AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Maksat ve rivayet

Kimilerine göre yüzükle değirmentaşı arasında fark yoktur. İkisi de madendir, yuvarlaktır, ortası boş ve deliktir. Böyle tanımlanınca her ikisi de aynı tanımın konusu olmuyor mu?

Adamın birinin oğlunun okumakla başı hoş değilmiş. Oğlunun durumunu yakını olan bir falcıya anlatarak ondan yardım istemiş. Falcı da: "Onu bana getir de fal bakmasını, remil atmasını öğreteyim" demiş. "Her ne kadar zor bir ilimse de umulur ki, onun zihnine uygun gelir, emeğimiz boşa gitmez; zaten bu zamanda öyle ciddi ilim ne arar? Her şey göz boyacılığa çıktı, ehli olmayanın eline düştü." Böylece adamın oğlu gece gündüz demeden çalışarak fal bakmayı, remil atmayı, bu işlerin sırrını öğrenmeyi başarır. Günün birinde oğlanın babası falcıdan oğlunun durumunu sorar. Falcı anlatır: "Başta biraz zorlandık ama, gün geçtikçe Allah'ın yardımıyla her şeyi öğrendi. Bu husustaki kaidelerin hepsini biliyor. Fakat ferasetten mahrum, anlayışı kıt olduğu için doğru hüküm veremiyor." Oğlanın babası, ustanın sözlerine bir anlam veremez: "Ustacığım, bu nasıl söz? Hem kitabını ve kaidelerini tam bilecek, hem de hükmü yanlış verecek?" Ve oğlunu sınamak için avucunda bir yüzük saklar. Oğlan öğrendiği kaidelerle remilline bakıp: "Elinde tuttuğun madendir, yuvarlaktır, ortası boş ve deliktir." Deyince, babası: "Öyleyse nedir?" diye sorar. Oğlan cevap verir: "Değirmentaşıdır!"

Bu fıkra, Türkçe'deki "maksat bir amma rivayet muhtelif" sözünün tam aksini ifade ediyor ve bazen rivayetin aynı olmasına rağmen maksadın muhtelif olabileceğini dile getiriyor.

Kimizaman tarihimiz bir, diyoruz. Fakat acaba aynı maksadı mı güdüyoruz? Kimizaman ülkenin bölünmez bütünlüğünden bahsediyoruz. Acaba aynı şeyi mi tanımlıyoruz?

Kimizaman bu topraklarda yaşayan insanların Müslüman olduğunu ileri sürüyoruz. Acaba aynı iddialara mı sahip çıkıyoruz?

Kimileri birbirini eylemin içinde veya dışında olmakla itham ediyor. Acaba eylemin içinde olanlar dışarıda gördüklerini nereye koyuyor; dışarıda görünenler kendilerini ve ötekilerini eylemin neresinde telâkki ediyor?

Vaktiyle, meydanlarda Allah'ın kitabını öpüp başına koyanlara rastlanırdı. Fakat acaba o kitaba atfedilen anlam neydi? Ve ona anlam izafe eden başkalarıyla onun anlamı uyuşuyor muydu?

Eşini aldattığını ilân eden bir prensesin bu davranışı bazı çevrelerde cesaret olarak nitelendirilmişti. Acaba bu nitelendirmeyi yapanlar kendi eşlerinin cesaretini ilân edebilme cüretini de göze alabilir miydi? Ve cesaretle zina, yüzükle değirmentaşı benzetmesinde nereye uygun görülürdü? Zaniyelere de, şehitlere de cesaretli sıfatı yakıştırıldığında acaba aynı şey mi söylenmiş oluyordu?

Aynı adamlar, farklı siyasal partilerde aynı şeyleri tekrarladıklarında, acaba aynı hedefe de nişan almış oluyorlar mı? Vesaire.


14 Aralık 2003
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED