|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şu bilimadamları ya manyak ya da harbi paranoyaklar bence. Neredeyse hergün gazetelerin arka sayfaları bu heriflerin ürettikleri paranoyak mevzularla dolu. "Yok efendim 2019 yılında dev bir göktaşı çarpacak dünya yok olacak, yok efendim bir kıta büyüklüğünde bir buzul parçası eridi, 2-3 seneye kalmaz dünya suyla kaplanacak ve herkes boğulacak, yok efendim dünyamızı uzaylılar istila edecek hepimizi kesecek, yok bu sıcaklar gittikçe güneşe yaklaştığımızın alemeti yakında kavrulup feci şekilde can vereceğiz" diye diye bizleri de kendileri gibi paranoyak yaptılar valla. Artık annem bile bilimadamı modunda konuşuyor. "Bak Marmara'da sular yükselmiş, musluk sularıda ısınmış zaten, kesin deprem olacak." Bir ara epey korkmuştum, insan hayatını lastik gibi uzattık ve 1200 sene yaşayabileceğiz dediklerinde. Zaten olabildiğince sıkıcı olan bu hayata ortalama 60 sene zor dayanabilen bizlerin, 1200 seneyi çılgınlar gibi eğlenerek geçiririz düşüncesiyle seviniriz sandılar. Bi defa hayatta kalmak için yüzlerce sene sürekli çalışmak zorunda kalmak bile ölümü istemek için yeterli bir sebep sayılabilir. Ya da her dakika birilerinin doğum gününü kutlamak, yeni pop şarkıcılarına isim aramak, milli maymun Çarli'yi oynatacak dizi bulmak, zorunlu eğitimi 80 yıla çıkarmak, ibo-derya-asena üçgenindeki son durumu merak etmek, vs. vs... Artık kalıplaşmış muhabbetlerimizdeki rakamlarda değişiklik gösterecektir. Iki kadının çay sohbeti sırasındaki muhabbeti: -Sizin çocuk kaç yaşında konuşmaya başladı? -Vallaa Figenciim yalan olamsın bizimki 50 yaşında konuşmaya, 65 yaşında da yürümeye başladı. Anne derken görecektin çok şekerdi, ağzında bir diş bile kalmamıştı. Bu konuyla ilgili bir diğer şok gelişme ise; kanser gibi hastalıklara yol açan geni bulup, tereyağından kıl çeker gibi çekip çıkaracağız dediklerinde yaşanmıştı. Tüm dünya bu konuya yoğunlaşırken, ülkemizdeki bilim adamları da olup bitenlere kayıtsız kalmayarak bir takım çalışmalara imza attılar ve bazı açıklamalarda bulundular: Hükümeti oluşturan siyasilerin ek vergi koyan genlerinin şifrelerini çözmeyi başardıklarını açıklayan bilim adamları ilerisi için umut verdi. Bundan böyle deprem vergisi, cep telefonu vergisi, yastık kılıfını değiştirme vergisi, çöpleri gününde çıkarma vergisi ve kolonyalı mendil kullanma vergilerinin ortadan kalkacağını açıklayan bilim adamları, "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik" şiirini el ele tutuşarak defalarca okuyup, sevinç gösterisinde bulundular. Televole programlarını izlemeye sebep olan gen ise hala bulunamadı. Bilim adamları "Buralarda biryerdedir, fazla uzaklaşmış olamaz. Bulur bulmaz ilk iş olarak manken yalakası televole muhabirlerinin ünlülere sordukları saçma soruları üreten geni bulup boğazına yapışıp yok edeceğiz" demeleri yüreklere su serpti. Seda Sayan'ı sürekli evliliğe iten geni çözmeye çalışan bilim adamının biri "Seda Sayan'la düzeyli bir ilişkimiz var, kendisiyle evlilik hazırlığı içerisindeyiz" demesi kimseyi şaşırtmadı. Diğer bilim adamı arkadaşları ise Seda Sayan'la ilgili olarak "Elimizden geleni yaptık, Seda Sayan'ın geninin şifresini de çözsek, haritasını da çizsek maalesef bilimin yapacağı bir şey yok. Tıp bu kadına gelince çaresiz kalıyor" açıklamasını yaptılar. Bilim adamları; YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün üniversiteleri bilim yuvasına değil de, film stüdyosuna çevirme girişimlerine yol açan genin kalıtsal yönden atasal bireylere benzeyen 'saplantı geni' olduğundan "kendi haline bırakmak lazım, zaman en büyük ilaçtır, Allah'tan ümit kesilmez" görüşünde birleştiklerini açıkladılar. (Bu da mesaj vari bir bitiriş oldu ki, öyle herkes yapamaz yani. Levent Kırca bir, ben iki...)
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |