T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kaynak polis, haber siyasî, şaibe yüksek ama
Basın Konseyi oralı değil!

Adı daha önce işkence ve küçük çocukları rehin alma olaylarına karışmış, üstelik "görev ihmali" nedeniyle mahkumiyeti bulunan bir polis şefi, gözaltındaki bir sanıktan, "ölüm tehditi"yle bazı ifadeler alıyor.

Sanıktan şunları söylemesini istiyor:

"Saadettin Tantan, İçişleri Bakanlığı döneminde, polisteki sanık ifadelerine eklemeler yapıyordu. Benim ifadelerime de bazı eklemelerde bulundu ve benden ünlü bir siyasetçiyle yakınını suçlamamı istedi."

İşkence tehdidiyle alınmış bu ifadeler, "Büyük Komplo" başlığıyla bir gazetede yayımlandı:

"Tantan döneminde gözaltına alınan sanığın polis ifadelerine eklemeler yapıldığı ortaya çıktı. Hedef bazı siyasî, bürokrat ve işadamlarını yok etmek... Ünlü bir siyasetçi ve kardeşi de Tantan'ın komplo kurduğu isimler arasında yer alıyor."

Fakat ilginç bir gelişme oldu.

Sanık, bir başka gazeteye gönderdiği mektupta, kendisine atfedilen ifadeleri, adı geçen polis şefinin zoruyla (ölüm tehdidiyle) verdiğini, "Büyük komplo" başlığıyla yayımlanan haberin ise tamamen "hayal ürünü" olduğunu açıkladı.

Sanığın avukatı da, önceki gün düzenlediği basın toplantısında polis şefini suçladı.

Durum "karışık" gibi görünüyor ama, oldukça basit.

Amaç, öncelikle, kartelin en büyük ortağını yolsuzlukla suçlayan Tantan'ı harcamak, sonra da hakkında türlü şaibeler bulunan ünlü siyasetçiyi ve onunla kan bağı bulunan yakınını temize çıkarmak.

Bu, takdir edersiniz ki, "organize" bir çalışmayla mümkün.

Bu nedenle, bir polis şefi bulunuyor.

Polis şefi, bir sanıktan zorla bazı ifadeler alıyor.

İfadeler bir gazetede manşete çıkarılıyor ve kamuoyunun manipüle edilmesi sağlanıyor.

Adı geçen polis şefinin ne vaadedilerek bu işe zorlandığı meçhul.

Bunu İçişleri Bakanlığı müfettişleri ortaya çıkaracak.

Beni, polis şefinden çok, "Büyük komplo" haberinin altındaki imza ilgilendiriyor.

Daha ziyade polis ve gizli servis dünyasıyla ilgili haberlere imza atan bir gazeteci arkadaşımız bu.

İlginç bağlantıları var.

Örneğin, DGM soruşturmalarına ait evrak, ilgili mahkemelerden önce bu gazetecinin eline geçiyor.

Polis soruşturmalarıyla ilgili evrakın ilk adresi de aynı kişi.

Merak ettiğim husus şu:

Gazeteci arkadaşımız, işkence zoruyla alındığını bile bile neden bu ifadelerin üzerine atlıyor?

Bunu sadece gazeteci merakı ve insiyakıyla açıklayabilir miyiz?

İlginçtir, arkadaşımız, adı geçen polis şefiyle de can ciğer kuzu sarması.

Birlikte takıldıkları biliniyor.

Yemeklere gittikleri, gazetenin barında oturup kafayı çektikleri, teklifsizce birbirlerine her türlü şakayı yaptıkları...

Güzel bir beraberlik.

Ancak bu "güzel beraberlik", polis şefinin başını derde sokacağa benziyor. Çünkü, DGM soruşturmasına ait hazırlık evrakını ilgili mahkemeye göndermeden önce basına sızdırdığı için, geçen yıl hakkında "görevden alınma" istemiyle bir dava açılmıştı.

Bunu, muhtemeldir ki, başka davalar izleyecek.

Gazeteci arkadaşımız ise bu güzel beraberliğin karşılığını "ödüllendirilerek" alıyor. Bu yıl, bazı meslek kuruluşlarının "yılın habercisi ödülü"ne layık görüldü. Ödül alan haberlerinin tümü, tahmin edeceğiniz üzere, polis kaynaklıydı.

Peki "mesleğin bağımsızlığı"nı önceleyen basın kuruluşları, örneğin "Gazeteciler Cemiyeti", örneğin "Basın Konseyi" bu güzel beraberliği nasıl açıklıyor?


22 Mayıs 2002
Çarşamba
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED