|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başbakan Erdoğan, sinagog bombasının ardından Milli İstihbarat Teşkilatı'nın kendisine yeni saldırılar olabileceğine dair bir rapor gönderdiği iddiasını reddetti. Erdoğan'ın dediği gibi böyle bir belge bulunmuyor ama zaten sorun MİT'in başbakana yeni bir saldırı olup olmayacağı hakkında rapor verip vermemesi değildir. Çünkü başbakan, MİT'ten rapor alıp saldırıları önlemek için harekete geçecek kişi değildir. İstihbarattan beklenen, saldırıyı tahmin etmenin ötesinde, terörün potansiyel terörist malzemesine ulaşmak ya da en azından bu zinciri bir yerinden kırabilmektir. İlk saldırının arkasından dillendirilmeye başlanan, ikinciden sonra ise ayyuka çıkan "istihbarat zaafı"nın temelinde işte bu eksiklik yatıyor. Bununla birlikte ikinci saldırı kesinlikle bekleniyordu ve adres veya isim belirlenememiş olmakla beraber güvenlik birimleri yeni bir bombalı saldırı için alarm halindeydiler. Bombalı araçlar İstanbul'u ikinci kez bu alarm halinde yakaladılar… Yine de, bu son derece profesyonel saldırılara karşı değil Türkiye gibi yöntemin yabancısı ülkeler, daha hazırlıklı ve deneyimli ülkelerin bile hazırlıksız yakalanma obsiyonunu hesaba katmak gerekiyor. Bu bilgiler ışığında, iki ikiz bombalamanın ardından Ankara'nın algılamasını şöyle özetlemek mümkündür. 1-) Hükümet ve dolayısıyla Başbakan, saldırıların arkasında uluslar arası faaliyet yürüten El Kaide türü veya türevi bir örgütün bulunduğunu düşünüyor. Bu kesin…İlk bombadan sonra da görüldüğü gibi intihar eylemcilerini tesbit etmek kısa sürede mümkün olabilir ama; olayı bütünüyle, yani dış bağlantılarıyla birlikte aydınlatmak zaman alabileceğini de söylüyorlar. 2-) Ayrıca, saldırının İstanbul'da olması elbette Türkiye'nin istikrarını hedef aldığını gösteriyor ama mesaj öncelikle ABD-İngiltere ve İsrail'e yöneliktir. Yine hükümet kanadı, ilk iki şoktan sonra üçüncü bir saldırı ihtimalini elbette en azından güvenlik önlemleri açısından yabana atmıyor. Ama "Önce İsrail, ardından İngiltere sembol ve hedefleri vuruldu. Şimdi beklenti ABD sembollerine yoğunlaşmış görünüyor. Hedef şaşırtmak isteyebilirler ya da hiç vurmayabilirler" yorumu yapılıyor. 3-) Eylemlerde kullanılan intihar bombacılarının bazılarının daha önce Afganistan, Çeçenistan vb. gibi ülkelerde savaşan kişiler olduğu biliniyor. Bu gruba giren kişilerin sayısı bini aşıyor ama üst düzey bir emniyet yetkilisinin "terör potansiyeli" açışından olaya yaklaşımı önemli ayrıntıları içeriyor: "Bu grupta eyleme eğilimli kişilerin sayısı çok azdır. Örgüt bunların 7-8'ini iki bombalı saldırıda feda ettiğine göre geride, elinde en az 40-50 civarında kişi bulunuyor olmalı. Bunlar bir tür serseri mayın gibi amaçları için hedef bekleyen insanlardır. Buna ilaveten en fazla 200 kişilik de bir sempatizan halkası bulunuyor. " Bu noktada baştaki istihbarat eksikliği konusuna tekrar dönelim. Hükümetin canını sıkan da "topu 50 civarında olan bu isimlerin neden belirlenemediği"dir. Bu zincirin bir ya da iki halkasına ulaşılabilseydi; yani serseri mayınlar tesbit edilebilseydi ikinci eylemin önlenmesi mümkün olabilirdi. 4-) Aynı yetkili devam ediyor: "Kesinlikle dış bağlantıları var ve geçmişten gelen bireysel dayanışmadan kaynaklanan bir haberleşme sistemleri de bulunuyor. Birçoğunun daha baştan Türkiye'den Afganistan'a gitmesi de zaten bu dayanışma sayesinde mümkün oldu." 5-) Eylemlerin temel motivasyonunun, İslam dünyasının emperyalist işgal ve sömürü altında bulunduğu tezinden hareketle bir hesaplaşma olduğu düşünülüyor. "Karşı karşıya bulunduğumuz organizasyon bildik yöntemlerle çalışan ve çeşitli merkezdeki üyeleriyle dayanışma içinde olan geniş bir El Kaide network'ü olarak tanımlanabilir. Irak'taki direnişin temelinde de bu yapı bulunuyor. Temel amaçları Türkiye'ye değil ABD-İngiltere ve İsrail'e ders vermektir." 6-) Eylemlerin devam edip etmeyeceği sorusu artık Türkiye kadar bütün dünyayı da ilgilendiriyor. İstanbul saldırıları ABD'ye yönelik tepkide bütün dünyanın hedef olabileceğini göstermiştir. 7-) Ve son önemli tesbit: "Örgütün şimdilik biraz daha gücü var ama böyle devam edemezler. Hızları en geç 5-6 aya kadar kesilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |