|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu olay benim başıma geldi sizin de gelmiştir, ben yandım siz yanmayın diye yazıyorum. Yaz ayları geldi mi malum çiçeklerle birlikte doğa öyle bir canlanıyor ki, bu canlılık özellikle bayan arkadaşlara da doğru orantıda siret ediyor. Kış aylarından kalma koyu renkli, kalın ve uzun giysiler yerini rengarenk, mini minnacık aynı zamanda incecik adına giysi denilen bez parçalarına bırakıyor. Bayanlardaki bu canlılığın biz erkeklere yansıyan olumsuz etkilerinden bahsedecem. Dediğim gibi başımdan geçen bir olayı aktararak olayı daha da bir somutlaştırayım: Bu malum kavurucu yaz aylarında yine günlerden herkesin nefret ettiği bir gün yani pazartesi. Ben ise bu günün yine en nefret edilen saat dilimde yani akşamüzeri iş çıkışı saatinde ve yine herkesin nefret ettiği, entel takılanların toplu taşıma aracı olarak adlandırdığı, benimse otobüs dediğim konserve kutusunun içinde, en arka tarafta resmen hiçbir yeri tutmadan otobüsün hiçbir yerine değmeden havada sıkışmış bir şekilde yolculuk yapmaya çalışıyorum. Bir yandan da eğlence olsun diye sırtımdan aşağıya doğru akan iki ter damlacığından hangisinin ilk olarak hedefe ulaşacağına dair tahminler yürütüyorum. O ana kadar günün yorgunluğuyla mayışmış, harekete mecali olmayan insanlarda bir hareketlilik oluştu ve bu hareketlenme özellikle de erkek arkadaşlarda olmuştu ki mevzu çok geçmeden anlaşıldı. Otobüse mini etekli, askılı bluzlu ve derin göğüs dekolteli hanım hanımcık(!) bir bayan arkadaş binmiş. Bak sen kaderin işine ki, bu mini etekli kız ön kapıdan bindi, otobüsü şöyle bir salladı ve arka tarafa benimde içinde olduğum bir güruhun yanına geldi. Biliyorsunuz otobüslerde hamilelere, kucağında çocuklu hanımlara, hasta, sakat ve yaşlılara yer verilir. Buna bide mini etekli kızlar ibaresi eklenmiş gibi, ne zaman otobüse veya minibüse güzel bir genç kız binse, hele birde mini etekli ise bazı erkekler tarafından büyük bir saygı ile yer veriliyor. (Hormonel bir dürtü olsa gerek. Bu arkadaşları buradan uyarıyorum; oğlum sizin gittiğiniz yol, yol değil. Bir an evvel bu yanlıştan dönün ve koltuğunuza zamkla yapışın.) Evet sözü fazla uzatmadan tekrar konuya döneyim. Şimdi bu mini etekli ve askılı bluzlu genç kıza da hemen bir arkadaş görev bilinciyle yer verdi. Tabi başına da bizim delikanlı diye tabir edebileceğimiz arkadaşlar, şeker görmüş karınca gibi üşüştüler. Önce pergel ve cetvel yardımı olmadan kızın tüm ince hatlarını gözleriyle beyinlerine çizdiler. Bir anda otobüsün içindeki sessiz ortamımız kızın dikkatini çekmek isteyenlerin iğrenç esprileri ve gülme efektleriyle bozuldu. (Hani kızlar esprili erkeklerden hoşlanıyormuş tezine dayanarak hareket ediyorlar olsa gerek.) Her esprinin ardından ise kızın tepkisi nedir diye de, göz ucuyla değil, direk öküz gibi bakarak ölçmeyi ihmal etmediler. Otobüste bu olaylar olurken ben ise kendi kendimle uğraşıyordum. Çünkü kızın oturduğu yer benim görüş alanımın sınırları içerisindeydi ve bende kendime sürekli telkinler veriyordum: "Kızın bacaklarına bakmamalıyım, kızın bacaklarına bakmamalıyım…" diye. Daha sonra bu telkin yerini bir kere baksam kişiliğimden çokta ödün vermiş olmama kadar gelmişti ki, yanımda ayakta duran orta yaşlı bir kadın yüzüme bakarak "Tüüh, erkek milleti değil misiniz, hepiniz aynısınız, derdiniz hep aynı, yani bir kız tek başına dolaşamayacak mı bu memlekette, otobüse binemeyecek mi?!" diye birkaç kişinin duyabileceği şekilde söylenince dumur olmuştum. Yani o lafları kızı rahatsız eden amele sümükleri yerine benim yediğime mi yanayım, yoksa o kadar telkinin boşuna gittiğine mi yanayım ben de anlamadım… (Gerçi hata tamamen kızda, kardeşim öyle de otobüse binilmez ki, o çocuklarda haklı yani o ne öyle üç parmak etek, göbek dışarıda ortada alenen suça tahrik var arkadaş. Tabii yine de edebe mugayyir davranışlarda bulunmamak lazım ama…) Şimdi burada erkeklerin kızlara yaptığı göz tacizinden bahsettim ama gördüğüm o ki, bir kız başka bir kızı daha da çok inceliyor ve göz ucuyla çaktırmadan detaya inerek süzüyor. Acaba bluzu hangi marka, yok yakışmış mı, yok bu makyaj tenine gitmiş mi, yok kıl, yok tüy derken iyice bir inceliyorlar hemcinslerini. Tabii bu inceleme biraz kıskançlık kokmuyorda değil hani.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |