|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tezkerenin nasıl olup da Meclis'te reddedildiği tartışılıyor. Hayret. Aslında, halkın neredeyse bütününün 'savaşa karşı' olduğu bir ülkede, seçimden çıkalı henüz üç ay olmuşken, hükümetin nasıl olup da 'savaş başlatacak' tezkereyi Meclis'e sunduğu tartışılmalıydı... Garip olan tezkerenin reddi değil, reddetmeye lâyık tezkerenin Meclis'in gündemine getirilmesidir... Türkiye siyasetinde herkesin derhal fark ettiği bir 'kısır-döngü' var: Halkın onayını alarak Meclis'e taşınan partiler, bir dahaki seçime kadar geçen süreyi, halkı hiç düşünmeden geçiriyorlar... Daha önceye gitmeye gerek yok; son on yıl içerisinde Meclis'e girmeyi başaran partilerin iktidarda sergiledikleri tavra baktığınızda, bu 'acı gerçek' derhal karşınıza çıkıyor. 1999 seçimlerinde Meclis'e girmeyi başarmış hiçbir partinin bugün Meclis'te temsil edilmemesi 'kısır döngü'nün halktan aldığı tepkiyi gösteriyor: Aldatılıyor millet, evet ama o da kendisiyle irtibatını koparmış vekillerini ve partileri cezalandırmakta tereddüt etmiyor... ABD, 'stratejik ortak' olduğunu her vesileyle hatırlattığı Türkiye'deki iktidara, vaktiyle bir filme konu teşkil etmiş 'ahlâksız bir teklif'te bulundu. Milletin nabzını tutması gereken bir siyasi kadrodan, milletin neredeyse bütününün karşı çıktığı bir konuda, milletle ters düşmesini getirecek bir talepte bulunmanın, iffetli bir kadına, "1 milyon dolara benimle olur musun?" sorusunu yöneltmekten ne farkı var? İffetli kadının yapması gerekenden farklı davranmadı Ak Parti milletvekilleri... Hükümet, Meclis'in tercihini "Türkiye'nin kararı" olarak anlamalı ve muhataplarına da öyle anlatmalıdır. Washington'dan gelen ilk resmî tepkiler, Amerikalıların, bu gelişmeyi doğru değerlendirdiğine işaret ediyor. Bazı 'bizden' yorumcuların havayı bulandırma amaçlı saptırmalarına aldanmayın; ABD, "Türkiye'nin kararı"nı, anlamaya hazır görünüyor... Doğru olan da bu. Türkiye-ABD ilişkileri, Washington tarafından savaşa zorlanan Türkiye'nin buna karşı çıkmasıyla yıkılacak kadar temelsiz değil. 'Stratejik ortaklık', birinin yanlışa düşmesi halinde diğer ortağın o yanlışlığa karşı çıkmasıyla güçlenir. ABD, geçmişte, Türkiye'deki insan hakları ihlâllerine -haklı olarak- nasıl itiraz ediyor idiyse, 1974 Kıbrıs müdahalesinden sonra Türkiye'ye -haksız olarak- nasıl ambargo uyguladıysa, Türkiye de, şimdi, haklı veya haksız, "Irak'la olan sorunu savaşla çözme" uyarısında bulunmuş oldu... "Türkiye'nin kararı" ABD'yi iki şıktan birini tercihe zorluyor. Washington'daki 'savaş lobisi' ile onların içimizdeki uzantıları, Meclis'i "Evet" kararına varmaya zorlamak için, "Türkiye 'hayır' derse ABD 'B Planı'nı devreye sokar" diyorlardı; ilk şık, bu iddiaya uygun bir tavırla, İskenderun limanında dört dönen gemilerini Basra Körfezi'ne döndürmek veya Ürdün'e yığınak yaparak savaşı oralardan başlatmak... İkinci şık ise daha 'şık': Irak'a savaştan bütünüyle vazgeçmek... ABD'nin derdi, bugüne kadar yansıttığı gibi, elinde bulunduğu ileri sürülen 'kitle imha silâhları' ile 'dünyayı tehdit ettiği' iddia edilen Saddam Hüseyin rejimini işbaşından uzaklaştırmaktan ibaret ise, 'şık' olan ikinci şıkkı tercih edecektir Washington... Dünyanın her tarafını egemenlik alanı olarak gören bir hegemonyal iddiası varsa, birinci şık üzerinde yoğunlaşacak ve Irak'ı her halükârda vurmaya çalışacaktır... Sonunda, kendini rezil etme pahasına... (Bkz. 'Roma İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküşü' türü kitaplar ile ansiklopedilerdeki 'Roma İmparatorluğu'na ilişkin maddeler.) İki örnek arasındaki fark, Roma'nın epey bir süre hüküm sürmesine rağmen, Washington'daki 'savaş lobisi'nin zorladığı 'Amerikan İmparatorluğu'nun doğmadan ölmesi olabilir... "Türkiye'nin kararı", Türkiye'deki demokrasinin, özellikle 3 Kasım sonrasında, olgunlaştığını dışa vurdu; bu ülkenin bir vatandaşı olarak elbette sevinçliyiz. ABD'nin vereceği karar da, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerler istikametinde gerçekleşecek olursa, ABD'nin 'stratejik ortağı' bir ülkenin vatandaşı olarak kıvanç duyacağız... Türkiye bizi yanıltmadı; umarız ABD de yanıltmaz...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |