T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

C U M A R T E S İ
Seymen Ağa-Bahar Turizmi...

Oğlan üniversiteyi Amerika'da okuyor. Babası öldüğü için aynı zamanda bir aşiretin de lideri. Kız da üniversiteyi Amerika'da okuyor. O da bürokrat bir ailenin kızı: Ressam.

Bu iki genç tesadüfler sonucu Amerika'da tanışıyorlar. İlk bakışlar ve kaçınılmaz bir aşk. Sonrasını çoğumuz biliyoruz. Kız oğlanla evlenip, Anadolu'nun bir şehrine gelin gidiyor ve akıl karıştırıcı, binbir türlü entrikanın yaşandığı bir konakta sevdiği insanla hayatı paylaşmaya çalışıyor.

Genç kız konakta dolaştıkça, koridorlarda, mutfakta gezindikçe Anadolu'muzun o güzel motiflerini de tanıyor ve yaşıyor. Aynı şekilde biz izleyenlerde bunu yaşıyoruz. Tabii bu sadece konakla kalmıyor yaşadığı beldenin sokakları, evleri, evlerden sarkan kilimler, halılar, yollardan geçen at arabaları, hep başka bir hayatın güzelliğini ve tadını yansıtıyor. Hele de bir ressam olan "gelin hanım" için bu bulunmaz bir nimet.

Gel gelelim "Her nimetin bir külfeti vardır" sözünden hareketle gelin hanım Bahar (Nurgül Yeşilçay) hayatında hiç tanık olmadığı ve olamayacağı bir entrikalar zincirinin içinde olduğunu ve ömrünün geri kalan bölümünün bütün bunlarla birlikte yaşaması gerektiğini yavaş yavaş hissediyor.

Öykümüzün esas oğlanı Seymen Ağa (Özcan Deniz) Batı kültürü almış, fakat köklerinden kopmamış, hatta büyük bir ailenin yönetimini genç yaşında üstlenmiş ve bu ağırlığı kaldırmaya çalışan mert ama içinde hâlâ çocuksu fırtınalar esen, aslında yeni evlendiği Bahar'ıyla güzel günler yaşayıp doğacak evlatlarını büyütmek isteyen mert bir delikanlı.

İşte bu iki ana karakter öykünün en dramatik kişilerini oluşturuyor.

Anne kız kardeş ve ailenin diğer üyeleri bir biçimde zaten böyle bir hayatın içine doğmuşlar ve onunla yaşamaya alışmışlar. Tıpkı uzun süren bir hastalıkla yaşamasını öğrenen insanlar gibi.

Gel gelelim Bahar ve Seymen aslında bu alışılması pek de kolay olmayan entrikalarla, belalarla dolu hayatı kazasız belasız nasıl yaşayacaklar?

İşte öykü izleyenlere hep bunu düşündürüyor. İster istemez kendimizi oyuncuların yerine koyuyoruz. Hikaye öyle ilginç işlenmiş ki biz izleyenler sadece öykünün asıl kahramanlarını değil, yan karakterlerini ve kötü karakterlerini de yaşıyoruz. Kendimizi onların yerine de koyuyoruz. Kötü karakterlere kızamıyoruz, çünkü onlar hayatın içersinde her an karşılaşabileceğimiz türden insanlar.

Asmalı Konak trajik, traji-komik ve entrikalarla örülmüş yapısını gitgide yükselterek sürüyor. Bütün bunlar izleyiciyi ekran başına kilitliyor.

Dizinin baş kadın oyuncusu Nurgül Yeşilçay Asmalı Konak'taki performansıyla öne çıkarken aslında bunun ilk sinyallerini Ali Kırca vermişti. Nurgül Yeşilçay'ın Türkiye'nin gelecekteki Türkan Şoray'ı olacağını vurgulamıştı.

Özcan Deniz ise kendisinden beklenmeyen hatta kendisinin de beklemediği bir oyunculuk başarısını yakaladı. Farklı bir kimlikle ve değişik bir Özcan Deniz olarak belleğimizde yer etmeye başladı. Oysaki biz onu Hilmi Topaloğlu, Alişan, Mustafa Topaloğlu vs. ile birlikte görmeye alıştığımız orta karar şarkıların adamı olarak tanımıştık. Sanki bu diziyle Özcan Deniz başka bir insan oldu.

Asmalı Konak'ta çoğu oyuncu Türk sineması ve tiyatrosundan yakından tanıdığımız isimler hepsi burada çok değişik ve etkileyici karakterler olarak karşımıza çıkıyor Asmalı Konak oyuncuların da kariyerine kariyer katıyor.

İşte bu Asmalı Konak'ın en beklenmedik tarafı bir şehrin ekonomisini canlandırmasıydı ki bu da dizinin çekimleri süresince kendiliğinden oluştu ve Ürgüp-Kapadokya doğal bir film platosu haline geldi.

Asmalı Konak'tan yapımcıları, yayıncıları memnun olduğu kadar herhalde en çok memnun olanlar yöre halkı. Üstelik hiç planda, programda yokken. Bereket denilen şey bu olsa gerek.

Asmalı Konak'ı Ararken

Arabamızla Kayseri'den İncesu'ya, oradan da başdöndürücü bahar çiçeklerinin kokuları içinde Aksalur yoluna giriyoruz. Bu yol döne döne bizi Ürgüp'e götürecek. Henüz yeni yeşermeye başlamış çimlerin ve rengarenk çiçek denizinin içinde yüzüyoruz sanki. Sağımız, solumuz akıl almaz güzellikte bir renk cümbüşü. Biz sanki bir tablonun içersinde yolculuk yapıyoruz.

Daha yolculuk sırasında bizi bu kadar etkileyen Orta Anadolu'nun bu baş döndürücü coğrafyası elbette Ürgüp'e yaklaştıkça hem bizleri, hem de bizim gibi oraya gelenleri etkileyecek kuşkusuz.

Daha yolun yarısındayız. Bir çeşme başında mola veriyoruz. Burası gelen geçen içsin diye yapılmış bir "hayrat". Bulunduğumuz yer neredeyse dağ başı sayılır. Ama yurdumuzun güzel insanı ne olur ne olmaz diye buraya suyu buz gibi akan bir çeşme yapmış. Elimizi, yüzümüzü yıkıyor ve çeşmeden gür akan sudan avuç avuç içiyoruz. İşte tam o sırada eşeğiyle bağından gelen bir köylü amcaya rastlıyoruz. Adının Hidayet olduğunu öğrendiğimiz amca bize selam verir vermez Asmalı Konak'tan bahsetmeye başlıyor. Çok ilginçtir, bulunduğumuz yerle Ürgüp arasında daha en az 30 kilometre var. Dizi bir biçimde yöre insanını çok etkilemiş. Hidayet Amca Özcan Deniz'den bahsediyor. Kendisi görmemiş ama yeğeni Özcan Deniz'le tanışmış. "Gara gaşlı, gara gözlü, babayiğit bir çocuk" diyor. Özcan Deniz'i methediyor. Evdekiler de Bahar rolündeki Nurgül Yeşilçay'ı beğeniyorlarmış. Hidayet Amca dizide gerçeğe aykırı bir şey olmadığını söylüyor "Amma bizim buralarda böyle aşiret gavgaları filan olmaz" diye ekliyor. Anadolumuzun bu bölgesinde değişik inanışta insanlar uzun süre birarada yaşamışlar. Müslümanlar, Rumlar, Ermeniler bu bölgede bir ilişki içerisinde olmuşlar. O yüzden bu bölgenin insanı hadiselere daha geniş ve rahat bakabildiği için bu tür kavgalardan uzak durabilmiş. Bu da Orta Anadolu halkının çok daha hoşgörülü ve yumuşak bir karakteri olduğunu ortaya koyuyor.

Sohbet uzarsa hava kararacak ve biz Ürgüp'e dolayısıyla Asmalı Konak setine geç kalacağız. Çok ilginçtir dizinin neredeyse tamamı bu bölgede çekilmesine rağmen oyuncular ve diğer teknik kadro günübirlik bu bölgeye gidip geliyorlar. Yani dizi çekimi boyunca bu bölgede yaşamıyorlar. Dizi çekiminden sonra havayı koklamak ve set hakkında fikir sahibi olabilmek için Ürgüp'e erken gitmek istiyoruz.

Fakat gel gelelim bizi bir sürpriz bekliyor. Aksalur yolunu bitirdikten sonra tepeden Kapadokya'nın o muhteşem görüntüsünü en az bir yarım saat seyretmek zorunda kalıyoruz. Sonra şehre giriyoruz. Musluktan buz gibi suyu içtik ama karnımız fena halde zil çalıyor. Bir lokantaya giriyor ve orada kalıyoruz.

İşte bu lokanta maceramız Asmalı Konak hakkında yazacağımız yazının eksenini başka bir yere kaydırıyor. Ürgüp'te büyüğünden küçüğüne neredeyse herkes dizide bir biçimde yer almış sanki. Oynamadığı halde kendini o dizinin bir parçası sayıyor. Haliyle kırılanlar olmuş, hatta setten kovalananlar olmuş ama genel kanı insanlar burada çekilen Asmalı Konak dizisiyle bütünleşmişler. Lokanta sahibi Asım Ağbi "Burası küçük bir yer sayılır. Herkes birbirini tanır. Dışarıdan gelip burada iş kuranlar da var. Ama kısa sürede herkes kaynaşır. Bu dizi çekilirken daha yakın olan lokantalar vardı. Haliyle insanlar oralardan karnını doyuracaktı. Yalnız ben bir gün bu dizinin oyuncularının buraya da geleceğine inanıyordum" "Niye" diye soruyoruz, "Nereden biliyordun" Cevabı basit ve net: "Her gün bal yiyen baldan usanır hemşehrim. Bunlar da bir gün değişik bir yerde karınlarını doyurmak isteyeceklerdi elbette." Asım Ağbi'nin sözlerine hayran oluyoruz. Tabii o yaşının da getirdiği bir tecrübeyle konuşuyor. Buradan da anlıyoruz ki Asmalı Konak şöyle ya da böyle bölge ekonomisine ki -tabii daha çok alıp satmayla alakâlı- ciddi bir hareket getirmiş. İrili ufaklı herkes bu dizinin bereketinden nasibini almış. Tabii sadece dizideki oyuncular-elemanlar değil bu diziden sonra bölgeye akın eden yerli ve yabancı turistler asıl hareketi getirmişler. Herkes biliyor ki zaten hareketli ve bu mevsimlerde dahi turisti olan Ürgüp ve çevresi dizi çekilmeye başlandıktan sonra daha da bir canlılık yaşıyor.

Hayretle görüyoruz, bir dizi bölge halkına her zaman rastlayamayacağımız bir heyecan getirmiş. Ürgüp-Kapadokya bölgesi bir plato ve herkes o dizinin oyuncuları olmuş.

Asmalı Konak dizisi bir sinema filminin film etkisinin dışında ülkeye farklı etkilerinin olduğunun bir göstergesi.


SAYI 10
 
MEHMET ÇİÇEKYÜZLÜ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED