|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kritik anlarda ve siyasi açıdan hararetli günlerde toplumun önemi artar. Kamuoyu eğilimlerin bilinmesi siyasi aktörleri yönlendirir. AB ve Kıbrıs kavşağındaki kritik eşik, yerel yönetim seçimlerinin ufukta görünmesi ile Türkiye de böyle bir zamanı soluyor. Pollmark'ın kasım ayı siyasi gündem araştırmasının sunduğu veriler de bu açıdan ayrı bir değer taşıyor. Araştırma raporunun girişini birlikte okuyalım: "3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimden bu yana, AK Parti hariç diğer siyasi partilerin oylarında çarpıcı bir gerileme dikkati çekmektedir. AK Parti 3 Kasım seçimlerindeki ham oylarını yüzde 26,1'den yüzde 39,2'ye yükseltmiştir. Dolayısıyla AK Parti, 3 Kasım'daki seçmen desteğini bugün yüzde elli civarında artırmıştır. Bugün seçim olması halinde kararsız olduğunu veya hiçbir partiye oy vermeyeceğini belirten seçmen dışarıda tutulduğunda, AK Parti'nin oy oranı yüzde 54,4'e ulaşmaktadır. AK Parti'ye yönelen oyların en büyük kısmını 3 Kasım 2002'de oy kullanmayanlar oluşturmaktadır. 3 Kasım 2002'deki seçmeni bugün AK Parti'yi destekleyen partiler ise MHP, DYP, ANAP, CHP, GP, DEHAP ve SP olarak sıralanmaktadır. 3 Kasım 2002'deki oylarını en çok koruyan partiler AK Parti (% 90), DEHAP (% 62,2), GP (% 57,4), CHP (% 55 5) ve MHP (% 42,8) olarak sıralanmaktadır. … Hükümetin kasım ayındaki performansını başarılı bulanlar yüzde 48,3, başarılı bulmayanlar ise yüzde 39 oranındadır. AK Parti'lilerin yüzde 77,8'i, CHP'lilerin yüzde 19,8'i, MHP'lilerin yüzde 40,7'si, GP'lilerin yüzde 24'ü ve DEHAP'lıların yüzde 30,1'i Hükümeti başarılı bulmaktadır. …" AKP, son yıllarda Türkiye'de nadir rastlanan bir başarıyı ve yükselmeyi yakalamış durumda… Kesif değişim döneminde ortaya çıkan bu tablo, "değişim ile iç dinamiklerin ilişkisi", daha doğrusu "değişimin meşruiyet temelleri" hakkında ciddi bir fikir veriyor. Nitekim hükümet bu temel sayesinde AB'nin getirdiği rüzgarı da arkasına alarak, özellikle devletin işleyişi ve sivilleşmesi açısından önemli adımlar attı. Örneğin, MGK Kanunu değiştikten sonra bir kurul toplantısında askeri kanadın "AB'yi dikkate alarak MGK'nın kaldırdığımız faaliyetlerini, MGK Genel Sekreterine şifahen görev olarak biz verelim…" baskısına bu şekilde direnebildi. Kurul yönetmeliğinin gizli olma talebini aynı güçle reddetti. Açıkçası MGK'nın yeni yönetmeliği bakanlar kuruluna hukuk kurallarını dikkate alan şeffaf bir yönetmelik olarak gönderilebilmişse, iç dinamikler ile bu dinamiklerden güç almayı bilen bir değişimci anlaşıyın bunda payı büyüktür. Buna karşılık şu da açık bir gerçek ki, siyasi iktidarın birçok konuda atmak isteği adımlar devlet iktidarı ya da resmi Türkiye tarafından engellenmeye çalışılıyor; hükümetin AB ile doğrudan ilintisi bulunmayan konularda adım atmasının önü alınıyor. Orman arazilerinin satışından YÖK meselesine, İmam Hatiplerden burs sistemine bir dizi girişim, rejim krizleri tahrik edilerek durduruluyor. Bugüne kadar Kıbrıs da bu konular arasında yer aldı… Ancak anlaşılıyor ki, siyasi iktidar gücünü aldığı yere sırtını dayayarak bu konuda da kararlı davranmaya niyetlenmiş bulunuyor. Dışişleri Bakanlığı'nın dün itibariyle "Annan Planını tek referans" ilan etmesi, Kıbrıs'taki siyasi partiler dengelerini, hükümet komposizyonunu etkileyebilecek bir çıkıştır. Böyle bir kamuoyu desteği döneminde değişim için irade, kararlılık ve cesaret yeter… Unutmamak gerekir ki, Kıbrıs sadece Kıbrıs'ın değil Türkiye'nin düğümünü çözecektir… Siyasi iktidarları iktidarsızlaştırma manivelalarından birisi ortadan kaldırılacaktır… Devlet iktidarı ile siyasi iktidar arasındaki suni ayrım kanallarından birisi daha, belki de en önemlisi tıkanacaktır…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |