|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu hafta bir çok İstanbul'lunun artık hasret kaldığı gerçek balık restaurantlarından biri ve hakikaten en iyilerinden olan La criée yi sizlere tanıtacağım. Sağlıklı yaşam için, sağlıklı beslenmeden söz ederken, balık ve deniz mahsullerin yerini hiç birimiz yatsıyamayız. Ne yazık ki, özellikle biz İstanbul'lular deniz kıyısında yaşadığımız halde balığa hasret insanlarız. Sahip olduğumuz her şeyi koruyamadığımız gibi denizlerimizi de hiçe sayıp gereken değeri vermemişiz. Şimdide hayıflanıp duruyoruz ve eskiden her amatör balıkçının rahatlıkla her deniz kıyısından yakalayabildiği balıkları hasretle anıyoruz. Ben doğma büyüme bir Emirgan'lıyım, yani tam bir boğaz çocuğuyum. O yüzden artık bolca balık bulamayışımıza bu kadar üzülüp üzerine uzun yazılar yazma ihtiyacı hissediyorum. Hala burnumda canım annemin haftanın en az bir günü pişirdiği o koca koca lüferlerin, çingene palamutlarının, sarı kanatların, çıtır çıtır istavritlerin kokusu var. Ancak son iki üç senedir insanımız daha bilinçli, idarecilerimiz daha istikrarlı olduğundan mıdır, yoksa allahın her konuda olduğu gibi bu konuda da bize iltimas geçtiğinden midir bilmem, denizlerimizde balıklarımız biraz çoğaldı gibi. Daha iyiye gidişi umut ederek Küçükyalı-Maltepe sahil yolu üzerindeki La Criée restauranttaki denize nazır yerimi aldım. Dış görünüşü itibarıyla çok şık, çok ferah bir yer olan La criée İstanbul un klas balık restaurantlarından biri. Sahipleri ve işletmecileri meşhur Günaydın restaurantlarının da sahipleri. Yani kendilerini mesleğe adamış insanlar. La Criée nin ortaklarından İhsan Öztürk ile derin bir sohbete daldık. İhsan bey, La Criée belli ki Fransızca bir sözcük anlamı nedir? La Criée'nin sözcük anlamı ` çığlık`, yani mezatta bir bayanın çığlık çığlığa balık satması. Bu isim buraya çok yakışmış, ancak benim yurt dışı seyahatlerimde özellikle Paris de gördüğüm La Criée balık restaurantlar zinciri ile bir ilgisi var mı? Tamamen haklısınız. La Criée dünya çapında bir balık restaurantlar zinciri, ancak burası sadece isim hakkı alınmış fakat mönüleri Türk insanına uyarlanmış Türk balık restauranttır. Ortağımla birlikte bir Paris gezisi sırasında balık yerken bu müesseseyi İstanbul'a taşımaya karar verdik. Gidenler bilirler, oradaki dükkanların dış görüntüsü ve iç dekorasyonu da burası ile aynıdır. Özel bir çalışma ile çok kısa bir sürede depreme dayanıklı olarak tasarlayıp burayı inşaa ettik. Yalnız şunu söyleyebilirim ki mekan aynı olabilir ancak, şu manzara, şu ferahlık ne Paris de ne de dünyanın başka bir yerinde yok. Size katılıyorum, bizim müşterilerimizin bir çoğu ya ülkemizde yaşayan ya da ülkemizi ziyarete gelen Fransızlardır. Onların da ortak görüşü buranın kendi ülkelerindekinden daha güzel bir mekan olduğu yönünde. Ayrıca burada kendilerini ülkelerinde hissettiklerini söylüyorlar. Sizi kutluyorum, gerçekten çok güzel bir mekan açmışsınız. Peki hedefleriniz neler? İlk hedefimiz, balık restaurantlar arasında klasikleşmek. Amacımız buraya gelen konuklara en kaliteli balığı en lezzetli şekli ile en ucuza yedirebilmektir. Allah a şükürler olsun daha bir yıllık müessese olmamıza rağmen hiç boş akşamımız yok. İnsanlar memnun kaldıklarında tekrar tekrar gelip, çevrelerine de bizi duyurdular. Zaten Günaydın dan da ciddi müşteri portföyümüz vardı o yüzden kendimizi kolay tanıtıp hedefimize varmaya başladık. Hakikaten yaz aylarında balık çok tercih edilmeyen bir yiyecek olmasına rağmen öğle saatlerinde bile bir çok müşteriniz var. Gördüğüm kadarı ile müşterileriniz bu saatlerde daha çok iş adamları ve iş yemekleri burada yeniyor. Özel iş toplantılarına hizmet veriyor musunuz? Evet bir çok ünlü iş adamımız öğle yemeğindeki iş toplantılarında bizi tercih ederler. . Aynı anda 175 kişiye servis açabiliriz. Sohbet çok keyifli sürüyor, bu arada şefimiz Hikmet Usta kendi elleri ile hazırladığı nefis kalamarları, şefin özel sunumu ile muhteşem salatayı, susamlı deniz levreği, hamurda balık, soya sosu ve pirinç unu ile hazırlanmış dil sarmayı servis yapmaya başladı bile. Israrla, tadına bakıp vereceğimiz cevabı beklediği belli. (Bende öyleyimdir, hazırlayıp sunduğum yemeklerin hemen tadına bakılıp tezahüratta bulunulmasını çok severim.) Ustamızı bekletmeden yemek faslına geçiyoruz. Kalamar ile başlıyoruz. Kalamar tam kıvamında. Usuldendir, eğer bir şef kalamarı ayarında, kıvamında hazırlayabiliyorsa diğer balık yemeklerini de güzel yapabilir demektir. Kalamar ve taratoru mükemmel. Bu güne dek yediğim en güzel 3-5 güzel kalamardan biri. Şefimiz Hikmet Usta hazırladığı tüm lezzetlerden taddırmaya çalışıyor ve bütün mönüyü azar azar servis yapıyor. (Anlaşılan bu benim kaderim, bizim Hikmet Ustanın da bizim diyetimizden haberi yok. Ben nasıl diyet yapacağım?Bunların hepsi çok lezzetli!)Sıra safran soslu deniz levreğine geldi. Gerçekten muhteşem. Somon füme ve somon sarma Türk mutfağına sonradan gelip büyük beğeni kazanmıştır. Hikmet Usta bunları da büyük bir başarı ile hazırlamış. En çok balık buğlamada iddalı olduklarını söyleyen ustamızın buğlamayı taddırma önerisini kabul edemiyorum. Çünkü çok methini duyduğum kendi yapımları olan çikolatalı parfeyi ve sade dondurmayı tadacak kadar yerim kaldı. Tatlı servisi yapılıyor, görüntüsü, tadı bir harika. Burası hakikaten klasik restaurantlar arasına katılmaya aday bir yer. Hep bu tür mekanların daha çok İstanbul'un Avrupa yakasında bulunduğunu Anadolu yakasının da böyle kaliteli mekanlara ihtiyacı olduğunu söylerdim, şimdi işletmecilerinde bunu fark edip talep e cevap vermeye çalışması çok güzel. Catering hizmeti de veren müessesede fiyatlar her şey dahil kişi başı 25-30 milyon Tl. arası Eğer yolunuz Anadolu yakası sahil yoluna düşerse ve ailece canınız iyi bir yerde lezzetli balık yemek isterse mutlak La Criée ye uğrayın. Çok şık bir mekanda, nefis manzaraya karşı, işini bilen güler yüzlü insanların hizmet ettiği mükemmel La Criée farkını yaşayın.. Rezervasyon: 0216 488 77 44-45
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |