T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Gönül evini hangi ses boş bulursa o gelir, tutar...
Sevgili Arabam

İnsan hiç arabasına aşık olur mu? Olmaz canım demeyin…Olur…Bal gibi olur…Aşağıdaki satırları okuduktan sonra bana hak vereceksiniz.

Onu ilk defa 1994 Nisanında gördüm…22 Nisan …Fena değildi…Hiç de fena değildi… Daha plakası bile monte edilmemişti. Kısa bir tur yaptım ve onu evimin yakınındaki cebe park ettim.

Ertesi gün, eşim plakayı monte etmek için aşağıya indi… Balkondan seyrediyorum… Plaka monte edildi…

Evimiz hafif bir rampada… Eşim geri geri geliyor… O da ne kontrolü kaybetti… güm… güm… gümmm…

Yukarıdan fren, fren, frennnn diye ne kadar bağırsam da fren bulunamadı. Zavallı damadım daha ilk günden, vuslata eremeden, sol kolunu, sol bacağını ve sol kalçasını kırmıştı.

Oldukça da kuvvetliymiş… Dayak yemişti ama park halindeki 3 arabayı da bir güzel dövmüştü...Hem de tek başına…Zaten açıkçası o gün gözüme girmişti… Herkülüm benim…

Bu kazadan sonra onu satmayı düşünmedim değil… Hani derler ya at, avrat, silah uğurlu gelmeli diye... Uğurlu gelmemişti işte bize…

O gün, zavallım beni o halde işyerime kadar götürdü…

İşyerinde herkes:

-Sat bunu, artık tamir de ettirsen iyi olmaz… Orjinalliği bozuldu, diyordu.

Yani şimdi olur muydu? Bu bana yakışır mıydı? Hayır, hayır, bu bana yakışmazdı… Ona bir şans daha vermeliydim…

Bir süre onu tedavi ettirmedim… Bekledim akıllansın diye… Bir daha böyle yaramazlıklar yapmasın diye…

Yaklaşık 2 ay sonra tamircinin yolunu tuttuk ve kısa bir süre ayrı kaldık…

Sanıyorum akıllanmıştı … Çünkü tamircinin yerini bana uzun zaman unutturdu…

Günler böylece geçti… Yıl 2002 ve ben hala o arabayı kullanıyorum…

Geçen gün tamire götürdüm. Onu kaldırdılar… Bütün iç organları ortaya çıktı…

İbrahim Usta:

-Ay Hanım, yahu bu orijinal…Hiçbir parçası değişmemiş, dedi…

Eee bir söz vardır : At sahibine göre kişner… Ona her zaman iyi baktım…Onu hiç zorlamadım…Riske hiç atmadım…

Sağını, solunu hiç bir yere sürttürmemeye dikkat ettim.

Onu kimselere emanet etmedim…Yahu bu yalan, bir kere oldu.

Bir arkadaşım Bodrum'dan geldi. Bolu'ya gidecek… Bizde konaklıyor… Uçakla gelmişler… Bolu'ya gitmek için araba lazım… Arayış içinde… Benden 3 günlüğüne arabamı istedi… Bebekleri var… Mecburen evet dedim…

İşyerime geldi ve arabayı aldı… Arkalarından bakakaldım… Sanki eşimi elimden almışlardı… 3 zor gün…Merak içinde…

Bu yazılara bakıp da çok değerli olduğu için ona kıyamıyorum sanmayın… Gönül birlikteliğimiz var bizim… Bir şey olmadan geri gelebilmesi için ne kadar da dua etmiştim.

3. gün geri geldi… Sağında, solunda çizikler… Bütün ayarları bozulmuş… Biraz da bana küsmüş mü ne? Sabahları çalışmıyor… Bana naz yapıyor… Şimdiye kadar hiç böyle bir şey yapmamıştı…

Kısa süre içinde gönlünü tekrar kazandım…Ona parfümler bile aldım ve eski güzel günlere döndük.

Ama itiraf ediyorum : Biraz pis gezdirdim.

Hani köylü çocukları var ya… Sabahleyin sokağa çıkarlar ve akşama kadar toz toprağın içinde oynarlar… Akşam eve geldiklerinde her tarafları sümük, toz, çamur, ot, toprak içindedir… Benim ki de hep öyle gezdi…

Arasıra yıkamaya götürüyorum… Aman ne güzel oluyor. Yıkandıktan sonra gözlerimde büyük bir tebessüm beliriyor… Çünkü, hani köylü çocuklarını anneleri leğende yıkar… Yanakları pespembe olur… Saçları buzağı yalamış gibi yapıştırılarak taranmıştır…Altlarında beli lastikli bir pantolon… Üzerlerinde pantolona hiç uymayan bir renkte kazak… Ellerinde yağ sürülmüş bir dilim ekmek…

İşte yıkandıktan sonra onu aynen böyle görüyorum… Gülümsememek mümkün mü?

Şimdi arkadaşlarım yine tutturdular, sat bu arabayı , yeni bir araba al diye…

Yahu nasıl satarım…Yeni bir araba alsam bile onu satamam…

Bu güne kadar beni hiç yarı yolda bırakmadı…Karlı günlerde hiç kaymadı…Yağmur, çamur demeden bana hizmet verdi…Uzun seyahatlerde, çok yorgun olduğum zaman beni polise yakalatarak dinlenmemi sağladı... Daha neler neler…

Birlikte yaşananlar unutulabilir mi? Kullandığımız eşyaları bir çırpıda atmak kolay mı? Benim evimde hala 1982 yılında aldığım video duruyor…Antikacıyım ben… Nerede bir eski görsem… Eski bakır, tarihi eser hemen alırım…Eee varsın benim arabam da antika olsun…

Bütün bunlardan bir hisse çıkartmanız gerekiyor… Ben antikacıyım…Dostlarım da en az 30 yıllık, düşmanlarım da… Kimseye, hiçbir şeye kıyamam ben… Yeter ki benimle yaşamaya başlasın... Bence birlikte yaşananlar unutulamaz… Unutulmamalı…

GÖNÜL

Gönül, büyük ve geniş bir eve benzer...
Gönül evinin gizli komşuları vardır...
Pencereden, duvardaki delikten görüp gözetir,
sırları anlarlar!
Ev sahibinin sezinlemediği, hiç bilmediği bir yarıktan, delikten onlar, her şeyi görürler..
Onlar kalp casuslarıdır...
Onlarla oturunca doğru yürekle oturun !
Kim, o dostlarla düşer kalkarsa külhanda
bile olsa gül bahçesindedir...




Sayı 16
 
Ay Bulut


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED