? Yoksa nesli tükenmiş denilen insanlar sınıfına mı giriyorsunuz? -- Bu duruşum aykırılıksa aykırılığı seviyorum. Ben bana söyleneni değil sadece sevdiğimi yapıyorum. Bunun da bir bedeli var ve bu bedeli ödüyorum. -- 'İçinize ilahi bir ses girmiş' diyen kişi haklı. Peki bu sesin ve müziğe karşı bu aşkınızın sebebi genetik mi? -- Benim babam da bir sanatçı. Hatta albümde söylediğim 'Babuba' isimli eserin sözleri de ona ait. -- Tam buraya gelmişken, hemen albümden bahsedelim. Televizyon programıyla aynı isimli albümünüz yani 'Damlalar' çok sevildi. Bir sürü insan özellikle 'Sen Gelmez Oldun' türküsünü dillerinden düşürmez oldu. Hatta kimileri o kadar çok sevdi ki (!), albümlerine aldılar. Fakat gariptir sizden hiç bahsedilmiyor. Açık söyleyeyim hiç biri de sizin duyarlılığınızda söylemiyor. -- Ne diyebilirim. Bunu insanların düşünmesi gerekir. Albüm yapmam zaten büyük bir tesadüf. Bu türküleri albüm yapacağım diye kaydetmedim. Arkadaşlarla canlı bir şekilde kaydettik. Bir biçimde bunu dinleyen yapımcı sevmiş olacak ki, bu albüm ortaya çıktı. Ayrıca bundan önce de yapmış olduğum bir albüm var. İnsanların 'Sen Gelmez Oldun'u alıp okumalarını normal karşılıyorum. Ama normal olmayan bir şey var. Bunu herkes biliyor. -- Bu türkünün bu kadar sevileceğini tahmin ediyor muydunuz? -- Bu benim çocukluğumda dinlediğim bir türkü. Beni çok etkileyen çok sevdiğim bir türkü. Ben türkülerin birine mal edilmesinden hoşlanmıyorum. Başka birileri tarafından okunmasının çok da önemi yok ama türkünün söyleyenle örtüşmesi de uygun olur. -- Hayata da hep hüzünlü mü bakarsınız? -- Genelde ağlak baktığımı söylerler. Sanki dokunsalar hemen ağlayacakmışım gibi. Aslında bu bir bakıma doğru. Ufacık bir şey, bir kedi, bir kuş, bir ağaç ki, kötü ve acıklı bir şey olması da gerekmiyor, herhangi bir şey beni hemen ağlatabilir. -- Televizyon programında da gözünüzden yaşlar süzüldüğünü görmüştük. Peki bu ışıklar, kameralar karşısında nasıl oluyor? -- Ben unutuyorum. Yani o anda nerede olduğumu unutuyorum. Sanki bir dostla beraberim ve onunla sohbet ediyorum. O anda beni ağlatacak bir şey olursa oluyor. Kimi zaman ağlıyorum, kimi zaman gülüyorum. Zaten program çok doğal ve içten olduğu için seviliyordu. -- Türkülerde genelde aşk ve aşk acısı var. Peki aşkın sizdeki yeri nedir? -- Aşkı acısı çekmemek mümkün değil. Zaten aşk içinde acıyı da barındırıyor. Tabii bendeki aşk zaman zaman mistik de olabiliyor. Beni coşturan ya da hüzünlendiren her zaman bir insana duyulan aşk olmayabiliyor. Daha önce de bahsetmiştim, normal insanlara göre aşık olunmayacak şeylere aşk duyabilirim. Bu bir ses, bir görüntü, bir hayâl de olabilir. -- Gülay bundan sonra neler yapmak istiyor? -- Şu sıra zaten Türkiye'de değilim. Kıbrıs'tayım. Lefkoşa Üniversitesi'nde okuyorum. Halâ müzik üzerine kendimi geliştiriyorum. Tabii bir anlamda zorunluluk olarak da algılanabilir. Türkiye'nin durumu malum. Kriz vesaire...Eh böyle bir zamanı verimli değerlendirmek için müzik eğitimine devamı seçtim. Zaman zaman Türkiye'ye geliyorum. Özellikle tatillerde. Hatta hafta sonlarında. Dediğim gibi, dostlara ait mütevazı mekanlarda müzik yapıyoruz. Aslında hedefim Amerika'da jazz okumak. -Yoksa halk müziği Gülay'sız mı kalacak? - Hayır. Halk müziği de benim bir aşkım. Bu topraklarda çıkan ve insanın ruhunu derinden sarsan bir müzik. İnsan sevdiğinden vazgeçemez. Hele o da seni seviyorsa. Türkülerimiz de beni seviyor. Bunu hissediyorum. Hissettiklerimi türkülerden başka hiçbirşeyle ifade edemiyorum. Sanki hep, derler ya, 'boğazımda bir yumrukla dolaşıyorum'. Bende bu hüzün oldukça daha doğrusu ben Gülay oldukça kendimi, hissettiklerimi türkülerle ifade edeceğim. Ne garip, sanki türkülerle konuşan bir insanım ve o olmasa kendimi dilsiz kalmış hissedeceğim. Sen Gelmez Oldun
Deyiptin baharda görüşelim
Sen gelmez oldun sen gelmez oldun
Biz bu sonbaharda buluşacaktık
Sen gelmez oldun sen gelmez oldun
Demiştin kapına gelirim diye
Sen gelmez oldun sen gelmez oldun
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |