|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hiç kimsenin artık yazacak hali kalmadı dünya kupası hakkında. Benim yazı güme gitmesin diye bekledim. Şimdi gündem "Rahşan-Bülent" eksenine oturdu, kaldığı yerden; bir de kimin kaseti çok sattı, Reha'nın sonu ne olacak, bu yaz nereye gidelim gibi ulvi tartışmalar ağızlarda. Çok güzel. Meydan bana kaldı nihayet. Maçları büyük bir heyecan ve keyifle izledim şatomun devasa bahçesindeki muhteşem havuzumun yanındaki şezlongumdan. Maç ertesi yorumları da kahkahalarla okudum, yani hiçbirinin kılına zarar gelmesini istemem ama valla dilim varmıyor ya. İsin aslı hepsi de komik adamlar su futbol yazarları. Eli kalem tutan eski futbolcularla, ayağı futbol topuna değmemiş yorumcular; siz beni güldürdünüz ya, Allah da sizi güldürsün. Namaz kıldı diye Müslüman ülkenin evlatlarını eleştirdiniz ya helal olsun. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmez, bravo. Zaten aklıma geliyor olsaydı, çoktan Ertuğrul Özkök'ün falan dikkatini çekerdim. Karizmanın kelime anlamını bilmeyenler oldu. Davala saçını kestirdi çok karizmatik oldu. Rüştü gözlerinin altını boyadı ay çok şeker oldu. Şenol hocaya bak, hergün aynı takım elbiseyi giydi, hiç karizmatik değil. Yok canım, şaka mı yaptınız da ben anlamadım. Kafaya fötr şapka takip, fular dolamaya benzemez ki. Ay herhalde ben anlamadım. Çok safım pardon.. "Ay ne banal maç öncesi dua etmişler, iiiiiiiiyyyyyyy, insan bir drink falan alır maça çıkmadan, yani ne biliyim..." "Şenol asla karizmatik değil, saçlarını şöyle Al Pacino gibi yapsa tamam. Veya adını Shenol Ghunesh diye yazsalardı ya!." "3-5-2 de olmaz 4-4-2 de olmaz, Hakan Şükür hiç olmaz, ön liberosuz oynanmaz, libero olmadan da olmaz, buyrun burdan yakın.." Uydurmak bile zor geldi. Hepinizi tebrik ediyorum. Ve, sporcu arkadaşlarla bir araya gelip kimin daha iyi gazeteci, kimin daha iyi yazar, kimin kimden ne çıkarları olduğunu falan tartışmak istiyorum. Hatta bunu zaman zaman da yapıyoruz çok eğlenceli oluyor. Hakan Şükür'ün en çok kime güldüğünü ben biliyorum mesela, ama söz verdim buraya yazamam. Merak edenler telefon edebilirler, söylerim. Bilgi içermeyen fikirler, birgün sonra değişiveren dünya görüşleri, harikasınız arkadaşlar. Ben açıkça söyleyeyim, Shenol hoca hakkında kötü yazmayacağım çünkü kendisini çok karizmatik buluyorum. Ay, kasıklarım ağrıdı gülmekten. Karizmatik ve iyi bir teknik direktör. Hem kötü teknik direktör olmak hem de karizmatik olmamak nasıldır, düşünemiyorum bile. Çok çok çok kötü, çok fena, iğrenç. Bir de pantolonu buruşuk. Rezil olduk dünyaya. Ama dünya başını salak ya, bunları hiç farketmedi. Bilip bilmeden, başarılı falan diye yazdılar. Tabi dünya basını, dünya kupasını köşe yazarlarımızdan takip edecek kadar zeki değil. Oturup televizyondan seyrettiler veya ta Korea'ya falan gittiler. Bir akşam, bir de sabah yeterdi oysa... : ))) Çatlayın çünkü hayatta bir şeyleri başarabilen insanlar var. Deneyen ve inat eden... Ne güzelsin Şenol hoca. Ha, bu arada... Bakınız dünya kupasında üçüncü olmak hayat standartlarımızı değiştirmedi. Ulus-devlet nutukları ve biz en birinciyiz dolduruşları, asgari ücreti arttırmaya yetmedi, işsizliği çözmedi. Dükkanları yağmalayan Arjantinlilerin kaç basamak altındayız unuttum. Kişi başına kitap okumak için ayrılan para bizde yılda 5 dolar, Japonyada 500 dolar. Yaşanmamış hayatlar ve tükenen umutlar yine zirvede. Adımızı dünya duydu diye sevinip meydanları dolduranların belki de çoğu evlerine yürüyerek gitti. Küçülmenin kralını yaşarken bizi göklere çıkartıp büyüten su bir avuç adam en kocaman alkışı haketti. Ama en büyük alkış takımın doktoruna. Nereden çıktı demeyin, bakınız izah ediyorum. Şimdi bu bizim milli takımın doktoru var ya, acaba Başbakanımızı iyileştiremez mi? Saha kenarında tekme yiyenleri anında iyi eden sihirli bir spreyleri var ya, ondan lazımdır belki. Naa'ber?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |