|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yıllardır ülkemizi ve insanımızı gerçek kültürü ile dünyaya tanıtmanın edebiyatı yapılır; ne yazık ki bu noktada her hangi bir faaliyette yapılmaz. Bir çok değerimize yabancı ellerin sahip çıkması üzerine harekete geçtiğimiz gibi BM Örgütünün UNESCO 1996-1997 yıllarını "Dünya Nasreddin Hoca Yılı" olarak ilan etmesiyle Nasreddin Hoca'mızı devlet olarak sadece o yıllarda hatırladık. Hakkında bir çok ülkede kitapların yazıldığı, heykelinin dikilip, sahiplendiği Hoca'mıza sadece memleketi olan Akşehir halkı sahip çıkıyor. 1959 yılından beri Nasreddin Hoca Şenlikleri ismini taşıyan kültürel faaliyetlerde bulunan Akşehirliler bu yıl bu şenliğin 43. sünü gerçekleştirdiler. 1208-1284 Sivrihisar'ın bir köyünde doğup medreselerde yetişen, Nasreddin Hoca 29 yaşına geldiğinde Akşehir'de imamlık ve kadılık yapmış. 43 yıldır şenliklerle anılan Nasreddin Hoca'nın Festivalde sadece ismi var. Hoca'nın sanatı, kültürü, bilgeliği, yol göstericiliği, felsefesi bu şenlikte yok. Geleneksel olarak 5 Temmuz sabahı Akşehirlileri ve misafirleri Türkebegirek Hoca' yı şenliğe davet ediyor. Temsili Nasreddin Hoca bir konuşmayla şenliği açıp, eşeğine ters binip daha sonra hep birlikte Akşehir Gölü' ne yoğurt mayalamaya gidiliyor. Nasreddin Hoca'nın ismiyle altında gerçekleştirilen tiyatrolarda Hoca olmadığı gibi, Hoca'yı gelecek nesillere taşıyacağımız ne bir filmimiz ne de onun mizah anlayışıyla hazırlanmış bir tiyatro oyunumuz var. Şüphesiz Akşehirliler mükemmel bir organizasyonla ve samimiyetleriyle bir şeylerin yapmanın çabası içerisindeler. Ama yok olmakla karşı karşıya olan Akşehir Gölü'ne eminim ki Nasreddin Hoca yaşasaydı 'Bu çamurdan bu göl maya tutmaz' diye yoğurt çalmazdı. On yıldır Nasreddin Hoca' nın kavuğunu başında taşıyan Erol Günaydın'dan bu yıl kavuğu devir alan Halit Akçatepe'de aslında gölün maya tutacağından ümidi olmadığını söyledi. Fakat belki balıklar gölde maya tutar diye farklı bir üslupla gölün kirliliğine dikkat çekti. Halit Akçatepe ve beraberinde Gülmece Treniyle Akşehir'e gelen sanatçılarla Nasreddin Hoca'yı konuştuk. Selçuk Yöndem Bu etkinlikler Nasreddin Hoca'yı tanıtmak için yeterli mi? Evrenselliği olan Nasreddin Hoca'nın doğduğu yerde bu tür bir etkinliğin yapılması bence çok önemli bir olay. Uluslar arası boyutta daha iyi tanıtım yapılması halinde hem bu değerlerimizin evrensel bir boyuta taşınmasına hemde Akşehir gibi güze bir ilçemizi tanıtmış oluruz. Tiyatro oyunları, konserler, söyleşilerle boyutunda çok güzel bir çalışma bundan dolayı tüm emeği geçenleri kutluyorum. Akşehirlilerin sanata ve sanatçıya olan ilgisini nasıl görüyorsunuz? Nasreddin Hoca boşuna burada yaşamamış demek ki onun getirdiği rüzgar sevgi tomurcukları asırlardan sonra bile bu halkın ruhuna işlemiş, halkın bu işe sahip çıkması bu çalışmaların bitmeyeceğini gösteriyor ileri ki yıllarda daha da sanat sever bir yapı oluşacağını ümit ediyorum. Şemsi İnkaya: Akşehir'i nasıl buldunuz? Çok içten çok samimi bir halkla karşılaştık burada. 10 sene evvelki bir halk yok artık, Gittiğimiz yerlerde hakaretlerle karşılaştığımız oluyordu. Buradaki manzara açıkçası ben çok etkiledi. Buradaki bu coşkunun kaynağını ben Milli Takımın başarısına bağlıyorum, Buradaki halkta bir nedenle coşmak istiyor. Ha bu arada çok güzel bir organizasyon var burada bunu da inkar etmemek gerekir. Birde Nasreddin Hoca' ya yakışıyor, bu sevecenlik, mutluluk, Biz dünya mizah üstadının memleketindeyiz , onun halkı dolayısıyla yapılanlarda onun anlayışına uygun Nasreddin Hoca bence hiçbir zaman mahcup olmuyor yerinde. Nasreddin hocayı gerçek manada yaşatabiliyor muyuz? Belki gerçek manada çağın gerektirdiği manada Nasreddin Hocayı yaşayıp, yaşatamıyoruz. Şöyle bir deyim var ëdünyada ne kadar aktör varsa o kadar da hamlet var' yani anlatabiliyor muyum? 1680 de kalan Hamletle şimdi 21. Yüzyılda olan Hamlet yorumları çok farklı, Belki böyle bir yoruma ihtiyaç var. Nasreddin Hoca' nın yorumlanarak, eğlencesiyle programlarıyla daha çok kültürü ön plana çıkartan sanatsal faaliyetlere ihtiyaç var. Bunlar yapılırken daha cezbedici unsurların ortaya çıkarmak gerekiyor. Bu sanatçılarımıza mı düşüyor yoksa organizasyonu yapanlara mı? Tabiki sanatçılara. Ben hiçbir zaman kendimi bir sanatçı olarak kabul etmiyorum. Onlarında bakış açısını değiştirmemiz gerekiyor. Çağırıyorsunuz gelmiyor. Ama her yerde konuşuyor. Halk sanatçısıyım diyor. Devlet sanatçısı oluyor. Ama seni o yere getiren insanlara hizmetin yok. Sırça köşkte oturmanın sanat adına bir anlamı yok. Dışarı çıksınlar hiçbir şekilde rahatsız etmez bu halk, Tramvaya binsinler halkla özdeşleşsinler, Ulus'ta oturarak halkın problemlerini derdini görüp sahneye yansıtmak mümkün değildir. Böyle bir birikim içinde değiliz yani anlata biliyor muyum. Görüyoruz Televizyonlardaki sanatçı olan kişileri ne halde oldukları ortada. Artık Türk Halkını güldürücek espiriler yok mu Amerikada olduğu gibi kahkaha efektleriyle güldürülmeye çalışılıyor? Türk halkı Nasreddin Hocanın fıkrasına güldüğü gibi bu espirilere gülmüyor.Çünkü hepsi bize yabancı, Yabancı dizileri bire bir Türkçe yede çevirseniz İngiliz espirisi İngiliz espirisidir. Sen Türk espirisini yakalayamazsan, Haldun Taner Hoca'nın Daha ilerilere gidelim Naşit'in espirisini, İsmail Dümbüllü' nün sahnede yaptığı halk espirisinde olduğu kıvam ve lezzeti yakalayamazsan, o gülme açıkta kalır. Artık TV lerde yapılan bu ithal espirilere halkımız gülmüyor. Komutla emirle güldürmek olmaz. Şenliklere ikinci kez katılan Ses sanatcısı ve oyuncu Kamul Sönmez ise halkın her zaman iyi şeyler sunan sanatçıyı ödüllendirdiğini belirterek ìHala halkın sanatçıya duyarlılığını biliyorum. Bizide bu mutlu ediyor. Halkın sevgisini ifade etmekte güçlük çekiyorum. Halk kendine iyi şeyleri sunmaya çalışan sanatçıları her zaman ödüllendirmiştir" diyor Sizce Nasreddin Hoca nasıl anılmalı? Nasreddin Hoca'nın yaşatılması için Akşehir Belediyesi' nin gösterdiği çaba takdire şayandır. Kurulan şenlik komitesi bunu dünya çapında bir etkinliğe ulaştırmak istiyor. Her alanda çok geniş yelpazede Nasreddin Hoca' yı değerlendiriyorlar. Gülmece sanatının bütün ustalarına gerekli değeri verdiklerini gösteriyorlar. Bu çalışmalar bizleri çok mutlu ediyor. Halit Akçatepe Nasreddin Hoca tiplemesine büründüğünde neler hissettiniz? Ben tiyatroda geleneklere bağlı bir insanım. Böyle olunca Nasreddin Hoca'da bu işin piri, O kadar çok insanlar onu taklit ederek fıkralarıyla ortaya çıkıp var olmuşlar ki. Nasreddin Hoca'nın kişiliğine bürünmek benim 60. sanat yılımda büyük bir ödül oldu. Nasreddin Hoca çok geleneksel olarak canlandırılıyor. Mezardan kalkması eşeğine ters binmesi, göle maya çalması gibi Nasreddin Hoca üç beş fıkranın dışına taşımamız gerekmez miydi? Nasreddin Hoca'nın bilge kişiliğini bir saatlik bir işin içinde ortaya çıkarmak çok zor bu yapılamaz zaten. Ancak bu iki saat için de Nasreddin Hoca tiplemesiyle bir şeyler verilebilir halka. Ama öbür yanını ortaya çıkarmak için bayağı uzun günler geceler seneler falan lazım. Mesela bir oyun yapılabilir, bir sinema filmi yapılabilir ancak böyle bütün yönleri ortaya konulabilir. Halkın sevgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Karşılama beni çok duygulandırdı. Yalnız istiyorum ki bu sadece Akşehir'e bağlı kalmasın. Başka il ve ilçelerde de yerel yöneticilerin değişik festival ve şenliklerle halkın sanata bakış açısı değişsin. Şimdi Akşehir Halkı Nasreddin Hoca' dan dolayı sanatla sanatçıyla beraber oluyor.Bunu halka yaşatmak lazım. Nasreddin Hoca tiplemesinde Erol Günaydın gibi sizinde mayanız tutar mı? Valla 10 yıl mı olur 46 yıl mı olur onu bilemem. Deniz deki balığın pazarlığı yapılmaz. Ne kadar sürecekse ne kadar götürebilirsen o kadar yapmak istiyorum. Bende Erol usta gibi yorulunca bırakırım.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |