AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bu Anayasa ile barış gibi 'savaş hali' de karışık!

Öyle bir Anayasa maddesi ki, o da neredeyse diğer maddelerin tamamı gibi sanki özellikle açıkça anlaşılmasın, yorumlanırken ihtilafa düşülsün diye kaleme alınmış! Biliyorsunuz; bu ülkede 61 Anayasası ile başlayıp 82 Anayasası ile doruğuna çıkan bir garip anayasa yazıcılığı artık "gelenek" haline geldi. Oysa anayasaların, "Kurucu" bir role, işleve sahip oldukları ve dolayısıyla herkes tarafından kolayca anlaşılması için mümkün olduğunca açık ve seçik bir dille kaleme alınmaları gerekmez mi? Gerekmesine gerekir ama açın önünüze 82 Anayasası'nın özellikle bazı maddelerini ve kolaysa anlamaya çalışın bakalım! Mesela "Din ve Vicdan Hürriyeti" başlıklı 24. maddeyi... Görelim bakalım; 82 Anayasası yazıcılarının ülkenin "hürriyete, adalete ve fazilete âşık evlatlarının uyanık bekçiliğine" emanet ettiği bu maddeyi sözü geçen "evlatlar" nasıl, ne derece anlıyorlar?

Son günlerin önde gelen Anasaya maddesi, 92. madde de benzer bir "belirsizliği" barındırıyor. Bu maddenin 61 Anayasası'ndan olduğu gibi indirilen birinci fıkrası aynen şöyle: "Milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde savaş hali ilanına ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir."

92. maddenin önemini küçümsememek gerekir, çünkü bildiğiniz gibi "tezkere" hamlesinin ertelenmesinde bu maddenin yorumunun belirleyici olduğunu gördük.

Peki şimdi size bir soru: Anayasa'nın 92. maddesinin yukarıda aktardığım birinci fıkrasını siz nasıl yorumluyorsunuz? "Milletlerarası hukukun meşru saydığı haller" şartı sadece, ilk cümleciğin sonunda yer alan "ve"ye kadar olan bölümde yer alan "savaş hali ilanı" için konulmuş bir şart mıdır, yoksa fıkranın diğer cümleciklerinde sözü edilen durumlarda da bu şart aranacak mıdır? Hadi bakalım; ülkenin "hürriyete, adalete ve fazilete" âşık evlatları kolaysa bu soruyu cevaplasın....

92. maddenin birinci fıkrasının birinci cümleciğinin sonunda yer alan "ve" bağlacı, "milletlerarası hukuk"a dayalı "meşruiyet" şartını fıkranın bundan sonrası için ortadan kaldırmakta mıdır, yoksa söz konusu "şart" halen hayatta mıdır? Ancak bu soruya cevap verirken, Türkiye Cumhuriyeti'nin başta BM sözleşmesi olmak üzere taraf olduğu uluslarararı belgede hakim olan "ruh"un tabii ki uluslararası hukuka dayalı "meşruiyet" olduğunu unutmayalım.... Yani artık her ülke gibi Türkiye için de "Kafama esti giriyorum!" diye bir "meşruiyet" söz konusu değil. İster "TBMM Yetkisi" olsun, isterse bir başkası...

İş "ve" bağlacıyla bitse yine iyi; 92. maddenin birinci fıkrasında başka problemler de var. Okumaya devam ediyoruz: "ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında...." Görüyorsunuz; bu cümlecikteki "veya" ve "dışında" sözcükleri de metne epeyce zorlanarak monte edilmiş. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama bana göre "evlatlar" bu ikinci cümleciğin altından da çok zor kalkarlar... İsterseniz önce, bu ikinci cümlecikten ne anlayabiliriz, onu özetleyelim: Demek ki, "Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller"de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisi "dışında"dır. "Dışında"dır, çünkü ikinci cümlecikte açıklanan durumların "gerektirdiği haller", cümleciğin sonunda "dışında" denerek dışarda tutulmuştur... 61 ve 82 Anayasa yazıcıları kusura bakmasınlar ama ben bu maddenin bu fıkrasının bu cümleciğini böyle anlıyorum! Yani, eğer "milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller"de yabancı ülkelere asker gönderme veya ülkeye yabahcı asker çağırmaya TBMM yetkili değildir; bu işlem "otomatiğe" bağlanmıştır!

92. maddenin birinci fıkrası o derece "aceleye getirilerek" kaleme alınmış ki, TBMM'nin yetkisi açıklanırken "dışarı"da bırakılmak istenenler çok garip bir biçimde "sandviç" misali araya sıkıştırılmış ve ortaya garip mi garip bir ifade çıkmıştır. Oysa anayasa yazıcılar "dışında" diye bitirdikleri cümleciği başa yerleştirselermiş hem onların meramlarını daha düzgün anlatmaları hem de "evlatlar"ın meseleyi kavramaları çok daha kolaylaşırmış...

Peki madem ki "milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller" de "milletlerarası hukukun" gerektirdiği "meşruiyet" şartı ve TBMM yetkisi aranmayacaktır, o zaman biz birkaç haftadır "tezkere" için niçin boşuna nefes tüketiyoruz?! ABD'nin Irak seferine salmak için ülkemizden geçirmek istediği ordusuna "milletlerarası nezaket kuralları gereği" TBMM'nin iznini almadan izin veremez miyiz? Eğer bu "nezaket kuralları gereği" ifadesi "tören kıtası" filan gibi birtakım önemsiz giriş çıkışlar için kullanılmamışsa, Irak'a ve Ortadoğu'ya "demokrasi" götürmek isteyen ABD'ye sadece hükümet kararıyla geçiş izni vermek çok yerinde bir "nazik" davranış olmaz mı?

Şahitsiniz, 92. maddeye girer girmez bakın işler nasıl karıştı... Türkiye Cumhuriyeti kendisine öyle bir Anayasa uygun görmüş ki, vaçgeçtik "Din ve Vicdan Hürriyeti" gibi fasıllardan, "Savaş hali ve silahlı kuvvet kullanılmasına izin verme" gibi çok temel bir meselenin şartları üzerinde bile uzlaşamıyoruz! Varın gerisini siz hesap edin...

Unutmadan, bu yazıyı yazarken esin kaynağımın, özellikle birkaç gündür Türkler'e Ortadoğu'da tekrar "tarih yazdırabilmek" için çırpınan Tercüman'dan (Ilıcaklar) Hasan Celâl Güzel'in 28 Şubat tarihli yazısı olduğunu da belirteyim!


3 Mart 2003
Pazartesi
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED