|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yönetim biliminin ilkeleri kolay kolay değişmez. Dün cihanşümul imparatorlukların temeli olan çekirdek bir ideoloji, bugün de büyük küçük her türlü devlet veya işletme için hayatî önem taşıyor. İmparatorlukları başarıya götüren ve uzun ömürlü kılan faktörlerin birincisi, evrensel (cihanşümul) bir dünya görüşü idi. Ve o dünya görüşüne, o ìçekirdek ideolojiîye dayanan topyekün bir değer sistemi. Koçi Bey, Dördüncü Murad'a sunduğu ünlü risalenin dibacesinde, Osmanlı devletinin çekirdek ideolojisini tek cümlede dile getirmektedir: "Padişah hazretlerinin malumu ola ki memleket ve millet nizamının ve din ü devlet kaidelerinin pekleştirilmesinin çaresi, sağlam Muhammed şeriatına bağlanmaktır." Bu hukuka bağlanmanın ne demeye geldiğiniyse hemen ardından gelen cümlede özetlemektedir: Alemlerin Rabbinin emaneti olan reaya ve berayanın (müslim ve gayrımüslim ahalinin) halleriyle meşgul olup, ilmiyle amel eden alimlere ve gaza yolunda canını feda eden mücahid gazilere lütuflar edilip, her sınıfın hayrı çok olanlarına riayet ve kötülerine hakaretler reva görüle... Bunların günümüz şirketleriyle ne alakası olabilir? Kanaatim odur ki, yönetim biliminin ilkeleri kolay kolay değişmez. Çekirdek bir ideloji, bugün de büyük küçük her türlü devlet veya işletme için hayatî önem taşıyor. Elbette, ideolojinin muhtevası örgütten örgüte fark gösterir. Ama mutlaka çekirdek bir ideolojisi olanların ömrü uzun olur. James Collins ile Jerry Porras, bu fikri ispat için çok sayıda küresel işletmeyi içeren uzun bir araştırma yaptılar ve 342 sayfalık mükemmel bir kitap yayınladılar: Built to Last (Ömürlük Şirketler). Kitabı tek cümleyle özetleyecek olursak: Uzun ömürlü şirketler, vizyoner şirketlerdir. Vizyonu olanların mutlaka bir çekirdek ideolojileri vardır. İşte seçilmiş şirketlerin çekirdek ideolojilerini oluşturan değerlerden örnekler:
3 şirketin ideolojisi
3M
Innovasyon (icat ve yenilik). Mutlak dürüstlük. Ferdî inisiyatife saygı. Namuslu hataları hoşgörmek. Ürün kalite ve güvenilirliği. "Gerçek işimiz sorun çözmektir."
Motorola
Kesintisiz kendini yenileme. Üstün kalite, adil fiyat. "İçimizdeki örtük yaratıcı gücün önünü açmak." İşgörene onurlu birey muamelesi. İşin her veçhesinde dürüstlük ve ahlâk.
Sony
Halka yararlı teknolojik ilerlemeden gelen neşeyi tatmak. Japon kültürünü ve millet statüsünü yükseltmek. Öncü olmak. İmkânsızı gerçekleştirip, başkasının kuyruğuna takılmamak. Her bireyin kabiliyet ve yaratıcılığına saygı göstermek.
Yonca şirketleri
Charles Handy, küresel belirsizlik çağında yonca şirketlere ihtiyacımız var, diyor. Kesinliğin yok olduğu, kaosun hüküm sürdüğü bu evrede dünya yoğun biçimde şahsîleşti. Şirketlerle müşteriler arasındaki sınırın bile büyük ölçüde ortadan kalkmasıyla "iş" kavramı köklü bir değişime uğradı. Eskiden şirketlerin müşteriler için yaptığı birçok işi, şimdi müşteriler bizzat yapıyorlar. Kartlarıyla bankadan kendi paralarını aracısız çekiyor, arabalarına kendileri benzin dolduruyor, marketlerde mal sepetlerini kendileri taşıyorlar. Eskiden bu işlerin hepsini, ilgili şirketin elemanları yerine getirirdi. Müşteri sayısı artarken, müşteriler hizmetleri kendileri yapar hale gelince, "iş" sayısı azalır. Böyle bir ortamda, tam-zamanlı istihdam edilen insanlardan haftada 40 saat düzenli çalışma beklemek yerine, yıllık 2000 saatlik çalışmayı farklı (ve daha verimli, yani daha ucuz!) biçimde örgütlemelerini talep etmek daha akıllıca değil mi? Yonca şirketler, işte bu ihtiyaca cevap veriyor. Üç yaprağı var yoncanın. Birincisi şirketin çekirdek elemanlarını temsil ediyor. Bunlar yüksek vasıflı, iyi yetiştirilmiş profesyonellerdir. Günün her saatinde çalışır ve yüksek ücret alırlar. Günümüz reklam veya danışmanlık şirketlerinin vazgeçilmez elemanları buna en yakın örnektir. Yoncanın ikinci yaprağı sözleşmelilerdir. Bunlar şahıs olabileceği gibi, örgütler de olabilir. Çoğunlukla, bir zamanlar şirket için çalışmış, fakat şimdi ona dışarıdan hizmet veren insanlardır. Üçüncü yaprak ise esnek iş gücüdür. Bunlar gelişigüzel istihdam edilen ucuz işçiler değildir, pek tabiî. Belki düzensiz biçimde ve yarı-zamanlı istihdam edilmelerine karşılık, örgütün parçası olarak görülürler. Şirket onlara ihtiyaç duydukları eğitimi, sağlık hizmetlerini, vs. dışarıdan sağladığı ölçüde randıman alır. Mesele şu: Yonca şirket bir gerçeklik mi, yoksa iyi niyetli bir kurgu mu? Handy bizi bunların gerçek olduğuna inandıracak kadar bol örnek veriyor. İngiliz şirketi FI Group'u alalım: Yıllık cirosu 20 milyon Sterlini bulan FI elemanlarının yüzde 70'i kendi evlerinden iş yaparlar ve çalışanların yüzde 90'ı kadındır. Şirketin az sayıda çekirdek elemanı vardır ve bunlar birbirlerine bilgisayar ağlarıyla bağlıdırlar. Şirket tam anlamıyla bir "ağ"dır. Sanayi-sonrası toplumun teknolojik yeniliklerden çok fikrî (entellektüel) yeniliklere dayandığını, bilginin makinalardan daha önemli olduğunu hesaba kattığımızda, yonca şirketlerin geleceğin ideal iş örgütleri olduğunu daha iyi anlarız. Fikir ve şahsiyetin ön plana çıktığı bu yeni ortamda, sorumluluk üstlenen, gündem belirleyen, hedef koyan ve kesintisiz öğrenmeyi aslî bir unsur haline getiren bizzat bireydir. Handy bu sürece "sorumlu bencillik" diyor: Özerklikle işbirliğinin bir arada tecrübe edilmesi. Uygun veya sorumlu bencilliğin örgütlere uygulanabilmesi için, Handy şu altı sorunun cevaplandırılması gerektiğini söylüyor: 1. Örgütün kuvvetli yanları ve yetenekleri nelerdir?
Yonca şirketlerin yanısıra, Handy federal örgüt ve Üç I örgütünden söz ediyor. Federalizm, ortak bir bayrak ve paylaşılmış bir kimlik etrafında çeşitli birey gruplarının güçbirliği etmesi demektir. Özerkliği işbirliği ile birleştirmek suretiyle, federalizm birimleri küçük ( en azından bağımsız) tutarak onları büyütmektedir. Bunun için, merkezin gerçekten güç devrine yatkın olması gerekir. Üç I örgütü ise zekâ, malumat ve fikirleri (Intelligence, Information, Ideas) biraraya getiren örgüttür. Handy'nin formülü ilginç: I3= KD (Katma Değer).
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |