AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
AB'nin de kafası karışık

Avrupa birliği üyesi ülkeler Türkiye'nin üyeliği konusunda tam anlamıyla bir kafa karışıklığı yaşıyor. Yıllardır AB ile Türkiye arasında adı konulmamış ancak karşılıklı olarak birbirini "idare eden" bir ilişki biçimi vardı.

AB, Türkiye'yi bazı sebeplerle içine katmayı yakın bir hadise olarak görmüyor, Türkiye ise AB'ye uyum için kendi özel şartları sebebiyle çok da istekli davranmıyor ve karşılıklı süreci uyutma çabası görülüyordu.

Köprülerin tam olarak atılmaması için AB Türkiye'yi 1999'da aday haline getirdi, Türkiye ise tam uygulamaya yansıtmasa da uyum yasalarını çıkardı. Ancak kimse müzakerelerin başlayacağını ciddi ciddi düşünmedi.

AK Parti'nin henüz hükümet kurulmadan başlattığı diplomasi trafiği bu gevşek ilişki düzenini altüst etti. AB ilk kez karşısında kararlı ve güçlü bir siyasal irade gördü. Bu iradenin ciddi bir diplomasi baskısına dönüşmesi ve 2003 yılında çıkarılan uyum paketleri AB'yi köşeye sıkıştırdı. 2004 sonunda Avrupa Birliği Türkiye'yle ilgili tam anlamıyla siyasi bir karar verecek.

Bugün artık "diplomatik geçiştirme" değil, "siyasi kararlılık" noktasına gelinmiştir. 2004 hem Türkiye'nin, hem de AB'nin gelecek vizyonu açısından bir dönüm noktasıdır.

Türkiye'nin üyeliği AB için önemli çekinceler oluşturuyor. Nüfus, stratejik konum, sosyo-kültürel kimlik, ekonomik potansiyel gibi unsurlar siyasi perspektifle değerlendirildiğinden dolayı hem olumlu, hem olumsuz tarafa çekilebiliyor. Yani kimileri Türkiye'nin nüfusunu, potansiyelini ve konumunu AB için bir açılım ve dinamizm kaynağı olarak görürken, kimileri bu faktörleri AB için olumsuzluk olarak değerlendirmektedir.

AB'nin Türkiye'ye yönelik tavırları sadece Kopenhag kriterlerinin yerine getirilip getirilmemesiyle oluşmuyor. Türkiye'nin 40 yıllık süreçte gerekli şartları gerçekleştirme konusunda nasıl bir gevşeklik gösterdiği zaten malum. Ancak son dönemde ortaya konulan yasama performansı bu eksikliği önemli ölçüde kapattı. Bugün görülen gerçek, AB'nin asıl kendi içinde Türkiye konusunda netleşmediği ve siyasal bir kararlılık gösteremediğidir.

Bu şaşkınlık hali aslında AB'nin kendi geleceğiyle ilgili birçok konunun netleşmemesiyle de ilişkili. "AB dünyada nasıl bir rol üstlenecektir, AB kimliği ne olacaktır, AB kendi içinde nasıl bir bütünlük oluşturacaktır?" gibi sorulara bugün hala tam bir cevap bulunamamıştır.

AB'nin dünya dengelerinde bir güç olarak ortaya çıkması, bölgede inisiyatif kullanabilen bir aktör olması, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim anlayışı geliştirebilmesi gibi hususlar, AB'nin siyasi vizyonunun tam olgunlaşmadığını göstermektedir.

AB'nin çifte standartçı tavırlarında kimi üye ülkelerin Türkiye'ye karşı rekabet kokan bir tutum takınmasının da etkisi vardır. Almanya ve Fransa Türkiye'yi Birliğin lider potansiyeline sahip etkili bir aktörü olarak görmektedir.

Türkiye'nin genç nüfusu, ekonomik potansiyeli, tabii kaynakları, üç kıta arasındaki stratejik konumu diğer üye olacak 10 ülkenin tümünün sahip olmadığı özelliklerdir. AB'nin 10 aday ülkeyi Birliğe dahil etmesi tek başına Türkiye'yi kabulünden daha kolay olmuştur. Oysa bu ülkelerin Türkiye'den aşağı kalmayan sorunları vardır. Türkiye 2004'te üyeliğe kabul edilecek ülkelerin hepsinden daha fazla Avrupa düzeyinde işbirliğine sahiptir. Türkiye Avrupa Konseyi, NATO, AGİT, Gümrük Birliği üyesidir.

AB'nin Türkiye'ye yönelik tavrı genişleme stratejisiyle de ilgilidir. AB'nin kimliğinin ne olduğu, doğal mı, kültürel mi sınırları bulunduğu gibi konular AB'nin kurucu iradesi veya derin Avrupa tarafından çok da objektif olmayan bir şekilde kararlaştırılmaktadır.

Türkiye'nin son yıllara kadar gösterdiği siyasi irade eksikliği kadar Avrupa Birliği de benzer bir irade zafiyeti içindedir.

AB'nin Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyumu konusundaki tavrı açık ve nettir, ancak Birliğin geleceği ve dünyada üstlenmesi gereken rol ile kimi üye ülkelerin kendi ulusal çıkarlarını önplana çıkaran yaklaşımları öncelikle bir iç müzakere ve kararlılığın olması gerektiğine işaret etmektedir.


14 Aralık 2003
Pazar
 
YALÇIN AKDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED