|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şu " türban sorunu" için "yerli yalakalar" bir çıkar bulamayınca, olayı, Fransa'ya taşıyıp, kendilerini "Jak Şirak'ın vatandaşları" sanmaya başladılar. Batılı Kültür Emperyalizmi işte budur. Özgürlük, demokrasi, laiklik Fransa'dan gelme idi. Yerli işbirlikçiler, kafalarına uygun bir hale getirip, millete dayatma suretiyle Nazi ve faşist uygulamalara girişip, bunun "sarhoşluğu içinde" Tekirdağ şarabı yerine Bordeuaux (Bordö) Şarabını ithal ettiler. Ve Moulaine Rouge (Mulen Ruj) ışıkları altında "kızıllığı" yaşamak istediler. Ve şimdi, Türkiye'de uygulanan ayırımcı ve aşağılayıcı "Baş örtüsü baskısı"na bir destek de Fransa'dan aramaya kalkıştılar ve Fransa Cumhurbaşkanı'nın kanatları altına girmeye kalkan birer serseri tavuk görüntüsü verdiler. Fransa ne zaman kendi iç sorunlarını çözdü de, şimdi Türkiye'ye dinî görüntü v e siyaset aracı olarak, "Türban'ın kamusal hayattan atılmasına öncülük " etmeye çalışacak? Fransa önce, lejyonerleri ile, sömürüp, sonra çöllerde kanlarını kuma akıttığı mazlumların hakkını ödesin de, ondan sonra kız ve müslüman hanımların örtünme, tahsil ve dinî motiflerin kılık kıyafetlerine yansıyan yönüne eğilmeyi denesin!... Yerli kaşalotlar sanıyorlar ki, TC'nin X. Cmhurbaşkanı Sayın Sezer gibi, Fransa'da Jacques Chirac da bir takım rejimi ayakta tutan kurumlara etki yapıp, "Layd Marksist"lerin gönlünü bir hoş edecek... Olmaz öyle şey... Fransa önce kendi dinî yapısına baksın ve ondan sonra, "Azınlık Müslümanlar" için tedbir alsın(!)... Zira, Fransız barbarlar, Versay sarayındaki tablolara baksınlar ve Buvatya Savaşı'nda (Sen Martel'de) Endülüslü müslamanların kafalarını nasıl kopartıp, türban ve sarıklılara nasıl muamele ettiklerinden ibret alsınlar. Olmazsa diğer dinî motif ve yaşam tarzlarına baksınlar: Papaz ve rahibeler ne olacak? Sen Piyer'in önünden geçenlerin getirdiği " istavroz"lardan ötürü, yakasında haçla gelip geçen gençleri yakalarından tutup "Bastil"e mi tıkayacak? Veyahut da, Fransa'da faaliyet gösteren 20'ye yakın Katolik vakıflarca finanse edilen üniversitelerdeki kılık kıyafete de mi karışmış olacak? (Biraz sıkar, kiliseye baskı...) Bizim dışardan güdümlü ve içten tetikli yazar ve gazeteciler, şunu akıllarından çıkarmasınlar ki taş yerinde ağırdır. Olaylara fildişi kuleden bakmasınlar. Eyfel'e çıkıp, dumanlı kafa ile Paris'e bakmasınlar: Kafaları döner. Onlar, (Boulon Ormanları) içinde Vahşi Batı'nın sapık zevklerini tadarak Nirvana'ya ersinler. Amma (Notr Dam) Kilisesi'ndeki Zangoç'un aşkını da göz ardı etmesinler!... Çünkü, Fransa'da dört milyon müslüman, "Fular/Hicap bizim onurumuz" deyip, yürürken, ne kadar kişilikli bir tavır ortaya koyarsa, yerli işbirlikçiler de, Batı'nın uzantısı olmaktan öte bir salyangoz izi bırakmadan başka bir işe yaramaz yaramazlıkları da acıklı bir tablo oluşturuyor. Asırlardır, birbiri ile komşuluk ilişkileri içinde yaşayan Müslüman, Hristiyan ve Museviler, nasıl ki, cami yıkmadılar, kilise kapatmadılar ve havra baskını yapmadılar, bundan sonra da öyle devam edecek. Ateistler ve Militan Laikler nasıl bir elim akibetin kendilerini beklediğini anlamış olacaklar ki, pür telaş etrafa saldırıp, fikrî kabızlıklarını ve beyinsel sancılarını gösteriyorlar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |