|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yaptığım işi çok seviyorum. Bu işi Türkiyede yaptığım için özellikle daha çok mutluyum. Bana göre dünyadaki en büyük keyif yeni lezzetler keşfetmek, üretmek, keşfedilmiş lezzetleri gidip yerinde tatmak ve daha sonra bu yeni tadları denemektir. Benim için yiyecek üzerine hizmet veren bir işletmeye çok başarılı diye bilmek için birkaç ana kriter vardır. İlk önce işletmede hijyene çok önem verilmelidir sonra, hazırlanan yemeğe ciddi anlamda emek ve sevgi katılıp ( ki bu hemen belli olur)özel bir sunum ile konuğa ikram edilmelidir. Personelin temiz, bakımlı ve güleryüzlü olması, servisin aksamadan ve müşteriyi sıkmayacak bir süre içinde yapılması ve tükettiğiniz ürünün kalitesi kadar bedel ödenmesi benim için çok önemlidir. Sizlere bu köşeden her hafta gidip konuk olduğum, lezzetini, kalitesini yerinde incelediğim , kimi zaman bir hafta sonunu açık havada değerlendirebileceğiniz hoş bir mekan, kimi zaman toplu davetler verip özel günlerinizde sizin yerinize misafirlerinizi ağırlaya bilecek şık bir restoran, kimi zaman ise kısacık bir öğlen yemeği molasında sizi en uygun fiyata kaliteli yemek yiyebileceğiniz şirin bir dükkanı tanıtıyorum. Bu hafta konuk olduğum Dedeoğlu restaurant damağınızda hoş lezzetler bırakan o kısacık öğle yemeği molalarınızda soluk alabileceğiniz, belki bir arkadaşınızla çıktığınız alışveriş sırasında dinlenebileceğiniz, oldukça güzel hazırlanmış bahçesinde keyifli anlar geçirebileceğiniz bir mekan. 1954 yılında Ankara da babalarından öğrenerek bu serüvene başlayan Celal ve Bilal Tüfekçi kardeşler Gedikpaşa daki küçük dükkanda büyük hedefler koyarak, kendi deyimleri ile daha geniş düşünerek bu gün Fatih, Nişantaşı, Beyazıt, Esentepe ve Sirkeci de restaurant ve tatlı salonları ile birlikte geniş çaplı hizmet veren bir catering firmasının sahibi olmuşlar. Bir öğlen yemeği için gittiğim restaurantda açık olan mutfağın temizliği hemen fark ediliyor. Daha sonra baş aşçı Mahmut Ustadan öğrendim ki gerçekten müessese temizliğe çok önem veriyormuş. Özellikle kullanma suyu için kurulan ve her işletmede maalesef bulunmayan bakteriolojik arıtma sistemi işlerini ne denli ciddiye aldıklarını gösteriyor. Her damak zevkine ve her bütçeye hizmet veren Dedeoğlu restaurantda her gün 100 çeşit farklı lezzet hazırlanıyor. Her yemeğin her aşamasında Mahmut Ustanın bir emeği var. Bu yüzden sohbetimiz sıkça bölünüyor. Her seferinde Mahmut Usta güler yüzü ile mutfak ve bizim masa arasında koşuşturup duruyor. Ustaya öğlen yemeği için bana ne önrebileceğini sorduğumda mönüdeki her lezzete kefil olduğunu ancak kendi spesyalitesi olan Sebzeli Dedeoğlu Zevk Kebabı ile fleto köfte, döner, şiş ve közde patlıcandan oluşan Mega İskender kebabı önerdiğini ancak hepsinin tadına bakmam gerektiğini söyledi. (zannediyorum bizim Mahmut Ustanın bayanların kilo sorunundan pek haberi yok. )Ben İskender kebabın Mega olanından daha mütevazı bir porsiyon ile içli köfte istedim. Mönüde her yemeğin masaya geliş süresinin belirtilmesinden de ayrıca mutlu oldum. Hakikaten çok lezzetli olan kebaptaki köz patlıcan ile etin müthiş uyumu oldukça başarılıydı. Benim hep söylediğim gibi yemekte, kullanılan malzemelerin lezzetti asla birbirinin önüne geçmemeli. Ana malzeme ön planda olup, diğer malzemeler büyük bir uyum içinde ona eşlik etmelidir. Tıpkı uyumlu bir orkestra gibi. Artık bunca yılın verdiği tecrübe ile tadamadığım bir çok yemeğinde görüntüsünden ve kokusundan lezzetli ve denenebilir olduğunu anladım. Ayrıca vejeteryanlar için sadece sebzeden hazırlanmış özel mönülerin olduğunu belirtir güveçte mantar sotenin mutlak denenmesini öneririm. Dedeoğlu restaurant diyette olanları da unutmamış, onlar için de şefin salata tabağını hazırlamış. Sizinle birlikte gelen çocuğunuz da düşünülmüş eğer kebap yemek istemezse çocuklar için çeşitli pideler veya pidenin İtalyan versiyonu pizzalar iştah kabartan görüntüleri ile hazırlanıyor. Mis gibi kokan tereyağın Bursa Uludağ Kirazlı yayladan özel olarak hazırlatılıp getirildiğini öğreniyorum. Yediğimiz lezzetli yemeğin üzerine Dedeoğlu nun asıl iddialı oldukları tatlılara sıra geliyor. Mahmut Usta ortaya bir tatlı tabağı yaptırıyor. Şöbiyetinden fıstıklı sarmaya, baklavadan sarı burmaya her tatlının bulunduğu tabak çok hoş görünüyor. (Hepinizden özür diliyorum, ağzınızın suyu aktı biliyorum. Ancak benim işim bu ne yapayım? Başta da söyledim. Ben işimi seviyorum . )Ve şu bir kez daha ispatlanıyor ki eğer kendi işinin başında patronculuk oynamaz , işinde hangi noktaya gelirsen gel üretime kendi ellerinle devam edersen ürün kaliten asla düşmez. Tıpkı Cemal-Bilal Tüfekçi kardeşlerin yaptığı gibi. Her sabah erkenden imalathanenin başına gidip ekibi ile birlikte lezzetine lezzet kattıkları meşhur tatlıları kendi elleri ile yaptıklarını öğreniyorum. Sütlü tatlılarda da iddialı olduklarını söyledikleri halde ben oyumu fıstıklı sarmadan yana kullanıyorum. Çeşitli davet, iş yemeği gibi toplantılarda 150 kişiye hizmet verebilen müessesede otopark sorunun olmaması da önemli bir özellik. Oldukça ekonomik olan fiyatlar her bütçeden insanın burada rahatça yemek yiyebilmesini kolaylaştırıyor. Örneğin;öğlen saat 12. 00 ile 14. 00 arasında ekonomik mönü alırsanız bunun için 2. 700. 000 TL ödersiniz. Bunun dışında kişi başı ortalama 7-8 milyon lira ile de kendinize güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Dedeoğlu Restaurant
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |