AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Ben de taktım kafayı şu "İmam-Hatip"lere...

Biz, "Hürriyet"in sayfalarında okuruz "güncel" haberleri... Müjdat Gezen'le ilgili bir haberde, "sinema anıları" içinde A. Pekkan, A.Gruda ve N. Ünal'a "kafa"yı taktığını okuyoruz. Ve en ilginç ilişkiyi de N. Ünal söylüyor:

"... Sonra evlilik teklif etti. Oyunculuğu bırakmamı istedi. Kabul etmedim, ayrıldık. Beni gerçekten sevdiğini biliyorum."

Demek ki, Gezen, artistlere takmıştı kafayı.. Bu sefer de P. Suda Tarkan'ın "kalçaları"na taktı kafayı...

Bunlar magazin haberler, der, geçerdik. Amma aynı günkü "Hürriyet"te E.Özkök'ün yazısını görünce O'nun da "imam-hatiplere kafayı taktığı" kanısına vardık.

Geçmişte, hatta 28 Şubat'ın en hararetli günlerinde, "karım, isterse kapanır, ona diyecek bir şeyim olmaz. Özgürlüğünü kısıtlayamam." tarzında yazılar yazdığı unutulmuş değil.

Yani Sayın Özkök, 28 Şubat'ın bağnazlığına karşı "fikir ve düşünce özgürlüğünün tesisi" için çok çalıştığını, aksine Ç.Bir veya o çizgideki "militarist yapılanma" konusunda kesin tavır aldığını sanıyorduk.

Demek ki, o da, CHP ve militan laikler gibi, "imam-hatip okulları"na kafayı taktı..

Antalya imam-hatip lisesinde "başı açık" sınıfa girmek istemeyen 40 kadar öğrencinin, okul önündeki sayılarının ikinci günde 60'a yükselmesi, "dünyaya açık bir bölge"de böyle "başı kapalı" kız çocuklarıın ne işi vardı, demek istiyor.

O zaman çözüm kolay: "İstemezükcülük."

Kapatın, ilga edin, yok edin, okullara kilit vurun. Kız çocuklarını, narenciye bahçelerinde elma armut toplamaya gönderin olsun, bitsin!....

Olmazsa, yerli turistik eşyaları bir kaç dolara satıp ev ve aile bütçelerine "bir kaç dolar veya bir avuç dolar" katkıda bulunmuş olurlar. Şu cümleler bunun kanıtı değil mi: (Öğretmen ve sınıf arkadaşlarının dini bütün birer müsülüman olduğunu ifadeden sonra)

"İmam hatip okulu ve türban olayının ülkeyi bu kadar esir alması artık herkesi sıkmaya başladı."

"Ayrıca imam hatip okulları yüzünden meslek eğitiminin önünü de tıkıyoruz."

(....)

"Bu sorun'un çözümü çok basit."

"Mevcut imam hatip okulları'nın öğrencilerine bütün lise hakları verilir, ama gelecek yıldan itibaren bu okullara öğrenci almazsınız, olur biter."(Hürriyet, sh: 27, sütun: l-6)

İmam-Hatiplerin "lise" olarak eğitim ve öğretime devam ettiklerinin dikkatlere sunduktan sonra, deriz ki;

Sayın Özkök'ün İzmir Kordonboyu'nda, lise kitapları ile kızlara caka satarken, "İmam-hatip" kökenli öğrencileri de "hocaları ve öğretmenleri"nin hepsi, Trabzon lisesi ve öğretmen okulundan gelen hanım ve erkek öğretmenler de "dini bütün birer Müslüman" idi.

Hele hele "hanım öğretmenler" özellikle imam hatipleri tercih ediyordu. Düz liselerde, anasına "koca karı", babasına "moruk" diyen "züppeler"den kurtulmak için, ahlak ve terbiye timsali imam hatipli öğrencilere ders vermeyi tercih ediyorlardı.

Sayın Özkök'ün gözünün önünden "dini bütün birer müslüman" sınıf arkadaşları ve öğretmenleri gelip geçiyor... Bizim de öyle:

Psikoloji dersi hocamız Nevzat Ayasbeyoğlu, hukuk dersi hocamız Raci Galip Okandan, edebiyat hocamız N.Sami Banarlı, tasavvuf hocamız Mahir İz, Dinî Musiki hocamız, son Mevlevilerden Halil Can, fıkıh dersi hocamız Ö.Nasuhî Bilmen, felsefe hocamız H.Ziya Ülken ile hadis hocamız Abdülkadir Karahan ve daha niceleri...

Bunlar o dönemin en bilgili, alim ve fazıl olduğu kadar herbirinin akademik çalışmaları ile, şöhretleri ülke dışına taşmış bir misyonu yüklenmişlerdi.

Bu zevatın yetiştirdiği öğrencilerin öncülük ettiği "liseler"in kapısına kilit vurmayı istemek, her halde "uygar bir düşünce" olmasa gerek...

"Karı" diye nitelendirdiği "Hanım Efendi"ye "başını örterse örter, karışmam" derken, özgürlüğü niçin Antalyalı, İzmirli veya Erzurumlu hanımlarna layık görmüyorlar?

Bırakın diğer gazetelerin yazarlarını... "Hürriyet"in bağnaz yazarları E.Çölaşan, T.Türenç, Ö. İnce, Yalçın Doğan, vs vs'yi bırakın bir yana, bir de E.Özkök bu kervana katılınca, "Hürriyet"in "çok renkli" dünya görüşlü sayfaları, 28 Şubat sonrası bulanık havayı tekrar körüklemek bahtsızlığının aralığından karanlığa giden yolları eşelemek gayretini gösteriyor.

"Hürriyet"in genel yayın müdürü, biraz daha gerilere (38 yıl kadarcık) gitsin ve gazetenin arşivinden "9 Ocak l965" tarihli nüsyı çıkartıp, okusun. Bugün kapısına "kilit vurulması"nı istediği "okullar"ın nasıl "lise" haline geldiğinin birikimine "şapka" çıkarsın!...

Amma sen onu "benim külahıma anlat" derse, o zaman "takke düştü kel göründü" deyip, meseleyi demokratikleşmeyi isteyen kamuoyuna havale ederiz... Nasılsa, Strazburg'daki mahkeme, "Mulen Ruj"daki "rakkase"leri ve "Pariziyen" şeffaflığını ölçü alıyor!.. O da bize değil, Sen Nehri kenarında eski günleri anıp, kendini hala Ç. Altan'ın rakı şişesinde "kızarmış balık" sanıp kafa çeken "Radikal" yazarına yarar!...


www.sadikalbayrak.com

14 Aralık 2003
Pazar
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED