|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir yazımda, ciddi ve dürüst geçinen Cumhuriyet Gazetesi'nin, sayın Prof. Dr. İ. Kâfî Dönmez'le ilgili, baştan sona gerçek dışı bilgiler, iftira, itham ve karalamalarla dolu bir yazısını ele almış, beni ilgilendiren tarafı da bulunduğu için (Cumhuriyet, Sayın Kâfi'nin, benim damadım olduğunu ve biraz da bu yüzden Diyanet İşleri Başkanlığı'na teklif edildiğini yazmıştı) yanlışları düzeltmeye çalışmıştım. Cumhuriyet "önceki reisin, görevden ayrılmadan önce durumu mahkemeye intikal ettirdiğini" yazdığı için, ben de bu haber üzerine bir yorum yaparak şunları yazmıştım: "Öyle anlaşılıyor ki, yapılan harcamalarda taraflar arasında bir anlaşmazlık olmuş ve durum mahkemeye intikal ettirilmiştir. Ortada henüz sabit olmuş, hükme bağlanmış bir dolandırıcılık, yolsuzluk, zimmete para geçirme yoktur (bunlar ne kadar çirkin kelimeler ve suçlamalar!). Bu gazetelere ne oluyor da –soruşturma aşamasında- gizli olması gereken bilgileri ifşa ediyorlar, hükme bağlanmamış, ispat edilmemiş suçlamaları, sanki olmuş gibi veriyor, temiz insanların şeref ve haysiyetleri ile oynuyorlar. Basında bunlara dur diyecek denetim kurumları ne güne duruyor!" Ne yazık ki –Sayın Kâfi'nin, bana verdiği bilgiden ve avukatının gazetemize gönderiği bir açıklamadan anlaşıldığına göre- mahut gazete benim yazımı da çarpıtarak "Karaman da mahkemeye intikal etmiş davadan söz ediyor" demiş. Yazım peşin hükümsüz okunduğunda, "Öyle anlaşılıyor ki..." ifademin "Cumhuriyet'in haberinden öyle anlaşılıyor" anlamına geldiği kolaylıkla anlaşılacaktır. Benim ihtilaf ve dava ile ilgili ayrıca bir bilgim yoktur. Yazımdan sonra Sayın Kafi'den öğrendim ki, eski başkan da "böyle bir dava konusunun bulunmadığını" gazetelere bildirmiş. Sonuç olarak anlaşılıyor ki, ortada ne bir savcılık soruşturması, ne de bir dâva var; olan şey dedikodudan ibaret; bir gazete de bu dedikoduları ele alıyor, allayıp pulluyor, "bir şeyin şüyuu (haber olarak yayılması) vukuundan (gerçekte olmasından) beterdir (daha kötüdür)" hikmetine göre, olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermekle kalmıyor, bir de bunu basın yoluyla binlerce okuyucusuna duyuruyor, değerli bir ilim adamının şeref ve haysiyeti ile oynuyor. Beni üzen ve bu yazıyı yazmama sebep olan şey ise, Sayın Kâfi'yi savunmak ve beni de ilgilendiren yanlışları düzeltmek için yazdıklarımın bile kötüye kullanılması, aleyhte delil olarak değerlendirilmesidir. Dilerim bu açıklamam meslenin doğru anlaşılmasını sağlar. Bir not: Aldığım birçok mektupta okuyucular, kitaplarımın nerede bulunacağını soruyorlar. Teker teker cevap vermekten yorulduğum için burada kısaca açıklayayım: Kitaplarımın çoğunu "İstanbul, Cağaloğlu, Çatalçeşme Sokak. Nu. 27/15" adresinde bulunan İz Yayıncılık basıyor ve dağıtıyor. Diğerlerini de yine buradan temin etmek mümkündür. Bazı kitaplarım Ankara'da Diyanet Vakfı; bazıları İstanbul'da Ensar Vakfı, Timaş ve Gazeteciler Yazarlar Vakfı tarafından yayımlanmıştı. Daha önce başladığım, "Türkiye'nin normalleşmesi ve iktidardan beklenenler" konusunu ele alan "Beklentiler" başlıklı yazıya, inşaallah bundan sonra devam edeceğim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |