AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Türk-ABD ilişkilerinin 11 Eylül'ü...

Günlerdir Amerikan küstahlığının Süleymaniye'de 11 Türk subayına yönelik "kötü muamelesi"ni tartışıyoruz. Bağımsız bir ülkenin yurttaşları olarak, maruz kaldığımız bu muamele doğrusu hepimizi derinden yaralamış bulunuyor. Kim ne derse desin, Süleymaniye krizi Türk-Amerikan ilişkilerinin "11Eylül"ü olmuştur.

Hangi kriterlerle, nasıl ve ne şekilde yorumlarsak yorumlayalım, artık süreci geri döndürmek mümkün değildir. Bizzat Pentagon ve Şahinler tarafından planlanıp, Türk askerine uygulanan "Taliban muamelesi"nin bir tek mesajı var: "Washington Kuzey Irak'ta Türk askerini istemiyor."

Esasen bugüne kadar daha çok "askeri ilişkiler" üzerine bina edilmiş bulunan Türk-Amerikan ilişkileri de çökmüştür. Açıkçası Amerika, bugüne kadar bölgesel çıkarları açısından kendisi için büyük bir önem arzeden Türk ordusuna artık ihtiyacı kalmadığını biraz da "küstah" bir üslupla ortaya koymuş bulunuyor.

Bundan sonra yeni bir süreç başlıyor. Bu aynı zamanda, Türkiye'nin "askeri vesayet"e endeksli geleneksel politikalarının yeniden gözden geçirilmesini de zorunlu kılmaktadır. Çünkü yıllardır Türkiye'nin gerek iç, gerekse dış politikalarında belirleyici olan askeri konseptin en güçlü "meşruiyet kaynağı" olan Pentagon artık denklem dışında. Yani bundan sonra Türk Silahlı Kuvvetler'i Pentagon için kesinlikle "stratejik ortak" değil.

Dolayısıyla, bugüne kadar gerek Kuzey Irak gerekse Kürt politikası konusunda tutarlı stratejiler geliştiremeyen Türkiye'nin yeni durumda yeni stratejiler, yeni politikalar geliştirmesi gerekiyor. Evet, Süleymaniye'deki Amerikan tavrı onur kırıcıdır, ama bu yıllardır Kürt sorununu demokratik yollarla değil, "polisiye" yöntemlerle çözmeye çalışan Türkiye politikalarının Irak'taki işgal güçleri karşısında iflas ettiği gerçeğini gizlemeye maalesef yetmiyor.

Kısacası, yeni uluslararası denklemde sadece "askeri akla" dayalı "resmi tezler"le varolabilmek artık çok zor.

Bunun için de Türkiye'nin sorunlarını demokratik bir şeffaflık içinde çözmesi ve de sivilleşmesi gerekiyor. Yani ülke siyasetinde Silahlı Kuvvetler'in hala güçlü bir "aktör" olarak yer aldığı bir Türkiye'nin yeni dünyada saygın bir yere sahip olması mümkün değil.

Şimdi Türkiye'nin önünde, AB'ye uyum çerçevesinde hazırlanan 7. Paket şansı var.

Yaklaşık bir aydır üzerinde çalışılan 7. uyum paketi Katılım Ortaklığı Belgesi'nde belirtilen kriterlere göre hazırlandı. Özgürlüklerle dolu olan pakette öncelik, "düşünce özgürlüğü"ne verildi. Paketin 8 maddesi sadece MGK ile ilgili düzenlemelere ayrıldı. Değişikliğe göre, MGK Genel Sekreteri'nin asker olma şartı kaldırıldı. MGK Genel Sekreteri ise Başbakanın teklifi ve Cumhurbaşkanının onayı ile atanacak.

Ayrıca, Seçim Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle yabancı dille propaganda yapılmasına izin veriliyor.

Pakete göre, "Türk vatandaşlarına ana dilleri, Türkçe'den başka hiçbir dille okutulamaz ve öğretilemez" hükmü metinden çıkartıldı. Kürtçe öğrenim konusunda yapılan ilk düzenlemede kurs açmadaki "ayrı bina" koşulu da kaldırıldı. Türkiye'de eğitim öğretim yapılacak yabancı diller konusunda MGK'dan görüş alınması şartı da maddeden ayıklandı.

Eğer Türkiye, Amerika'nın bölgede horlanan ve küçümsenen bir müttefiki olmak istemiyorsa AB'ye uyum işini ciddiye almak zorundadır. Aksi taktirde elimizde Üçüncü Dünyacı bir seçenekten başka bir yol kalmaz. Ya da Filistinli çocukları katleden Hitler bozuntusu Şaron...

Ayrıca, Pentagon'la ilişkileri zedelenen ve de ABD'nin "stratejik müttefik" ajandasından çıkarılan Silahlı Kuvvetler için de tek seçenek Avrupa Birliği...


11 Temmuz 2003
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED