|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dün ANAR'ın Haziran 2003 Türkiye Siyasi Gündem Araştırması'nın bazı sonuçlarını vermiştik. Rakamlar iki unsuru ön plana çıkarıyordu: 1. AKP, kamuoyu tarafından başarılı bulunuyor ve iktidar partisinin oy potansiyeli yükseliyor. Başka bir deyişle AKP'e oy veririm diyenlerin sayısı yüzde 40'a ulaşmış bulunuyor. Buna karşılık CHP'nin çıkışları ve tarzı toplumda büyük destek bulmuyor ve muhalefet partisi 3 Kasım seçimlerinde aldığı oylardan geri düşmüş görünüyor (Yüzde 19'dan yüzde 16'ya). 2. AKP'nin merkez parti olma iddiası hızla toplumsal bir gerçekliğe tekabül etmeye başlıyor. Bu partinin yeni devşirdiği potansiyel seçmenler 3 Kasım seçimlerinde özellikle DYP, ANAP ve MHP'ye oy vermiş kişilerden oluşuyor. Aynı şekilde siyasi iktidarının performansını başarılı bulanların oranı yüzde 40'lar civarına ulaşarak bu partinin 3 Kasım seçimlerindeki oy oranını aşıyor. Bu gelişmeler aslında yeni değil. Aynı bulgular ANAR'ın bundan önceki araştırmalarında da karşımıza çıkıyordu. Ve bu süreklilik arızi bir durumdan çok kalıcı unsurlar taşıyabilecek bir değişimin ipuçlarına işaret etmektedir. Tablo en azından "Türkiye'nin seçmen bazında ya da toplumsal düzeyde kutuplaşma ruh halinden çıkması"na işaret etmektedir. "Toplumsal merkez-toplum çevre arasındaki geriliminin yumuşamasının göstergesi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun, ülkeyi on yıldır kasıp kavuran "eksik modernleşme krizine karşı ortaya çıkan toplumsal ve siyasal ilk yanıt" olduğunu gözardı etmemek gerekir. Buradan, "mevcut siyasi iktidar döneminde yaşanan krizlerin ciddi toplumsal bir karşılığının olmadığı, itişmenin saray içinde meydana geldiği ve değişime direncin daha çok saraydan kaynakladığı" sonucunu çıkartmak da mümkündür. Nitekim değişim, değişime direnç, siyasi iktidara destek ve AKP'nin güçlenmesi gibi ögelere bir arada bakılmak istendiğinde, ANAR'ın Haziran araştırması ilginç veriler sunuyor. Araştırmaya göre, "hükümetin, ülkenin ekonomik sorunlarının üstesinden gelebileceğini düşünenlerin oranı Nisan, Mayıs ve Haziran ayları arasında artış eğilimi göstermektedir. Hükümetin ekonomik sorunları çözeceğini düşünenlerin oranı Nisan 2003'te yüzde 37 iken, Haziran 2003'te yüzde 45 civarındadır. Hatta, hükümetin uyguladığı programı IMF'siz sürdürebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 67'e ulaşmıştır..." Bu rakamlar, ekonomiye ilişkin son yıllarda bir siyasi iktidarın ulaştığı en yüksek prestij puanlarından birisini oluşturmaktadır. Asıl önemlisi, AKP'nin kendi toplumsal çevresinin dışına çıkarak farklı toplumsal kesimler tarafından kabul edildiğini, hatta desteklendiğini göstermektedir. Değişim hamleleriyle ilgili veriler de benzer bir tablo sunuyor. Araştırmaya göre hükümetin değişimi sırtlayan AB ile ilgili çalışmaları toplumun yüzde 47'si tarafından başarılı bulunmaktadır. Örneğin MGK Genel Sekreteri'nin sivil olması, toplumun yüzde 51'i tarafından desteklenmektedir. Aynı şekilde, Milli Güvenlik Kurulu'na asker üye olarak sadece Genel Kurmay Başkanı'nın katılmasını, toplumun yüzde 50'si olumlu karşılamakta, karşı çıkanlar yüzde 32'yle sınırlı kalmaktadır. Kurulun sivilleşmesinin demokrasiyi geliştireceğini düşünenlerin oranı yüzde 48'e ulaşmakta, bu düşünceye katılmayanların oranı ise yüzde 32'yi aşamamaktadır. Hükümetin, AB'ye uyum sürecinde, düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan Türk Ceza Kanunu'nun 159 ve 312. maddelerini değiştirme girişimini onaylayanlar yüzde 48, karşı çıkanlar ise yüzde 22 oranındadır. Evet, toplumsal siyaset, siyasete meşruiyet kazandırmaya devam ediyor. Umarız bu devam eder.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |