|
|
|
|
Ekip vardır, 3'te 0'da olsa, maça asılır. En azından kendi evinde ve taraftarı önünde prestiji kurtarır. E grubunda dörtlü final umudunu yitiren Ülker'in, İtalya'da 5 sayıyla yenildiği Siena maçını burada 12 sayı farkla kaybetmesi psikolojiktir. Ülker savunmayı unuttu diyemeyiz. Savunma yapmadı. Psikolojik çöküntüyü sezen Siena koçu Ergin Ataman, ikili oyun düzeni, switch'leri ve tempo arttıran kurgusuyla Ülker'i erken çözdü. Buna Mirsad'ın ve Ford'un performansını eklerseniz, sonuç normaldir. Daha önce bir çok maça imza atan oyun kurucu Booker, Siena gardı Stefanov'un ilk maçtaki stratejisini rövanşta da uygulamasına bire bir de yardımcı oldu. Sürekli drive yolları bulan Arnavut gard, Ülker uzunlarını çember altında üzerine çekerek kendi uzunlarına asistlerle oyun kontrolünü elinde tuttu. Alan savunması da, ikili kapanmaların ve kaymaların yetersizliği belirgindi. Ülker'in yolu taşlı. Kaptan Harun zor maç adamı olduğunu 16 sayısı ile kanıtlarken, Booker ve Blair'in 16 olan toplam sayısı, Eurolig'de kabul edilebilir olmasa gerek. Eurolig D grubunda Ülker'in aksine ilk üç maçını kazanan Efes, her nedense Hırvat rakibine deplasmanda varlık gösteremiyor. Deplasmanda 7 maç 1 galibiyet. Cibona'nın iki kalın uzunu Prkacin ve Mujenizovic'in, savunmada pota altını ilk üç çeyrekte Efes'e karartması ve hücumda suskun Kambala'yı iyice küçültmesi Efes'te hesapları bozan unsurlardı. Bunun dışında Efes'in, savunmada yer tutma taktikleriyle 44/29'luk ribaund üstünlüğü kurduğu maçın normal süresini 67-67 bitirmesi, 1/5'lik düşük şut yüzdesine rağmen başarıdır. Fakat iyi savunmasıyla ünlü Efes'in eski Tofaş'lı Rimac'a böyle kritik bir maçta 32 sayı yaptırması ve çaresizliği ise kabul edilemez. Grupta ilk mağlubiyetini alan Efes'in Dörtlü Final yolunu 9 Nisan'da CSKA Moskova'ya karşı açacağına inanıyorum. Yeter ki Türk oyuncular kendilerine güvensinler..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |