|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kopenhag Zirvesi faaliyetleri, Kıbrıs'a ilişkin Annan Planı bir yana bırakılacak olursa, hükümetin iş başına geldiği günden bu yana gündem oluşturan siyasi tartışmalar bir elin parmakları geçmeyecek kadar az. İşin ilginç yanı bu tartışmaların derin ve bildik sorunlara işaret etmesi, AKP hükümetiyle ilişkilerinin sanıldığından çok daha az olmasıdır. Başka bir deyişle tartışma ve sorunlar doğrudan doğruya sistemin değişmeyen bazı gerçekleriyle ilişkilidir. AKP ise sadece değişme direnç için bir araç haline getirilmektedir. Bakın neler tartıştık ve tartışıyoruz? Birinci sırada elbette tesettür meselesi var, daha doğrusu Bülent Arınç'ın tesettürlü eşinin Cumhurbaşkanı'nın uğurlamaya gelmesi var. Bu tartışma "fiili" açıdan sadece bir siyasi bakışın tabu ve korkularını ifade etmekle kalmadı; ülkedeki siyasi, ekonomik ve kültürel merkezlerin hükümetin siyasi varlığına ve meşruiyetini yönelik bildik kaygılarını tekrar, üstelik çatışmacı bir şekilde ortaya döktü. Aancak daha önemlisi "sembolik" olarak aynı tartışmanın siyaset ve toplum üzerindeki devlet tahakkümünün derinliğini göstermesi ve bu çerçevede çizilmiş verili ideolojik sınırların "toplumsal değişme ve demokratikleşme eğilimleri"ne ne denli dirençli olduğunu kanıtlamasıdır. Bu tartışmada gündeme gelen "kamusal alan" kavramının doğduğu yerde, yani Batı'da teoride ve uygulamada, artan sayıda toplumsal ve kültürel farklılığın yan yana geldiği, çok-kültürlü bir çağdaş demokrasi anlayışının payandasını oluşturan büyük bir toplumsal alan olarak kabul görmesine karşın bizde "resmi alan"la, hatta "resmi geçit alanı"yla eş anlamlı bir şekilde tanımlanması boşuna değildir. Aslında bizdeki bi tartışmanın sonucu şudur: Siyasi iktidar kim olursa olsun, toplumsal dönem ve talep birikimi ne yönde bulunursa bulunsun, konjonktür nasıl seyrederse seyretsin; aşırı merkeziyetçi, topluma güvensiz ve tahakkümcü bir devletçi anlayışının "resmi alan tanımı ve kriterleri" ev hayatı dışında tüm toplumsal durumlara uygulanmaya devam ediyor ve devam edecek gibi görünüyor. Sadece tesettür konusunda değil bireysel özgürlüklere ilişkin birçok sorunda karşımıza çıkan bu durum toplumun ve siyasetin elini kolunu budayan totaliter bir ruhun temel özelliklerini yansıtıyor. Ve bu yönüyle tartışma laiklik ilkesinin korunmasından çok, bu tür ilkelerin otoriter kullanımıyla ve otoriter bir anlayışa bahane yapılmasıyla ortaya çıkan derin bir soruna işaret ediyor. Ve demokrasinin neresinde olduğumuzu gösteriyor. Bir diğer tartışma YÖK'e ilişkin yapıldı. Hükümet ve YÖK arasında "demokratik bir devlet işleyişinin kurumlar hiyerarşisi sınırları"nı fersah fersah geçen bir atışmayla ortaya çıktı. Hükümetin acil eylem planında yer alan YÖK'e ilişkin çağdaşlaştırma ve demokratikleşme düşüncesi bu kurumdan ve rektörlerin birçoğundan tepki aldı. Ve hükümet irticayı hortlatmaya çalışmakla suçlandı. Devlet-AKP itişmesi, "bürokrasinin siyasi iktidara direnci" ve "iktidarı iktidarsızlaştırmak istemesi" halleri bir yana, bu tartışma çerçevesinde de olan şudur: "Siyasetin ve özerk kurumsal faaliyetin elinden alınarak resmi devlet bürokrasi politikalarının merkezine yerleştirilmiş" olan, "özgür düşünce ve eşitlik fikri yerine itaat ve hiyerarşi düzeninin içine itilen" ve asli fonksiyonlarını kaybederek "milli güvenlik politikalarının aracı haline gelen"; buna karşılık bedel olarak yetiştrdiği insan niteliğiyle, ülkede yaşanan etik, politik ve estetik iflasa hız kazandıran üniversitelerin bu konumu sistem tarafından korunmak istemektedir. Sistem nezdinde "merkeziyetçi ideoloji refaha ve demokrasiye", "milli güç anlayışı özerk toplumsal faaliyete" galebe çalmaya devam etmektedir. Yarın değineceğimiz diğer tartışmaların, İhale Kanunu'nun, Sayıştay'ın askeri harcamaları denetleme meselesinin de serancamı farklı değil. Hepsi, siyasi iktidardan bağımsız olarak sistemin değişime dirençlerini resmetmekte, daha vahimi bu direnci doğrulamak için siyasi iktidarı yem olarak kullanmaları, sönmekte olan laik-müslüman kutuplaşmasını tersten tahrik etmeleridir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |