T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M
Altını hattat gibi işliyorlar

Kuyumcu vitrinlerinde gördüğümüz göz kamaştırıcı altınlar bir çoğumuzu imrendirir. Ancak bu kıymetli madenin vitrinleri süsleyene kadar hangi evrelerden geçtiğini çoğumuz bilmeyiz.

Bazen yatırım aracı olarak tercih edilen, bazen de kolye olup boyunları, bilezik olup bilekleri süsleyen o sarı madenin hangi evrelerden geçtikten sonra ziynet eşyası haline dönüştüğünden çoğumuzun haberi bile yoktur. Bu kıymetli maden, Kapalı Çarşı Çuhacı Han'da bulunan küçük çaplı ve yarı karanlık altın işleme atölyelerinde çalışan ustaların hünerli ellerinde yoğrularak, değişik şekiller alıyor. Önce külçe şeklinde olan altın, Ocakçı, Sadekâr, Kalemkâr, Cilâcı ve Yaldızcı denen ustaların elinden aşama aşama geçtikten sonra kuyumcu tezgahlarındaki yerini alıyor. Altın imalathanelerinin en gözde ustaları Sadekârlar... Büyük bölümü usta-çırak ilişkisi ile yetişen bu kişiler, hattat gibi işledikleri altının hamur gibi şekil almasını sağlıyorlar.

Çuhacı Han'daki Kasar Kuyumculuk Atölyesi'nde yıllardır Sadekâr olarak çalışan İlker Çıtır, mesleğindeki iddiasını, "Parayı bastırsınlar altından insan yapayım" diye dile getiriyor. Aynı atölyede ustabaşı olarak çalışan Adem Türk ise bazen elde bile tutulamayan küçük bir altın parçasını saatlerce özel eğe ve tel testerelerle işlemden geçirmek zorunda kalınabildiğini kaydediyor.

1000 derecede eritiliyor

Altının işlenmesinde ilk işi yapan ustaya Ocakçı deniyor. Ocakçı, sipariş üzerine, külçe halindeki altını pota denen ve ısıya çok dayanıklı olan bir kabın içine atarak 1000 derecede eritiyor. Sıvı halini alan altına, daha sonra özel kalıplara dökülmek suretiyle şekil veriliyor. Yusuf Işıklı da altın piyasasında yıllardır künyeci olarak çalışıyor. Künyeci, potadan çıkan altını hangi ziynet eşyası yapılacaksa ona göre işliyor. Atölyede işlenen altına son şeklini verenlere de kuyumculuk literatüründe Cilâcı veya Yaldızcı deniyor.

Altın tozları toplanıyor

İmalathanelerde, altının işlenmesi sırasında çıkan tozlar büyük bir titizlikle toplanıyor. Tozlar bir kapta biriktirildikten sonra belirli bir zamandan sonra yeniden potada eritilerek külçe haline getiriliyor. Tozlardan elde edilen altın yine ticarethanenin malı sayılıyor.

Ocakçı, künyeci, yaldızcı

Birçok meslekte olduğu gibi, altın işleme atölyelerinin de kendine göre bir literatürü var. Bu meslekle uğraşanlar çoğu kez ustalara kendi adları yerine, literatürdeki isimleriyle hitap ediyorlar. OCAKÇI: Altını bin derecede ısıtıp sıvı haline getirdikten sonra kalıba döken kişi. KÜNYECİ: Kalıp halindeki altını tavladıktan sonra, tel haline getirip büker. SADEKÂR: Mesleğin en gözde sanatkârıdır. Altına son şeklini verir. Bir nevi hattat gibi altını el emeği göz nuru ile işler. CİLÂCI: Birtakım işlemler sonucu altını parlatarak satışa hazır hale getirir. YALDIZCI: Bütün işlemlerden geçmiş olan altını, altın suyuna batırarak rengini verir.

  • OKTAY MEHMET İSTANBUL



  • 8 Ocak 2003
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED