T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

C U M A R T E S İ
Homo homini lupus ve çağrı cihazınız var mı

Karma felsefesi diye bir şey var, her reklam kuşağında karşımıza çıkan. Liseyi bitireli o kadar uzun yıllar geçti ki, felsefe dersinde bu "karma" olayının anlatıldığını bir türlü hatırlayamadım. Ankara Deneme Lisesi'ndeki felsefe hocamın adını da hatırlayamadım işin kötüsü. Hayata ve kendine soru sorma sanatı diye öğretmişti bize felsefeyi, sonra da bütün öğrendiklerimizi hayatın keşmekeşi içinde rafa kaldırdık, ta ki Tarkan dağları ovaları aşıp bize "karma"yı hatırlatana dek.

İnternette bir oraya bir buraya dalıp, her şeyden haberim olsun mantığıyla; kafamı dolduruveriyorum gün boyu, allak bullak bir durum söz konusu. Bilginin her haliyle ekranda belirivermesi, bir iki tıklamayla hem de; inanılır gibi değil. Gazeteciliğe ilk başladığım yıllarda "pager-çağrı cihazı" çıkmıştı (yok canım, o kadar yaşlı değilim, teknoloji çok hızlı...) kafayı yiyorduk heyecandan. Bir pager edinebilmek için o zamanki haber müdürüm Yücel Arı'ya (şimdi Star gazetesinde kendisi, saygılar Yücel abi) amma dil dökmüştüm.

Belimize takıp burnumuz bir karış havada habere giderdik... Gazetenin sekreteri kafalanmış durumda tabi, bize ikide birde mesaj gönderirdi. Aman aman; o nasıl bir hava öyle. Büyük bir ciddiyetle pager iliştirildiği kemerden çıkarılır, mesaj okunur ve "bir telefon edebilir miyim acaba, çok önemli bir mesaj aldım" denirdi...

O sıralarda (doksanların başı oluyor) bir de söylenti çıkmıştı, "el telefonu" çıkacak diye. Biz inanmadık tabi, bu kadarı da fazlaydı. Araç telefonlarıyla son devrim de yapılmamış mıydı zaten? Evet yapılmıştı. El telefonu mu, yok artık... Kibarlığı ile tanınan bir gazeteci abimiz (yok yok, Kurthan Fişek değil), hatta bu konuyla ilgili okkalı bir küfür etmişti de, nasıl şaşırmıştık. Üniversitede (yaa, ben üniversiteye de gittim, na'ber) daktilo dersi vardı, şu hani kocaman eski püskü daktilolar var ya, işte onlardan kullanılırdı. Biz de hocamıza "biz gazetede bilgisayar kullanıyoruz ama" diye hava atardık. O bilgisayarlarda ise sadece yazı yazmak mümkündü oysa, macintoshlar yeni çıkmıştı. Vay be... Neler neler yaşamışız da unutmuşuz bile...

Şimdi tüm bu unuttuklarımı bana Tarkan hatırlattı gibi bir durum var, kendisini de dinlemişliğim olsa da, pek beğenmişliğim olduğu söylenemez.

Daldım internete, girdim bütün felsefe sitelerine, okudum da okudum... Hegel, Kant, Locke, Platon, Sartre, Thales, Seneca, Sokrates... Ay, hepsini nasıl da özlemişim. 2500 yıl öncesinden bugüne tüm filozofları, felsefelerini, bugüne taşıdıklarını, gözlerim pörtleyene dek okudum... Gözünü seveyim teknoloji, bakalım daha nelerle şaşırtacak bizi...

Ne ekersek onu biçeriz...

www.felsefe.ekibi.com sitesinden aldım işte bilgilenmek isteyenlere...

"Karma" ile ilgili bilmek istediğiniz her şey, kuponsuz, bedelsiz...

"Karma" veya Etki ve Tepki Kuralı

Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır... Ne ekersek onu biçeriz. Başkalarına mutluluk ve başarı getiren hareketlerde bulunduğumuz zaman, "karma"mızın meyvası da mutluluk ve başarı olacaktır.

"Karma" Kuralının Uygulanması:

1. Bugün yaptığım bütün seçimlerin şahidi olacağım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık yapmanın en iyi yolunun şimdiki anın tam bilincinde olmak olduğunu bileceğim.

2. Her seçim yaptığımda kendime şu iki soruyu soracağım: "Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları neler olacaktır?" ve "Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diğer insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?"

3. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak uygularım. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını içgörümle görürüm. Bu yolgösteri kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden doğru seçimler yapmamı sağlayacaktır.

"Dharma" veya "Yaşamın Amacı" Kuralı

Herkesin yaşamda bir amacı ve başkalarına verecek özel bir hediyesi veya yeteneği vardır. Bu özel yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimizde, kendi ruhumuzun coşkusunu ve sevincini yaşarız. Bu da bütün amaçların esas ve nihai amacıdır.

"Dharma" veya "Yaşamın Amacı" Kuralının Uygulanması:

1. Ruhumun derinliklerinde oluşmakta olan Tanrı'yı sevgiyle besleyeceğim. Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.

2. Özel yeteneklerimin bir listesini yapacağım. Özel yeteneklerimi ifade ettiğimde ve onları insanlığın hizmetinde kullandığımda zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmadan hem kendi hayatımda hem de başakalarının hayatlarında bolluk yaratacağım.

3. Her gün, kendime, "Nasıl hizmet edebilirim?" ve "Nasıl yardım edebilirim?" diye soracağım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi sağlayacaktır.

Bela geri dönüyor yeter ki taraftarımız üzülmesin...

Sevgili okuyucularıma biraz da sporla ilgili yazıyım azıcık. Okumuşsunuzdur, Nouma Beşiktaş'a geri dönüyor. Sebebi çok vahim bu durumu, Beşiktaşlılarla konuşmak gibi bir şansım yok. Objektif bir Beşiktaşlıya rastlamak, kırmızı kar yağması gibi bir şey (örnek Kazım Kanat). Nouma fenomeni yeniden yaşanacak yani. Aslında spor yazarları için iyi bir haber bu. Salt maç yazmaktansa, tüküren, küfreden, bolca el kol hareketi yapan, takıma faydasından çok zararı olan "renkli" bir oyuncu; epey güzel malzeme çıkartacaktır.

Taraftar gruplarının baskısı ve maça gelmezler korkusuyla Beşiktaş yönetiminin bu kararı aldığını söylüyor bazı çevreler. Eğer böyleyse acımak duygusu ağır basıyor bizlerde. En çok da Lucescu'ya acırım bu durumda. Bir yönetim kurulunun baş edemediği bir Fransızla bakalım bir Romen baş edebilecek mi???


Sayı 20
 
ELİF AKTUĞ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED