AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Irak ve Filistin!!

1991'de Saddam'ı Kuveyt'ten çıkarmak için Washington'un Arap ülkelerinin desteğine ihtiyacı vardı.. Bu yardıma karşılık baba Bush Filistin sorununu çözme sözü verdi..

Savaş sonrasında başlatılan barış süreci Oslo ve Madrit anlaşmaları ile son buldu.. Altına Amerikalılar'la birlikte İsrailliler'in de imza attığı bu anlaşmalara göre İsrail 1967'de işgal ettiği tüm Arap topraklarından çekilecek ve Filistin devleti en geç Eyül 1998'de kurulacaktı..

Ancak bu devlet ne 1998'de ne de başka bir zamanda kurulamadı.. 1998'e gelindiğinde İsrailliler anlaşmalar gereği çekilmeleri gereken Batı Şeria ve Gazze topraklarının yalnızca %22'sinden çekildiler.. Meşru hakları için ayaklanan Filistinliler ise hem İsrailliler hem de doğal mütetefikleri Amerikalılar tarafından 'terörist' olarak ilan edildiler.

Bununla da yetinmeyen İsrailliler çekildikleri % 22'lik bölümü yeniden işgal ettiler ve Mart 2001'de meşhur Cenin katliamlarını gerçekleştirdiler.. O gün bugün İsrailliler günde ortalama 5-10 Filistinli'yi öldürmektedirler.

Tüm bunlara ve 55 yıldır süren işgale karşı isyan eden bir Filistinli genç intihar eyleminde bulunduğunda Amerikalılar ve dünyadaki (Türkiye'dekiler) yandaşları kıyameti koparıyorlar..

Onlara göre bu gençleri yetiştiren Hamas ve Cihat gibi örgütler terörist olarak kabul edilmelidir.. Oysa her iki örgütün kendi ülkeleri olan Filistin dışında ve işgalci İsrailliler'den başkalarına karşı bir eylemleri olmamıştır..

BM yasaları ve tüm uluslararası hukuk toprağı işgal edilen bir halkın her türlü yola başvurarak mücadele etmesini meşru kabul etmektedir..

Ama iş İsrail'i ilgilendirdiği için hiç kimse BM ve uluslararası hukuku hatırlamıyor.. İsrail 1948'de kurulduğu günden itibaren hiçbir BM kararını uygulamamıştır. Amerikalılar ise yalnız BM kararlarını değil aynı zamnda altına imza attıkları belgeleri de tanımıyorlar.

1991'de Araplar'a verdikleri sözleri ve Oslo ile Madrit anlaşmalarını hatırlamak bile istemeyen Amerikalılar şimdi bir kez daha Filistin halkına yüklenmektedir.

Irak savaşından 'muzaffer' olarak çıkan Amerikalılar Arap ülkelerinin de çaresizliği karşısında bu kez daha rahat gözükmektedirler.. Filistin halkı üzerine baskısını yoğunlaştıran Amerikalılar bu kez kendi yandaşları olarak bildikleri Mahmud Abbas'ı başbakan olarak Arafat'a ve Filistinliler'e kabul ettirdiler. Abbas'ın ilk işi ise 'İsrailliler'e karşı her türlü terörü durdurmak ve Filistinliler'i her türlü silahtan arındırmak' olacaktır.

Bunun için uğraşacak olan yeni hükümet gerektiğinde İsrail ve Amerikalılar'la birlikte Hamas ve Cihad'a karşı savaş ilan edecek.. Abbas hükümeti bunu başarır ve Filistin halkı uslu durur ise (yani teslim olursa) İsrailliler 1967'de (İsrail devleti 1948'de Filistin toprağı izerinde kurulmuştur) işgal ettikleri Filistin bölgelerinden aşamalı olarak çekilecek ve 5 yıl sonunda Batı Şeria ve Gazze'de 'ucube' bir Filistin Devleti kurulacak. Bu devletin ise hiçbir ulusal egemenliği olmayacak ve deyim yerinde ise İsrail'e ve dolaysıyla Amerika'ya bağlı ve bağımlı kalacaktır..

Böylece Filistin'de ve dolayısıyla Ortadoğu'da barış olacak!!

Bu barış'ı engellemeye kalkışacak olan Suriye ise Amerikalılar ve tabi ki İsrailliler tarafından hedef olarak seçilecek ve gerektiğinde işgal edilecek.. Toprağının bir kısmı (Golan tepeleri) 1967'den beri İsrail işgali altında bulunan Suriye ise Filistin halkının mücadelesine her türlü desteği sürdüreceğini vurgulayarak Amerikan ve İsrail tehditlerine karşın direnmektedir..

Amerikan işbirlikçisi birçok Arap yönetimleri de sıranın kendilerine geleceğini bilmelerine rağmen ihanetin çaresizliği içinde sessiz kalmayı tercih etmektedir.. Arap halklarının hem kendi yöneticilerine hem de İsrail ve Amerika'ya karşı olan nefreti ise doruğa ulaşmıştır..

Irak'taki sürpriz sonuçtan morali bozulan bölge insanları gün gelip herşeyin hesabını soracaktır..

Irak'ta yayılmakta olan anti-Amerikancı dalga gün gelip tüm bölgeye hakim olacaktır..

Bölge insanları Amerikalılar'ın yalanlarını tüm çıplaklığıyla görüyorlar.. Filistin halkının onurlu direneşini seyretmek zorunda bırakılan Araplar İsrail ve Amerika'ya karşı nefretin her türlüsünü hisediyorlar. Bu nefret gün gelip eyleme dönüşecektir.

Yaşanan moral bozucu tüm olumsuzluklara rağmen bu inancımdan hiç kuşku duymamaktayım.

55 yıldır süren Filistin halkının direnişi bunun en somut kanıtıdır.. Unutulmamalıdır ki 40 yıl süre ile Amerika'nın bölgedeki jandarmalığını yapan İran Şahı bile halkın mücadelesi sonucu bırakıp kaçmak zorunda kalmıştır. Amerikalılar ise Şah'a kendi ülkelerine girme izni bile vermemişlerdir..

Şah kendisi gibi Amerikan kuklası olan Enver Sedat olmasaydı belki de gömülecek yer bulamayacaktı.. Sedat ise Şah ile olan dostluğunun ve kendi halkına ihanetinin bedelini öldürülerek ödemiştir..

Bugün ise Amerika Irak'ta ve belki de Filistin'de yeni Sedat'lar yaratma peşindedir.. Amerikalılar kendi yandaşları olan Nuri Said'in 1958'de başına gelenleri unutmuşa benziyorlar..

Saddam'ın heykelini kırıp sokaklarda sürükleyen Iraklılar ülkesini 30 yıl süre ile Amerikalılar'a peşkeş çeken Nuri Said'i canlı olarak sokaklarda sürüklediler..

Halklarına ihanet edip onlara zulüm edenlerin kaderi mutlaka böyle olacaktır..

Hiçbir zalim sonsuza dek egemen olamamıştır..

Her zaman kalıcı olan halklar olmuştur ..

Önemli olan bu halkların kendi haklarına sahip çıkması ve bu yolda her türlü zorlu mücadeleyi göze almasıdır..

Ya zulmü ve aşağılanmayı kabul eder teslim olurlar ya da mücadele edip onurlu yaşarlar..

Tercih onların!!
Yani bizlerindir!!


4 Mayıs 2003
Pazar
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED