|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'nin 19. ve 20. Başbakanı, 8. Cumhurbaşkanı, ANAP'ın Kurucu Genel Başkanı Turgut Özal, ölümünün 10. yılında bugün anılacak. 1980'li yıllara damgasını vuran ve iki kez üst üste tek başına iktidar olan Özal, aradan geçen on yıla rağmen hâlâ aranıyor, özleniyor.
İstanbul- 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal 1980'li yıllara damgasını vuran bir siyaset ve devlet adamı. Atatürk'ten sonra görevi başında vefat eden ikinci Cumhurbaşkanı, Çankaya Köşkü'nde vefat eden ilk Cumhurbaşkanı oldu. Hem iç hem dış politikada statükonun dışına çıkabilen ender devlet adamlarından biriydi. İki dönem üst üste tek başına iktidara gelmesi, yaptığı hizmetlerin halk tarafından takdir edilmesinin sonucuydu. Dar bir geçide giren Türkiye'de Özal, ölümünün onuncu yıldönümünde yeniden tartışılıyor. 10 yıllık siyaset ve devlet adamlığı hayatına çok şeyler sığdıran Özal, Anadolu insanının özelliklerini taşıyan, engin görüşlü, dindar, demokrat biriydi. Hatasıyla sevabıyla, yaptıklarıyla yapamadıklarıyla halkın gönlündeki yerini koruyor. Malatya'dan Çankaya'ya 1927 yılında Malatya'da banka memuru bir baba ve ilkokul öğretmeni bir anneden dünyaya gelen Turgut Özal, ilk, orta ve lise öğrenimini çeşitli illerde tamamladıktan sonra, 58. Hükümet'in Başbakanı ve şimdiki Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İçişleri ve Tarım eski Bakanı kardeşi Korkut Özal gibi Kayseri Lisesi'nden mezun oldu. 1945'de İTÜ'ye giren Özal, Elektrik Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. İTÜ den arkadaşları arasında Süleyman Demirel, Necmeddin Erbakan, Recai Kutan, Ekrem Ceyhun, İdris Yamantürk, Mehmet Turgut ve Üzeyir Garih de vardı. Türkiye'nin çok partili hayata geçtiği yıl, Elektrik İşleri Etüd İdaresi'nde mesleğe adım attı. Kısa süren ilk evliliğin ardından, Semra Hanım'la evlendi. Bu evliliğinden Ahmet, Zeynep ve Efe Özal dünyaya geldi. EİE'de proje mühendisi olarak göreve başlayan Özal yüksek ihtisas için 1952-53 yıllarında ABD'ye gitti. ABD'den döndükten sonra EİE'de Genel Direktör Teknik Müşavirliği görevine getirildi. Askerlik görevini yaparken 27 Mayıs 1960'da askeri darbe oldu, Menderes Hükümeti devrildi. Askerlik hizmeti sırasında Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyeliğinde bulundu. İTÜ'den ve askerlikten arkadaşı olan Süleyman Demirel'le birlikte çalıştı. Askerlik sonrası EİE'ye döndü, DPT'nin kuruluş çalışmalarına katıldı, ODTÜ'de ders verdi. Dünya Bankası kaptı Süleyman Demirel'in 1965'de Başbakan olmasının ardından bir süre Başbakan Başmüşavirliği yaptı, 1966 sonlarında DPT Müsteşarlığı görevine getirildi. 12 Mart 1971'deki askeri muhtıra sonucunda Başbakan Süleyman Demirel istifa etmek zorunda bırakıldığında Turgut Özal DPT Müsteşarlığı görevindeydi. Bu süre zarfında Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu üyeliği, Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu Başkanlıkları'nda bulundu. 12 Mart döneminde Demirel ile birlikte Özal'a da yol göründü. Dünya Bankası'dan gelen teklifi kabul eden Özal, eşi ve çocuklarıyla birlikte ABD'ye yerleşti. 1973'e kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesi'nde danışman olarak çalıştı. Türkiye'ye döndü, özel sektörde yönetici olarak çalıştı. Bülent Ecevit Hükümeti döneminde Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası Genel Başkanlığı yaptı. 1979'da kurulan Süleyman Demirel'in azınlık hükümeti döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı'na atandı, DPT Müsteşar Vekilliği görevini üstlendi. Bu görevlerini 12 Eylül 1980'deki askeri darbeye kadar sürdürdü. Özal, Demirel Hükümeti döneminde 24 Ocak kararlarını hazırlayan ekibin içindeydi.
Bombalar düşerken uyudu
İran-Irak savaşı sırasında resmi bir gezi için Tahran'da iken 200 kişinin hayatını kaybettiği bir füze saldırısında, can güvenliği için sığınağa indirilmek istendi. 'Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıyım. Mahzene inip saklanmam' diyerek reddetti. Odasına çekilip bomba sesleri arasında uyuyacak kadar cesur olan Özal, Buhara'da namaz kılarken secdede ağlayacak kadar dindar, Necdet Öztorun gibi kudretli bir generali emekli etmeyi göze alacak kadar kararlıydı. Mütevekkil bir adamdı 1988'de partisinin ikinci olağan kongresinde tetiği çekenin bulunduğu, ancak azmettiricilerinin açıklanmadığı bir suikaste uğradığında, yarasını olay yerinde sardırıp derhal kürsüye çıkarak, "Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka kimse alamaz. Biz O'na inanmışızdır" diyecek kadar mütevekkil bir insandı.
FEHMİ KORU
Ölümünün üzerinden yıllar geçtikçe merhum Özal'ın değeri daha iyi anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Meclis'te yaptığı bir konuşmayı vasiyet olarak anlamak gerekir. Üç temel özgürlükten söz etti: Fikir ve ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü, teşebbüs özgürlüğü. Bunu bir vasiyet olarak kabul edersek, on yıl içinde bu üç temel özgürlük noktasında ciddi gerilemeler yaşandı. Özal'ın bu konuşmasını kendinden sonraki dönemde bu gerilemelerin olacağını öngörmesi olarak anlıyorum. Ölümünden sonra yaşananlar Özal'ın öngörülerini haklı çıkardı. Türkiye bir 28 Şubat sürecinden geçti. 10 yıl sonra Özal denildiğinde bu üç konuya vurgu yapılmalıdır diye düşünüyorum. Vefatından önce partisiyle ilişkileri koptu. ANAP Meclis'te temsil edilemez duruma düştü. Özal'ın mesajını ciddi olarak değerlendirmeyenlerin yok olmaya mahkum oldukları görüldü. O muazzam cenaze töreninde, insanlar, üzerinde "demokrat, sivil, dindar cumhurbaşkanı" yazılı pankartlar taşıdılar. Toplum Özal'ı anladı, sevdi. Kendinden önceki ve sonraki cumhurbaşkanlarıyla, mesela Süleyman Demirel ve Kenan Evren'le Özal'ı mukayese ettiğinizde bu üç noktadaki farklılığını anlarsınız.
İBRAHİM ÖZAL
Rahmetli Özal, miletin hâlâ çok sevdiği bir lider olarak tarihteki yerini aldı. Kendi iktidarı döneminde yaptığı hizmetleri bu millet unutmuş değil. Özal'ın misyonuna inarak AK Parti'nin kuruluş çalışmalarında yer aldım. ANAP, Özal misyonundan ayrıldığı için millet onu devre dışı bıraktı. Ölümünden önce bir parti kurulmasını düşünüyordu. Bir grup arkadaşımı kendisiyle tanıştırdım. Çok beğendi. Genç, dinamik, vizyon sahibi insanlara yeni partide etkin görevler vermeyi istiyordu. Amcamdan en çok hatırladığım niteliği reformculuğuydu. Mevcut sistemi nasıl daha iyi bir hale getiririz düşüncesi içinde oldu hep. Statükoya pek prim vermezdi. Eğer ANAP, Özal'ın vizyonuna sahip olsaydı, Türkiye'nin on yıl içinde dünyanın ilk sırada yer alan 12. ülkesi olacağına inanırdı. Maalesef Türkiye bir 10 yıl kaybetmiş oldu. AK Parti özal misyonunu devam ettirmek için kuruldu. Savaş bitti sayılır. Artık yeni bir start verilecek, hizmetler devam edecek.
|
|
|
|
|
|
|