|
|
|
|
Efes ve Ülker, bu isimler müessese olarak kalitenin adlarıdır. Sadece ülkemizde değil, yurt dışında da öyle. 10 yılın üstünde, hatta Efes 20 yıllık Avrupa Basketbolu deneyimiyle hedef olan "Final Four"un gereğini artık yapmalıydılar. Onların yeri sadece "Top 16" değil. Şampiyonlak onlara yakışır. Basketbol sevgisiyle dolu milyonlarca insan buna hasretiz. Birşeyler yanlış yapılıyor, biryerlere boşuna paralar harcanıyor. Bilmem farkındamıyız. Bu yıl Final Four'a giden takımlara baktığımızda, iki eski Efes'li Ergin Ataman ve Mirsad'ın başka bir takımla orada oluşu kuşkusuz birşeyler çağrıştırıyordur. Bir de Hüseyin ve İbrahim Macabi ve Panatinaikos'la ucundan kaçırdıkları dörtlü finalde Barcelona'da olsalardı hiç şaşırmazdık. Lüften kimse alınmasın. Avrupa ligi ile ilgili mevcut kadrolar dikkate alındığında, "Türk oyuncuların ve bench'in skora ve oyuna katkıları olmazsa, başarılı olamayız" diye yazdım durdum. bu bir kehanet değil. Yabancı yıldız oyuncu seçimimiz başka türlü olsaydı da, biz de Efes'in Moskova maçındaki gibi sadece toplam 1 sayı üreten Türk oyuncularına rağmen şimdi Dörtlü Finalde olabilseydik. Şimdi sormazlar mı insana, 'peki nasıl oluyor da Ömer Onan, küçümsenmeyecek bir takım olan Malaga'ya karşı 21 sayı üretiyor. Kerem ve Brown yok diye mi?' Veya 'nasıl oluyor da Ülker'de unutulan Zaza, iş işten geçtikten sonra keşfediliyor, Blair yok diye mi?' Demek ki iş sadece oyuncu kadrosuyla da bitmiyor. Skor yapanlar ve yapmayanların, savunma yapanlar ve yapmayanların Avrupa Ligi için kaynaşımı, scaut tutan kişiye kadar teknik kadronun da kaynaşımından ve deneyiminden geçiyor. Kolları sıvamak için yarın geç olabilir...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |