AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
'Demokrasi cephesi'nde safları sıklaştırma zamanı

Geçen hafta Pazar günü yazdığım yazıda, "Yıllarca bü ülkede yaşananlardan utanarak çok uzaklara kaçıp gitmek için yanıp tutuşmuştum. Şimdi görüyorum ki, bu Türkiye'de insana ve barışa dair daha sevilecek çok şeyler var" demiştim. Gerçekten de bu ülkede barışa ve demokrasiye dair sevilecek çok şeyler var.

"Irak krizi"nin savaş ateşine biraz daha yaklaştığı günlerden bu yana, bıkmadan usanmadan "savaşa hayır" yazıları yazıyoruz. Bu süre içinde zaman zaman AK Partili milletvekillerine yönelik sitem dolu ve de eleştiri dozu yüksek yazılar yazdık. İşte şimdi bir hakkı teslim etme ve sevgi zamanı...

Parlamento Cumartesi günü verdiği o müthiş kararla, hem ahlaki hem de siyasi olarak demokrasi tarihine önemli bir not düşmüş oldu. Halkının yüzde 94'ünün savaşa karşı olduğu bir ülkede halkla aynı dalga boyutunda ortaya çıkan bu anlamlı sonuç, hem halkın demokrasiye olan güvenini pekiştirmiş, hem de AK Parti'ye umut bağlayanların başını daha bir dik tutmalarını sağlamıştır.

Şimdi "demokrasi cephesi"nde safları sıklaştırmanın tam zamanıdır. Bakmayın siz Bush'un "kemik yalayıcılığ"na soyunan bazı köşe yazarlarının, "Şimdi borsa çoker, Kürt devleti kurulur, Kıbrıs'ta başımız belaya girer" diyerek halkı ve iktidarı tehdit etmelerine.

11 Eylül sonrasında rotalarını demokrasiden ilkel Nazi yöntemlerine çeviren bu yazarlar, maalesef Bush'la aynı "diplomatik fuhuş gemisi"nde bulunduklarının bile farkında değiller. Gerçi farkında olsalar bile onlar için çok da önemli değil. Çünkü onlar bu demokrasi işinden fena halde sıkılmışlardı zaten...

Ayrıca Bush'un bu "gayrimeşru medya akrabaları"nın herbirinin derdi başka. Geçmişte sahte demokrasi havariliği yapan bu "yazarcıklar"ın bir bölümü "Amerikan misyonerliği" konusunda terfi etmek, bir bölümü de kan üzerinden "rant" sağlamak istiyor. Mesela, savaş sonrasında damatlarına, çocuklarına ihale kapmak gibi...

Ancak halkın vicdanıyla bütünleşen 100'e yakın AK Parti milletvekili, bütün dünyaya ve Bush'un "kemik yalayıcıları"na sıkı bir demokrasi dersi verdi. AK Parti milletvekillerinin bu tavrı, tezkerenin reddedilmesinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bir kere bu sonuç, parti içi demokrasi açısından Cumhuriyet tarihinin ender örneklerinden birisi olarak kayda geçmiş bulunuyor.

Şimdi AK Parti lider kadrosunun, "demokrasinin özü"nü ıskalamadan, milletvekillerinin ve halkın duruşunu doğru okuyarak tezkere ısrarından vazgeçmesi gerekiyor.

Çünkü AK Parti'yi de, Tayyip Erdoğan'ı da 3 Kasım'da zafere taşıyan rüzgarın arkasında bugün savaşa karşı büyük bir "hayır" dalgası oluşturan Türk halkının sağduyusu bulunmaktadır. Bunu kimse unutmamalı.

Eğer masumların safında yer alan hassasiyetler zorlanmaya devam edilirse, bu hem AK Parti içinde telafisi zor krılmalara, hem de toplumsal hafızada derin kırgınlıklara yol açacaktır. Eğer bu tezkere geçseydi, AK Parti kendini vareden dinamikleri kendi elleriyle dinamitlemiş olacaktı.

Kim ne derse desin, milletçe tam bir yenilgiye mahkum olmak üzereyken demokratik bir kazanıma dönüşen "tezkere bahsi" hayırlı sonuçlara vesile olmuştur. Umarız AK Parti bu vesile ile devlet içinde kendisi için kurulan "derin tuzakların" da farkına varır.

Doğrusu milletçe merak ediyoruz, her konuda ünlü "tavsiyelerde" bulunan MGK "milli güvenliğimizi" ilgilendiren bu en hayati konuda ne düşünüyor? Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bunu bilmek hakkımız.


3 Mart 2003
Pazartesi
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED