T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
*İçimde bir şeyler değişmeden, dışımda bir şeylerin değişmeyeceğini biliyorum.
Savurgan

Bir elimde ayna var, şair beni kıskanır... Tatildeyim...

Tatile çıkıyorum... Hazırlanmam lazım...

Bavullar inmeli ve doldurulmalı. Sevdiğim pek çok şeyi de yanımda götürmeliyim.

Her kadın gibi işim zor...

Bavullar indirildi... Gardırop açıldı ve yazlıklar seçiliyor.

Bol bol tişört almalıyım yanıma, çok sıcak bir iklime gidiyorum...

Sıcak iklimden Torosların buz gibi yaylalarına geçeceğim. Kalın bir şeyler de götürmeliyim...

Tişörtlerime bakıyorum. En sevdiğim : Yeşil- mavi çizgili olanı. Onun kırmızı -beyaz çizgilisini, düz beyazını, siyahını, mavisini, koyu yeşilini aldım. Yeşil-mavi çizgiliden iki tane var.

Şimdi seçim zamanı, hangilerini yanıma almalıyım, hangilerine ceza verip evde bırakmalıyım.

Yeşil-mavi çizgiliyi, kırmızı-beyaz çizgiliyi aldım... Yeter, başka modellerde almalıyım yanıma, hep aynı giysi olmaz.

Sanki defile yapacağız. Yahu alt tarafı bir tatile gidiyoruz. Biliyorum, bir çoğunu giymeden geri getireceğimi ama olsun yanımda olurlarsa rahat ediyorum.

Gardıropta geziniyorum. Onu elledim, yok... Bunu elledim yok... Yahu ne kadar da çok tişörtüm varmış... Seçmesi ne kadar zor.

Bir anda inanılmaz olanlar oluyor...

Gardıropta rahmetli anneannem beliriyor ve bana diyor ki :

-Güzel torunum, savurgan Şeytan'ın kardeşidir dememiş miydim sana?

Her şeyin durduğu bir an vardır ya... Evdeki bütün görüntüler bir anda durdu.

Görüntü yok olmuştu ama ses hala kulaklarımdaydı.

Dehşet içindeydim. Bir iki saniyelik bir görüntüydü bu...

Bu, bana beynimin bir oyunu muydu, yoksa anneannem bana bir mesaj mı veriyordu ?

Evet hem de çok önemli bir mesaj...

Haklıydı da... Hem de çok haklı... Korkudan tir tir titriyordum...

Hayal görmüş olmalıydım...

Sadece yeşil-mavi çizgili tişörtümü bavula koydum ve salona geçtim. Soğuk bir soda açtım ve düşünmeye başladım.

Önemli bir uyarı gelmişti... Çok iyi düşünmem gerekirdi. Bu sırada telefon çaldı :

-Ay, yarın sabah saat 4.00'te çıkıyoruz. Ona göre hazırlan.

Bir anda bütün konsantrem dağıldı... Hazırlanmalıydım.

Gardıroba geri döndüm. Az ve öz giysi alacaktım, yani ihtiyacım kadar, abartmaya gerek yoktu.

Bir etek, bir pantolon, bir bermuda ve bir vs. vs.

Artık ayakkabı, terlik seçmeliydim... Ayakkabı dolabını açtım... Yine aynı ses :

-Savurgan, Şeytan'ın kardeşidir.

Kelimenin tam anlamıyla yıkılmıştım. Ama ama insanın üzerine bu kadar gelinmez ki, titrememem daha yeni geçmişti...

Dolaba şöyle bir göz attım... Bir sürü gerekli, gereksiz ayakkabı vardı.

Bir terlik, bir ayakkabı aldım ve bavula fırlattım.

Evettt, biraz önceye kadar, itiraf ediyorum : Ben bir savurganmışım. Ama inanın Şeytan'ın kardeşim olduğunu bilmiyordum. Üvey kardeşim falan herhalde... Hiç tanışmadım.

Başka ne almalıydım. Zihnim allak bullaktı.

Her şeyin farkındayım ama aldırış etmeden hazırlığa devam ediyordum.

Gittiğimiz yer bir devre mülk... Her eşyadan 5 tane var. Beş bardak, beş tabak vs. Ama servis kaşığı bir tane ve hep servis yaparken zorlanıyorum. Bavula bir de servis kaşığı koymalıyım.

Mutfağa yöneldim... Şöyle bir baktım , daha bakarken 3 tane servis kaşığı gördüm... Ne zaman aldım, ne zaman alınmışlar, valla hatırlamıyorum. Ama alınmışlar ve bizim evdeler...

Dönüşte evin iyi bir ayıklanmaya ihtiyacı var, emin olasınız.

Yeter artık bavulumu akşam da hazırlarım. Şimdi güzel birkaç sandviç yapayım, yemek yapmak içimden gelmiyor.

Buzdolabını açtım... Buzdolabı, yarın tatile çıkacak olmama rağmen neredeyse ağzına kadar dolu... Kaşar peynirine uzandım...

Anneannemin gözleri kaşar peyniri tabağının yanından bana bakıyor ve yine :

-Savurgan torunum benim, demeye devam ediyordu.

Artık düşünme modunu geçmiştim... Yanaklarımdan oluk gibi yaşlar süzülüyordu...

Anneannem hep :

-Delilik bir an meselesidir, aman aklınızı koruyun, derdi.

Aklımı kaçırmak üzereydim. Soğuk, kocaman bir bardak su içtim ... Ardından hemen kapıcımız Kemal Efendi'yi çağırdım ve buzdolabındaki bütün yiyecekleri almasını söyledim... Bahanem de hazırdı, tatile çıkıyordum.

Kemal Efendi :

-Abla, sen Hızır mısın? 5 kuruş param yoktu... Ne yapacağım diye düşünüyordum. Sağol... Allah kaza, bela vermesin, dedi.

Böylece buzdolabındaki savurganlığı güzel bir şekilde bertaraf etmiştim. Sıra diğerlerine de gelecekti, dönüşte...

Anneannem bize hep iyi öğütler verir, erdemi yakalamamız için uğraşırdı.

Bilge bir kişiydi o.

Yıllar sonra da bana ulaşmayı başarmıştı.

Allahım, ne yapmalıydım. Bu yaşadıklarım bana beynimin bir oyunu muydu?

Sıkılmış mıydım yoksa ben de bu yaşananlardan?

Ne yapmalıydım.

Hıçkırıklarıma engel olamıyordum. Haklıydı, hem de çok haklı...

Banyoya yöneldim... Şöyle bir etrafa baktım ve buradan da bana seslenmemesi için dua etmeye başladım.

Banyoda da o kadar gereksiz eşya vardı ki...

Ellerimi, yüzümü soğuk suyu ile yıkadım. Uzun süre aynaya baktım, kim bu diye...

Kim bu ? Bu kişi, onların yetiştirmeye çalıştıkları Ay, olamazdı? Olmamalıydı?

Onların aziz hatırası önünde utanıyordum... Bir şeyler yapmam lazımdı.

Elimi yüzümü bir kez daha yıkadım ve son sesimle bağıra bağıra söz verdim:

-Anneanne, söz veriyorum, savurgan olmayacağım, yemin ederim... Yemin ederim...

Bağırışlarım sizin evinizden de duyuldu sanıyorum...

Ne dersiniz, gelin hep beraber söz verelim mi ?

Günlerden bir gün, zengin bir baba ailesini, özellikle de oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.
Çok fakir bir ailenin çiftliğinde birkaç gün geçirdiler. Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu :
- İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?
-Evet!
-Ne öğrendin peki? Oğlu yanıt verdi,
-Şunu gördüm: Bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.
Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ekledi :
-Teşekkürler baba, ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!




Sayı 18
 
Ay Bulut


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED