AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Fransa'da olsaydık

Fransa'da "görünen dini simgelerin" devlet okullarında yasaklanması teşebbüsü bizdeki "kendi kültürüne fransızlaşmış" kimseleri sevindirmiş görünüyor. Bunlar deve kuşu gibidirler, "Kuş isen uç" dersiniz, "Ben deveyim" derler, "Deve isen çök bineyim" dersiniz, "Ben kuşum" derler. Şimdi onlara "Fransa iseniz başını örtüp okuyanlara onların tanıdıkları imkanı tanıyın, devlet okulları dışında, mezunlarının aynı haklara sahip oldukları ve kılık kıyafetlerine karışılmayan özel okullar açılmasına izin verin" demenin zamanı geldi, ama biliyorum, onlar hemen deve olduklarını (Yani Türkiye'nin farklı şartları, özgürlükleri kısıtlamak için kullanılan tevhîd-i tedrîsat kanunu vb. var...) diyeceklerdir.

Fransa Anayasasına devletin laik olduğunu yazan nadir ülkelerden biri, son teşebbüsü ile resmi makamlarda din sembollerinin görünmesini (önce yasak, belli bir maksatla gösterilmesine yönelikti, şimdi böyle bir maksat olmasa da görünmesine yöneldi) yasaklaması onun dar ve katı (radikal) laik anlayışını gösteriyor. Avrupa'nın diğer ülkelerinde ve ABD'de de rejimler laiktir, ama bunu anayasalarına yazmak lüzumunu duymamışlardır ve laikliği daha yumuşak bir anlayış içinde uygulamaktadırlar. "Yumuşak"tan maksadım, "din ve düşünce özgürlüğünü zedelemeyecek şekilde" demektir. Çünkü insan hak ve özgürlüklerini temel yapan rejimler, laikliği kendi başına bir amaç olarak değil, bu özgürlük ilkesinin bir aracı, bir güvencesi olarak anlar ve uygularlar. Ayrıca Fransa'da ve diğer Avrupa ülkelerinde devletin açtığı ve finanse ettiği okulların yanında özel statülü (belediyelerin, vakıf ve derneklerin açtığı) okullar da vardır ve buralarda hem kılık kıyafet hem de din eğitimine verilen yer farklıdır.

Avustralya'da çok sayıda kilise okulu var, ilk, orta ve yüksek öğretimi de içine alan bu okullarda Hristiyanlık eğitim ve öğretimi de verilmekte, bu okulları seçen başka din mensuplarına da aynı ders mecbur tutulmaktadır.

ABD'de başka bir uygulama daha görmüştüm; isteyen çocuğunu hiç okula göndermeyebiliyor, evinde kendisi veya ücretini ödediği öğretmenler çocuklara ders veriyor, belli zamanlarda imtihana giriyorlar, başarılı oldukları takdirde devlet onlara da geçerli diploma veriyor.

İnsanları Batılı anlamda çağdaşlaştırmak için zorla şapka giydirdiniz; tuttu mu? Hayır, tutmadı, en sıkı kemalistler bile o şapkayı giymiyorlar, zaten Batı da o şapkayı büyük ölçüde terk etti, ama bizde kanunu durur; hem de değiştirilmesi yasak maddeler arasında olarak korunur.

Laiklik adına dine ve dindara karşı takındığınız (muhatabım her kimler ise onlardır) tavır, inatla sürdürdüğünüz uygulamalar da asla tutmayacaktır; sizden kimsenin iyi Müslümanlar olmanızı beklediği yok (ama keşke olsanız), ama er veya geç iyi laikler olacaksınız, din ve düşünce özgürlüğü alanında da Batılı standartlara yaklaşacaksınız; çünkü suyu tersine akıtmak mümkün değildir.

Bu nasıl olacak? Elbette demokratik düzen içinde olacak. Demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olduğundan, demokrasi bunun için var olduğundan sonunda, hak gâsıplarının ve yanlı yargının dediği değil, halkın dediği olacak, azınlıkta kalan muhalifler ikna edilemese bile gerekiyorsa anayasa değişecek, resmi yerlerde inancı gereği örtünmenin laikliğe aykırı sayılamayacağı açık ve seçik olarak anayasaya girecek ve bu problem halledilecektir.


19 Aralık 2003
Cuma
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED