AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Niyazi'nin geyiği, geyik muhabbeti...

Benim tanıdığım Başbakan Erdoğan, "Mini-Midi" işleriyle uğraşmazdı. Amma "Mini a Türk"ün açılışına katılışı hayretimizi mucip oldu. O'nun bütün işleri ve planları sürekli "Maksi-Makro" planda olmuştu. Hele "midi Türk"le ilişkisi de olmazdı, bütün emeli "Makro Türk" üzere hizmete koşmaktı. Sonunda karşımıza "Grand Dük" çıktı. Hele; basına yansıdığı kadarı ile, açılışta "isteyene içki" hoşgörüsü; bize "isteyene gazoz, dileyene limonata" ile beraber biraz da "kımız servisi" olmalıydı.

Böyle bir değişimin ardından, haber trafiği içinde "İskele Sancak"taki programı izlemeye başladık. Program ilerledikçe, aklımıza merhum Necip Fazıl'ın 60'li yılların ortalarında Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda bir konferansın ardından, dinlenme odasında çay içerken, bir "öğretim üyesi"ne dediği o ünlü söz aklımıza geldi:

"-Beyefendi, cehaletinize hayranım!."

Biz de program ilerledikçe, programa katılan yazar ve tarihçilerle, öğretim üyeleri için aynı şeyi hatırladık...

Programa katılanlar içinde hiçibiri Sultan Hamid'e kimin, nerede ve ne tür bir kaynakta "Kızıl Sultan" adı geçtiğini belgeleyemedi... Hiçbiri bu önemli konuda, "Hürriyet Kahramanı" diye tarihe geçen Resneli Niyazi'nin "meşhur" geyiği kadar etki bırakamadı.

Dolayısıyla, konu bir kısım dalaşmalarla beraber, "geyik muhabbeti"nden öteye geçemedi.

Zira, bizdeki "Lise" tarih kitabı, nasıl ki, Emin Oktay tarafından Fransızca'dan terceme edilip, genç nesle okutulmuşsa, fikir akımları ve siyasî saptırmaların kaynağını da orada bulmak mümkün olurdu.

Şöyle ki, 1981'de çıkan "Doğu'nun İsyanı" adlı kitabımızda, bu mesele aynen şöyle açıklığa kavuşturulmuştu:

" Bu asrın başında, korkak bir sultan, "Yıldız Köşkü"nün içine kapanmış bugünkü Türkiye'den üç misli büyük bir ülkeyi idare ediyordu."

"Gladstone, onu "Büyük Katil/Le Grand Assassin", Albert Vandal "Kızıl Sultan/ Le Sultan Rouge", Anatole France "Despot, korkak deli/ Le Despote, Fou d'Epouvante" şeklinde ilan ediyordu."(sh:l36)

Şimdi de kaynağını verelim:Villy Sperco, Turcs d'Hier et d' Aujourd'hui ( Türkler, Dünü ve Bugünü) ; Nouvelles Editions Latines, Paris l96l, p.9)

İşte gerçek ortaya çıktı. Red cephesi kadar, savunma tararafı da desteksiz atıyor, mesnetsiz konuşuyordu, demek ki...

Hele hele bir öğretim üyesi'nin "Beyanü'l-Hak" dergisinde, 31 Mart'la ilgili merhum Mehmet Akif'in on(l0)un üzerinde "makalesi"nin çıktığını beyan etmesi, bir başka garabetin ilanı olmuştur. Ki, "Beyanü'l-Hak"ın "ser-muharriri/ baş yazarı" Mustafa Sabri Efendi idi ve Akif 'in bu mecmuada bir tek yazısı çıkmış değildi. Zira, "Sıratı Müstakîm / Sesbilürreşad"ın sahibliğini Eşref Edib'in yaptığı mecmuanın başyazarı idi Mehmet Akif merhum... Ki, İttihatçılar zamanında, Hürriyet ve İtilaf'ı tuttuğu için "Beyanü'l- Hak" kapatıldığıı gibi, yazarları da ya sürgün veya hapsedilmişlerdi.

Eğer bu zevat, 90'lı yıllarda yazdığımız "31 Mart Gerici Bir Hareket mi?" adlı eserimize baksalardı,bu kadar "cehalet örneği" olarak, bir birine afakî salvolar atmazlardı...

Bir de Hareket Ordusu ile İstanbul'a gelip, Malta'daki binadan Fatih Camii'ni kurşunlayan müfrezenin kumandanı Selahaddin Adil Paşa'nın "Hayat Mücadeleri / İstanbul-l982, sh:98-99) eserine baksalardı, köprünün altından su mu yoksa kan mı aktığını çok daha iyi göreceklerdi.

Hasılı bizde böyle oluyor işler. Kimi boş atıyor, dolduruyor; kimi de atıp karvana ile yetiniyor...

Amma hiç biri Resneli Niyazi'nin "geyiği" kadar gerçekçi olamıyor...

Tıpkı "Ayıcı Arif" gibi.. Kurtuluşa giden yolda "refik" bulmak yolları hâlâ karmaşık ve bulaşık, demek ... (04.05.03)


www.sadikalbayrak.com

4 Mayıs 2003
Pazar
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED