AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Yakın tâkip altında... Hem de hangi gazete?

Benzer bir şaşkınlığı yıllar önce yaşamıştım. O zaman da, ağzım açık, "Ne, o gazete anti-Semitik mi?" diye bağırdığımı hatırlıyorum... Aynı türden bir şaşkınlık dün bir daha başıma geldi...

Hadi, önce ilkinden başlayayım. Yıllar önce, İsrail büyükelçisiyle konuşuyordum. Arapça da bilen ve İslâm dünyasını yakından tanıyan büyükelçi, bir ara, Türk gazetelerinde karşılaştığı 'Yahudi düşmanlığı' üzerine görüşlerini aktarmaya başladı. "Hele sonuncusu..." diye başladığı cümle sekreterine dosyayı getirmesi tâlimatıyla tamamlandı. Dosyada, en başta, ağzımı açık bırakan gazetenin adını gördüm... Ülkemize yeni gelmiş büyükelçi, şimdi adını versem "İsrail'e en yakın gazete" diyeceğiniz bir yayın organını şikâyet etmekteydi...

Benim uyarım üzerine, birkaç gün sonra, "Bir yanlışlık olmuş" diye düzeltme telefonu aldığımı da buraya kaydedeyim. Belli ki, gazetede o günlerde yayımlanan bir yazı dizisine girmiş bazı bölümler, Türk basınını 'anti-Semitik' eğilimler açısından izleyen birilerinin dikkatini çekmişti...

Bu defa beni şaşırtan gazetenin adını vereceğim: Hürriyet... Dünyanın her tarafındaki Museviler ile ilgili önemli konuları takip eden 'Jewish Telegraphic Agency'nin (JTA) son sayısında, 'merkez gazete' ve 'saygın gazete' gibi ifadelerle söz edilen Hürriyet'in hassas bir konuda yaptığı yayınlara yer veriliyor. "Kürt liderlerden biri Yahudi mi? Türk gazetelerinde öyle iddia ediliyor" başlıklı yazı, Hürriyet üzerine oturtulmuş...

JTA muhabiri Yigal Schleifer İstanbul'a kadar gelip konuyu araştırmış... Yazısının ilk paragrafı ilgiyle okunuyor: "Dünyayı şaşırtabilir; Kürt liderlerden biri gerçekte Musevi ve doğal olarak, yeni oluşacak Kürt devleti İsrail'le yakın bir ittifak kuracak ve Yahudi devletine Ortadoğu'da yeni bir çıkış noktası ile Irak'ın kuzeyindeki petrol zenginliğine geçit teşkil edecek..."

Demek Hürriyet, "Irak'ın kuzeyinde faaliyet gösteren Kürt örgütlerinden birinin lideri Yahudi" diye yazmış (17 Şubat 2003) ha! Dünyanın her tarafında Museviler ile ilgili ters yayınları takip eden JTA'nın muhabiri de bu duruma şaşırmış... Muhabir, Hürriyet'in yayınını yine 'merkezde' başka bir gazetenin izlediğini de duyuruyor okurlarına...

Yazının devamından, gazetelerin "Musevi asıllı" ilân ettiği Kürt liderin kimliğini de öğreniyoruz: Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesut Barzani... Hürriyet'teki makale, Barzani'nin hahamlar yetiştiren bir aileden geldiğini de duyurmuş okurlarına... Bu yayını ben kaçırmışım, ama JTA yakalamış...

Kuzey Irak'taki Barzani Ailesi ile İsrail arasında ilişkiye işaret eden yazılar daha önce yazılmıştı; suikasta uğramadan az önce, Uğur Mumcu da aynı ilişkiyi sütununda ele almıştı. Baba Mustafa Barzani, 1960'lı yıllarda iki kez İsrail'e gidip başbakan Golda Meir ile görüştürülmüştü. Kökeni Irak'ın kuzeyine dayanan ünlü Museviler de var; bunlardan biri, Genelkurmay başkanlığı ve savunma bakanlığı da yapmış Gen. Mordachai sözgelimi... Ancak, Barzani Ailesi'nin Musevi asıllı olması? Hahamlar yetiştirmiş bir aile ha?

Bu da nereden çıktı?

Muhabir Yigal Schleifer de aynı soruyu sorup araştırmış. Danıştığı kişi, bu gürültünün kaynağını teşkil eden 'The Folk Literature of the Kurdistani Jews' adlı eserin yazarı Yona Sabar... ABD'nin UCLA Üniversitesi'nde hoca olan Prof. Sabar, "Bu, tarihin yanlış okunmasından kaynaklanıyor" demiş ilginç iddia için...

Sabar'a göre, 16. yüzyılda yaşayan haham Shamuel Adoni Barzanlı imiş; bu sebeple de kendisinden 'Barzani' (Barzanlı) diye söz ediliyormuş... Ondan sonra da Barzan'dan Musevi dinadamları çıkmış; 17. yüzyılda haham olarak görev yapan Asenath Barzani adlı kadın gibi... Sabar, "Ancak, Mesud Barzani'nin ailesiyle o hahamlar arasında bir ilişki olması mümkün değil" görüşünde. "Şimdilerde Barzan bölgesinde yaşayan Musevi yok; hepsi 1948 sonrasında İsrail'e göç etti" demiş Sabar...

Hazır bu bölgeyi bilen birini bulmuşken, muhabir, daha önce yine JTA'dan esinlenerek burada değindiğim 'Urfalı Museviler' konusunu da soruverseydi ya...

Kuzey Irak ve Museviler konusunun İsrail ve Musevi Dünyası için hassas olduğuna işaret eden bir başka olay yaşandı geçen hafta. ABD'nin en etkili Musevi kuruluşu olan ve 'Musevi lobisi' denildiğinde ilk akla gelen AIPAC'ın yıllık kongresine, Irak Ulusal Kongresi'nden Intifad Qanbar'ın katılması bekleniyordu. İsrail'de yayımlanan Ha'aretz gazetesi, "Katılsaydı, İsrail ile Kuzey Irak'taki yapı arasında mevcut ilişki ilk defa açığa çıkmış olacaktı" diye yazdı.

Anladığınız gibi, Qanbar, AIPAC toplantısına katılmadı... Amerikalılar, hem de son anda, kendisine, Saddam'a karşı muhalefeti güçlendirmek için Kuzey Irak'a gitmesini 'tavsiye' etmişler... Onun yerine Kanan Makiya katılmış toplantıya. Brandeis Üniversitesi öğretim üyesi olan Prof. Makiya Kürt asıllı değil... Bir AIPAC yöneticisi, "Şimdilik bu tartışmaların bir parçası olmak istemiyoruz" demiş muhabir Nathan Guttman'a... Guttman, "Musevi örgütleri muhalefet liderlerinden Ahmed Chalabi ile de biraraya geldiler" diye yazıyor; amacı da "Iraklıları İsrail ve dünya Museviliği ile iyi ilişkilere ikna etmek" olarak açıklıyor...

Demek Hürriyet, JTA tarafından yakın tâkibe alınmış ha! Bir defa daha şaşırdım...


9 Nisan 2003
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED