|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önce şaka gibi gelmişti, ama iş ciddi: Fransa başörtüsü yasağı yolunda ısrarla devam ediyor. Yaz aylarında kurulan özel komisyon çalışmalarını tamamladı; 'başörtüsü yasağı' tavsiye kararı, komisyonu kurduran Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından da destekleniyor. Fransız Parlamentosu'nun gelecek ders yılı öncesine kadar yasağı yasalaştırması bekleniyor. Başörtüsünü yasaklama niyetinin ardında yatan, Fransa'nın 1789 İhtilâli sonrasında benimsediği 'lâiklik' ilkesi. Başörtüsü 'dinsel simge' olarak görüldüğü için 'ayrımcılığı' dâvet ettiği gerekçesiyle lâikliğe aykırı bulunuyor. Bir gerekçe de kadın-erkek eşitliği. Musevi erkeklerin takkesi (kippa) ile Hıristiyanların haçının da (gereğinden fazla büyükse) aynı yasak kapsamı içerisine alınması düşünülüyor. Chirac'ın zorladığı süreç sonuna kadar sürdürülürse, altı milyon müslümanın yaşadığı Fransa'da, genç kızlar ilk ve orta dereceli okullarda başlarını örtemeyecekler; yasak, memurlar için de geçerli olacak… Jacques Chirac, Elysée Sarayı'na topladığı 400 Fransız önünde yaptığı 35 dakikalık konuşmasında, "Geri gidişe geçit vermeyeceğiz" dedi. Lâikliği Fransa'dan ithal etmiş Türkiye'de yıllardır süren 'başörtüsü eksenli' tartışmalar, Chirac'ın girişimi sebebiyle Avrupa'ya da taşınmış bulunuyor. Avrupa'nın neredeyse bütün ülkeleri (Almanya kısmen istisna), Fransa'nın bu girişimini şimdilik tasvip etmiyor. Ancak hep biliyoruz; bir yerde başlayan uygulama bir süre sonra başka ülkelere de yayılır… Türkiye lâikliği Fransa'dan ithal etti, ama Chirac'ın savunduğu başörtüsü yasağının esin kaynağı Türkiye… Fransa'nın lâiklik vurgulu bu yasak girişimini anlamak gerçekten çok zor. Lâiklik, din-devlet ilişkilerini sağlıklı bir zemine oturtarak toplumsal düzeni sağlamanın yöntemidir; yasakçılıkla toplumsal düzenin bozulacağına hiç kuşku yok… Kuşkusu olanların son 20 yılını başörtüsü eksenli tartışmalarla geçirmiş Türkiye'ye bakmaları yeterli. Bireysel dinî uygulamalara müdahale edilebilmesi lâikliğin bir 'silah' olarak algılanması demektir; hem de tehlikeli bir silâh… Fransa, vatandaşı olan müslümanları sistemi içerisine katabilmek için yanlış bir yol seçmiş bulunuyor. Yasak yasallaştığı andan itibaren, Fransa, sosyal dokusunu tehdit edecek gelişmelere daha açık hale gelecek... Sorun din ve lâiklik ile ilgili görülse bile, Fransa'daki bu gelişmenin altında yanlış bir düşünce yatıyor. Çağdaş demokrasinin en önemli unsuru olan 'çok kültürlülüğü' benimseyememiş bir ülke Fransa ve bu da 'gönüllü birliktelik' arayışı yerine içindeki dinî ve etnik azınlıkları 'asimile etme' zorlayışına sürüklüyor onu. Kilise üzerine uygulanan baskılarla tarihsel süreç içerisinde bir 'lâik kimlik' oluşturulabildiğine göre, benzer bir sürecin başka dinler ve mensupları üzerinde de etkili olacağı noktasından hareket ediliyor. 18. yüzyıl şartlarına uygun yöntemlerle günümüzde sonuç almanın peşinde Chirac; eleştirilere kulak asmadan burnunun dikine gidiyor. Washington'un İslâm Dünyası'na dönük emperyal projesine karşı çıkarken topladığı sempatiyi, 'gerici' bir bakış açısını yansıtan 'başörtüsü yasağı' girişimiyle berbat ettiğinin farkında değil Fransa. Günümüzü belirleyen aydınlık düşüncelere ebelik etmiş bir ülke olmaktan hızla uzaklaşıp hoşgörüsüzlük ve baskıcılık yolunu seçmesi tam bir 'akıl tutulması'. Chirac, din üzerine baskı uygulayan, tekçi anlayışı toplumuna zorlayan yolun son yolcusunun, büyük çapta bu yüzden, yaşama ve ayakta kalma şansını yitirdiğini unutmuşa benziyor. Fransız İhtilâli etkisini şimdi de sürdüren düşünsel geleneğin başlatıcısıdır; o gelenek günümüze kadar iki kanaldan evrilerek geldi: Biri, hür dünyaya kaynaklık eden, hatta İslâm Dünyası'ndaki zihinsel atmosferi de etkileyen özgürlükçü kulvar; diğeri ise, Sovyetler Birliği'yle devletleşmiş olan ve bireyi devletin belirlediğine inanan düşünce kulvarı… Chirac Fransa'sı, işi yasalaştırmaya kadar vardırırsa, 'başörtüsü yasağı' ile, çığırını açtığı özgürlükçü gelenekten kopup iflâs etmiş yasakçı bir anlayışa kendini hapsetmiş olacak… Yasaklama niyetinin yanlış olduğunu, bir sorun varsa bunun başka yöntemlerle de çözülebileceğini haykırması gereken bizleriz, ancak Türkiye de benzer sorunları yasakçılıkla çözme yanlışlığına düşmüş bir ülke ne yazık ki! Washington'un silâh yoluyla yapmaya çalıştığı ile Paris'in başörtüsünü yasaklayarak yapmak istediği arasında bir fark yok. Washington ile Paris arasına sıkışmış İslâm Dünyası'nın işi iş…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |