|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İslami ve sağ kesimde öteden beri kendi düşüncesini, standart kabul ettiği, ötekinin söylemi üzerinden belirleme hastalığı vardır. Bir şeye karşı konum alınacaksa hemen onun "anti"si olunur. Mesela feminizm mi eleştirilecektir derhal antifeminist bir duruş alınır. Sosyalizim mi eleştirilecektir, derhal mevziler anti kominist olarak açılır. Oysa bir şeyin antisi olarak duruş almak, doğrudan antisi olduğunuz şeyin yerini kavileştirir. Çünkü siz kendi varlığınızı, beğenmediğiniz antisi olarak konumlandırdığınız şeye göre belirlemektesinizdir. Hareket kabiliyetinizi "antisi" olduğunuz şey ile sınırlandırmaktasınızdır. Bir şeyi eleştirmek başkadır, "antisi" kesilmek başka. Ama eleştirmek için, kendinize dert ettiğiniz söylemin, var oluş sürecini, tezlerini, toplumsal kabul edilirlik oranını, bu oranın nasıl bir talebe karşılık geldiğini bilmeniz gerekir. Halbuki "anti" olmak çok kolaydır. O böyle diyor. Biz buna karşıyız. Biz ne diyoruz? Bu soru hiç sorulmaz. Önemli olan karşı çıkmaktır. Eleştirmek için durduğunuz bir yerin olması gerekir. Yani o böyle diyor ama ben böyle demiyorum, böyle düşünmüyorum çünkü ben, şöyle düşünüyorum diyebilecek bir yerden sözü söylemeniz gerekir. "Anti" söylemlerde yerli olan hiçbir şey yoktur. Hiç olmazsa kültürel boyuttan bir karşı duruş olsun. Hayır, anti söylemler ille de "öteki" üzerinden bina edilir. Kominizm eleştirmek için, Sovyetler'den kaçmış bir aydının görüşlerine sığınılır derhal. Müslüman kadının durduğu yerin önemini anlatmak üzere, derhal batıdaki kadının içine düşmüş olduğu "zelil" durum bir batılı yazarın kaleminden verilir. Çoğu zaman bu kalem "ünlü bir düşünür" olarak yer alır. Öteki olmadan söz söylemek, ötekini işin içine katmadan bu toprakların üzerinden fikir bina etmek hiç söz konusu değildir. Bunun en tipik örneği başörtüsü yasakları dolayımından gerçekleşiyor. Başörtüsünü savunmak için hep batı ülkeleri kriter gösterildi. Defaatle yazdım pek çok toplantıda söyledim. Talebimizi o ülkelerdeki hürriyet ile bağlantılandırılarak savunmaya kalkmak yanlıştır. O ülkelerde başörtüsü yasaklandığında durduğumuz yer geçersiz kalır çünkü. Bütün dünyada başörtüsü yasak olsa bile bizim, başörtüsünü savunmaktan vazgeçmeyecek bir söylem üzere durduğumuzu göstermemiz gerekiyor. Aynı şey başörtüsü yasaklarına serbestlik sağlamak için "kadın hakları" söylemine sığınmakta da geçerli. Batı kamusallığını yegane standart olarak aldığımız zaman toplumsal uzlaşma alanlarının nasıl bir kırılmaya uğradığını tartışıp konuşamazken, AK Parti Trabzon milletvekilinin başörtüsü için TSE'den standart belirleme talebinde bulunduğu haberi düştü medyaya. Bu anti duruşun, standarta evrilmiş hali. Hadi beni sınırlayın. Siz bir çizgi çekin hele, o çizgiye riayet edilmezse cezamıza hazırız. Türban yasağını çözmek için iktidar partisinin milletvekili TSE'den başörtüsü standartı belirlemesini talep ediyor. TSE standartı belirleyecek ve bu standarta uygun olarak başını örtenleri "başörtülü" kabul edip, duruşunu siyasal simge kapsamından çıkararak kamusal alanda hür olması sağlanacak. Standarta uymayanlar "türbanlı" kabul edilmeye devam ederek yasağı "hak ettikleri" TSE yoluyla tescillenmiş olacak. Böyle bir söylem, CHP milletvekilinden gelse daha anlaşılabilir bir durum olarak görülebilir. Çünkü onlar "benim ninem de başörtülüydü ama böyle değildi" derken başörtüsüne yükledikleri bir davranış kodu üzerinden söylem belirliyorlar. Nasıl mı? Yani nineler başörtülüydü ama bu nevzuhur "türbanlılar" gibi ortalıkta dolaşmaz (yani başıörtülü olmanın gereklerini yerine getirir, evden dışarı çıkmaz) kazara bir yere gitmesi gerektiğinde de gittiği yere uyarak başındaki örtüyü çıkarırdı. (Gittiğin yer kör ise bir gözünü yum.) Başörtüsü ile "Türban"ı birbirinden farklılaştırmaya çalışanların söylemi, başörtüsünün gerektiğinde çıkarılabilirliği üzerine bina edilmektedir. Vekiller standart belirlemeye kalkarken, hiç olmazsa danışmanlarına bir danışsınlar. Tabi sosyal ilimlerde ihtisas sahibi bir danışmanları varsa! "Hizmetiniz" başörtüsüne standart getirme olmasın sayın Vekil!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |