T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yalakalığın da bir hududu var!

Başbakan'la birlikte ABD'ye uçan 250 "talihli"den biri değiliz ama, kör de değiliz... Aptal, hiç değil.

Kaç gündür gazetelerde, özellikle "tahsisli" medyada, ABD gezisinin getirdikleri-götürdükleri konusunda, tahayyül sınırlarını da zorlayan yazılar okuyoruz.

Çoğu "kabul ettirdik", "gösterdik", "anlattık", "başardık" fiiliyle biten cümleler.

ABD, örneğin, Kıbrıs konusundaki haklılığımızı "anlıyor", Ankara'nın Kuzey Irak'ın statüsüne ilişkin tezini "kabule değer buluyor", IMF'nin önceden sözverdiği o bir türlü gelmeyen 14 milyar doların tediyesini "sağlıyor", Yunan yetkililerinin telefonlarına bile çıkmayan Cheney Ecevit'le "başbaşa görüşüyor", Beyaz Saray'daki kabulde Rahşan Ecevit'in giydiği beyaz tayyör "hayranlıkla izleniyor", "kriz"e rağmen hükümetin gösterdiği yönetim başarısı ABD'lileri "bir kez daha şaşkınlığa uğratıyor", vs...

Hele o fotoğraf...

ABD Başkanı Bush'un Ecevit'in önünde "ihtiramla" eğildiğini gösteren, muhtemelen Anadolu Ajansı yetkililerinin seçip servise koyduğu fotoğraf.

Haklılığımızı birinci elden tescil ettirmekle kalmıyor, "Oval Ofis"in de intikamını alıyoruz.

Yapış yapış bir yalakalık.

LDP Genel Başkanı Besim Tibuk'un da altını çizdiği gibi, geziyle ilgili haberleri okuyunca insanın tüyleri ürperiyor.

Niçin mi?

Tibuk cevaplasın isterseniz:

Ecevit'in ABD gezisindeki çabalarını olumlu buluyor, özellikle ABD ile olan ticaretimizin gelişmesi için sunulan önerileri destekliyoruz.

Gezi ile ilgili gelişmeleri öğrenmek için gazetelerden birini alıp bakıyoruz ve "Türkiye Koşuyor" diye bir başlık görüyoruz.

"Allah Allah" diyoruz, "Türkiye'deki kriz bitti, şirketler kâr etmeye başladı da bizim mi haberimiz yok!"

Haberin içeriğine bakıyoruz; sözü edilen 10 milyar dolarlık kredi.

Yani borç...

11 Eylül sonrası olaylar ve Afganistan'da yaşananlar sayesinde zar zor, yalvar yakar alınan borç.

Aynı gazeteden başka bir haber: Ecevit iki ülke arasındaki ticareti geliştirme konusunda üç somut istekte bulunmuş ve bu istek geçiştirilmiş. Ama gazete "Cheney'den olumlu yaklaşım" başlığını kullanıyor.

Başka bir gazeteye dönüyoruz:

Başlık "Cheney Ecevit ile yüz yüze görüştü."

Nasıl görüşeceklerdi?

Telefonla mı?

Yalakalığın dozunun kaçtığı haberin devamından anlaşılıyor; meğer Cheney Yunan Başbakanıyla sadece telefonda muhatap olmuş.

Aynı gazetede Ecevit'in, Dünya Bankası Başkanı Wolfhensohn ile görüşmesine de yer veriliyor. Habere göre Wolfhensohn Köy-Kent projesini desteklediklerini berlirtmiş, Ecevit de çok duygulanmış.

Wolfhensohn Köy-Kent projesini nereden bilsin! Belli ki, danışmanlarından Ecevit'in bu konudaki saplantısını öğrenmiş, "diplomatik nezaket"le konuğunu onore ediyor.

Haber öyle bir dille veriliyor ki, sanırsınız ABD'li yetkililer bu projeden çok etkilenmişler de, aynı saçmalığı kendi ülkelerinde uygulayacaklar.

Ayıp...

Bu üslup, bu "yaranma çabası", kimi kredilerin devamı ve selameti için "gerekli"dir/gerekli görülebilir.

Nasıl derler, "tolore edilebilir" bir yalakalık.

Ama bunun da bir haddi, bir ölçüsü, bir sınırı yok mudur?


18 Ocak 2002
Cuma
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED