|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şimdi, bugünden biraz geriye bakıp bir 'ara değerlendirme' yapmanın zamanı. ABD'nin Irak'a açtığı savaşın en 'gizemli' yönlerinden biri 'ikinci cephe' konusuydu. Amerika'nın Irak'a kuzeyden de girmek için ne büyük çaba gösterdiğini en iyi bizler hatırlıyoruz. 1 Mart tezkeresinin TBMM tarafından reddine karar geçen süre içerisinde, Washington, Türkiye üzerinde her türlü baskıyı uygulamıştı. Elimize geçen bütün belgeler ve çalışmalarda, ABD'nin Irak'a kuzeyden girmesinin elzem olduğu tereddüde mahal bırakmayacak açklıkta görülüyordu. Aynı dönemde bizim medyaya yansıyan tartışmalarda da, konu, Irak'a kuzeyden cephe açmanın 'elzem' oluşuyla işlenmedi mi? ABD, İstanbul yakınlarındaki Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Batman'a kadar uçak indireceği bir düzineye yakın meydan yanında, gemilerini yanaştırmak için Samsun ve Mersin dahil çok sayıda limandan da yararlanmak istiyordu. İki ülke arasında yürütülen müzakerelerde, Türkiye'de konuşlanması istenen Amerikan askeri sayısı için asgari 65 bin rakamından söz edildiği duyulmuştu. "Amerika çok sayıda askerini Türkiye'de konuşlandırmaz ve kuzey cephesini açamazsa, savaşta çok zâyiat verebilir" deniyordu. Washington'un ısrarı, "ABD'nin 'B Planı' yok" dedirtecek yoğunluktaydı. Tezkerenin reddinden sonra da sürdü ısrar ve Washington, Mardin başta olmak üzere bazı yerleşim yerlerinde asker yığınağı yaptı. Askerî planlamacıların, Türkiye'yi bir oldu-bittiyle karşı karşıya bırakma niyetinde olduğunu düşürdürecek kadar... Sonrasını birlikte yaşadık: Meğer, ABD'nin kuzeyden çok sayıda askerini mutlaka Irak'a sokmasını gerektirecek bir söz konusu değilmiş... Savaş fazla uzun sürmedi ve Bağdat üç hafta içinde düşüverdi... Washington'un Türkiye'de çok sayıda asker konuşlandırmak istemesinin sebebi bir türlü anlaşılamadı. Tıpkı, bugün, terörün Türkiye'ye taşınmak istenmesi sebebinin de anlaşılmaması gibi... Bir hafta boyunca İstanbul'da yaşanan cehennem manzaralarının mâkul bir sebebi yok. Türkiye üzerinde Amerikan askerleri konuşlanmış olmadığı gibi, Irak'ta Türk askeri de bulunmuyor... Türkiye, ABD ve İngiltere ittifakının ayrılmaz bir parçası görüntüsünü hiç vermedi. Ak Parti iktidarının İsrail'le Türkiye arasında varolan 'özel ilişki'ye yeni bir tuğla koymadığı da meydanda; hatta Moskova'da Vladimir Putin'le buluştuktan sonra Ankara'ya uğrayıp Tayyip Erdoğan'la da görüşmek isteyen Ariel Şaron'un talebine olumlu cevap verilmediği de biliniyor. 'İslâmcı terör'ün El-Kaide eylemleri için Türkiye'yi hedef seçmesini izaha yarıyacak mantıklı bir sebep görebiliyor musunuz? Ramazan ayında ve her dört kişiden üçünün oruçlu olduğu bir ülkede bu eylemlerin yapıldığını da unutmayalım. Teröristten mantıklı olmasını beklemiyoruz elbette, ama biraz fazla mantıksız değil mi İstanbul'daki eylemler? İstanbul'u vuran terörün doğrudan ilk sonucu Türkiye'nin Irak tablosunun içine çekilmiş olmasıdır. Dünya, sadece 11 Eylül'de New York ve Washington'u vuran terörün benzerini görmedi İstanbul'dan medyaya yansıyan görüntülerde, Irak'ta hergün yaşanan şiddetten renkler de buldu. Amerikan askerlerini topraklarında konuşlandırmamış, kendi askerleri de Irak'ta bulunmayan Türkiye, İstanbul'daki eylemlerle, Irak'taki savaşın bir parçası haline dönüştü. Bu 'ara değerlendirme'nin zihinlere üşüştürmesi kaçınılmaz soru şu: "Neden Türkiye ısrarla Irak tablosu içine çekilmek isteniyor?" 1 Mart tezkeresi geçseydi Amerikan askerleri topraklarında konuşlanacağı için savaşın parçası haline dönüşecekti Türkiye; şimdi ise teröristler hedef seçtiği için daha geniş bir savaşın parçası durumunda... Bu çok garip, çok garip, çok garip...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |