AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İnşaat: Sade ve keyifli

Yakın dönem Türk popüler sinemasının en iyi filmlerinden biri olan Her Şey Çok Güzel Olacak'ın yönetmeni Ömer Vargı, izleyiciye, hemen hemen her şeyin gayet güzel kotarıldığı ikinci bir film daha sunuyor: İnşaat. Kolay anlaşılır bir anlatıma, temiz bir kurguya, titiz bir senaryoya ve iyi yapılmış bir cast'a sahip olan film, toplumun ve şehrin değişen yüzü üzerine kimi eleştiriler ve göndermeler de barındırıyor ancak, bunu asla bağırarak yapmıyor. Söylenenin sakin ve sade bir dille söylenmesi, ortaya herkesin rahatlıkla ve keyif alarak izleyebileceği bir film çıkarıyor.

İnşaat, oyuncu kadrosu bakımından, isimleri bile insanları güldürmeye yeten Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson'un başrollerini paylaştığı Her Şey Çok Güzel Olacak'a göre çok mütevazi bir kadroya sahip. Ancak bu, filmin izleyiciye vaad ettiği komediye asla gölge düşürmüyor. Bilakis; filmin konusu itibariyle karakter yüzlerinin daha az tanınma gereğini hakkıyla karşılayarak, karakterlerin izleyici indindeki inandırıcılığını artırıyor.

Film, bir İstanbul panaromasıyla başlıyor. Yönetmen, şematik olarak dikey ifade edilen, toplumsal kesimlerin ekonomik ve kültürel açıdan birbirinden ne kadar uzak düştüğü gerçeğini, daha açılışta yatay olarak gösteriyor. Boğazdaki yalılardan başlayan sekans, yavaş yavaş iç kesimlere doğru kayıyor ve izleyici sırası ile, gökdelenlerin gölgesinde kalan şehir merkezlerini, yüksek duvarlarla çevrilerek güvenli ortamların yaratıldığı nezih siteleri, orta halli mahalleleri ve sonra da varoşları görüyor. Kamera, demir filizlerinin uç verdiği, çatısız evlerden mürekkep bir sokakta yere iniyor ve hikaye başlıyor.

İnşaat, filmin tek mekanı olan üç katlı inşaatta çalışan iki amelenin, bir mafya patronunun şoförü olan inşaatın sahibi, mahallenin sivri dilli meraklı teyzesi, hırslı gündelikçi ve evde kalmış saf kız ile ilişkileri ve, farkına varmadan içine düştükleri çıkışsızlığı kara komedisi unsurlarını kullanarak başarıyla anlatıyor. Duvar örüp kazandıkları para ile İtalya'ya giderek 'yırtmayı' planlayan amelelerin, zoraki mezar kazıcılığı ve kazara muska yazıcılığı yaparak hayal ettiklerinin de üzerinde paraya kovuşmalarından traji komik bir hikaye kuruyor.

Filmin ana karakterleri, son derece edilgen insanlar. Onların hayatlarını yönlendiren ise, sahip oldukları para ve silahın gücüyle istediklerini bir şekilde kılıfına uyduran, olmayacağı olduran insanlar. İki uçta yer alan insanların kendi gerçeklikleri ve tesadüfi karşılaşmaları, filmin olay örgüsünü ülke gerçeği parelelinde mizahi bir dille aktarıyor.

Ömer Vargı, bir sinema filmini en fazla zora sokan tek mekan kullanımı sıkıcılığından, filme kattığı renkli tipler ve onların hikayeleri aracılığıyla sıyrılıyor. Karakterlerin hareketsizliğini, kadroya dahil olan çok sayıdaki 'tip'in varlığıyla; mekanın sınırlılığını, amelelerin 'soğuk' parayla satın aldıkları eşyalarla kırıyor. Para kullanımının yaşam kültürüyle ilgisini, amelelerin tüketim alışkanlıkları aracılığıyla veren yönetmen, durumların komikliği ve diyalogların akıcılığı sayesinde izleyiciye kolay izlenen, kolay gülünen bir film sunuyor.

Yönetmeni oyuncu seçimi, oyuncuları karakterleri gerçek kılan oyunculukları nedeniyle ayrıca kutlamak gerekiyor. Özellikle Şevket Çoruh, film boyunca hiç tavsamayan bir performans sergiliyor. Suna Pekuysal'ın rolünün biraz zayıf kalması, Binnur Kaya'nın rolünün fazla abartılmış olması bile, bütünün içindeki uyum nedeniyle keyfe keder bir eleştiri olarak kalıyor.

İnşaat, izleyicisine, ülke gerçeklerine kayıtsız kalmayan keyifli bir, iki saat vaadediyor.


22 Kasım 2003
Cumartesi
 
FADİME ÖZKAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED