|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Süleymaniye'de enterne edilip, Bağdat'a getirilen on bir subayımızın "tahlis"i için yapılan içteki konuşma ve girişimleri tamamen sathî ve tarihin bize yüklediği sorumluluktan uzak bir yapıdaki görüntüyü verince, TBMM'ndeki tartışmalara, ne gibi bir derinlik kazandırırız diye araştırmaya koyulduk. Karşımıza, çok önemli bir "meclis konuşması" çıktı. Konuşma, Sakarya Zaferi'nin ardından yapıldı ve Musul ve Kerkük de o zaman "Misak-ı Millî" hudutları içindeydi. Zafer, tüm Anadolu'da "muzika, davul ve kudüm sesleri" ile kutlanmış, Ankara halkı, TBMM'ne kadar giderek, askere, mebuslara gereken desteği vermişti. TBMM'nde Hamdullah Suphi (Tanrıöver)in konuşmasının ardından Müdafaa-yi Milliye Vekili Re'fet Paşa Hazretleri , "hamasî bir nutuk" irad etmişlerdi. Re'fet Paşa (Bele 1881-1963) Hazretleri'nin bu tarihî konuşmasını, hükümet ricali ve devlet adamları ile meclis üyelerinin ıttılaına arz ediyoruz: "Kardaşlar, arkadaşlar! Millî sürurlar içinde bana geldiniz. Kahraman Ordu'nun zaferini tebcil ediyorsunuz. Teşekkür ederim. Büyük Gaaza'yı hepinize tebrik ederim. Bu Gaaza, gelen geçen Gaazaların en büyüğü olduğuna emin olunuz. Düşmanlar her taraftan saldırdığı, milletin bütün silahları elinden alındığı vakit Dini, Peygamberin şeriatını, Kur'an'ı, Vatanı, bütün mukaddesatını muhafaza etmeye azm eden bir avuç halk, memleketi müdaafaya atılarak işte bu muvaffakiyet elde edildi." "Milletimizin kimsenin, hiçbir milletin malında, canında, ırzında gözü yoktur. Biz Hakkımızı, Hakk-ı hayatımızı ve pek sevdiğimiz istiklalimizi muhafaza ve müdafaa için mücahedeye giriştik. (Kurtaracağız,sesleri..)" "Arkadaşlar! Muharebe bitmiş değildir. Daha bir çok, İzmir gibi, Bursa gibi, Karahisar gibi yerlerde Ezan okunamıyor, Müslümanların boynu büküktür. Onları kurtaracağız. Alçak düşmanı memleketimizden son neferine kadar çıkaracağız. (Yaşa Paşa! İnşaallah,sesleri..)" "İşte düşmanın tırnakları söküldü. Geldiği yollardan caniler gibi kaçıyor. Biz, Allahın emrini yaptıkça, Peygamberin emri ile mücahedede bulundukça, Allah bizi muhakkak muvaffak edecektir. İnşallah size daha büyük muvaffakiyetler müjdeleyeceğiz. (Alkışlar..)" Bu konuşmanın ardından bir çok tenvir/aydınlatma fişekleri atılıp, gösteri alayı, Ankarayı dolaşmaya çıkmıştır. ( Tercüman-ı Hakikat, 4 Teşrini evvel (Ekim) l921, sh:1) Şimdi soruyoruz: -On bir subayımızın üç güne yakın bir "gözaltı/esaret"ten sonra, kurtarılmaları için böyle bir konuşmayı yapacak bir bakan veya bir "paşa" olabilir miydi? -3 Kasım seçimlerinden sonra teşekkül eden Meclis, ilk TBMM'nin hamasî ve tarihî bilincine ulaşması için daha ne kadar bekleyecek? - ABD'nin Irak'ta tamamen bir "Müstevli" gibi davrandığı topraklarında, Irak halkının işgalcilerden kurtuluşu için, en büyük çabayı göstermesi gereken TBMM değil midir? -Tarih boyunca, asla kendine layık görmediği "esaret zinciri"ni söküp atan bir Millet; Köşkü, Hukümeti, Ordusu ve Meclisi ile birlik ve dirlik içinde hareket etmesi gereken günler, bu günlerdir. Artık Re'fet (Bele) Paşalar, ve onun gibi ülkeyi kurtaran imanlı askerler, rahmet-i Rahman'a kavuştu, tarihteki yerini aldılar. Şimdikiler de o imanı taşır, o ruhu yeniden canlandırırlarsa, Ortadoğu ve Irak'taki işgalciler tez zamanda defolup giderler... Onun için, etkili ve yetkili olan sorumlu zevata, cepheden gelip, Milletin meclisinde konuşan Re'fet Paşa "Hazretleri"nin sahip olduğu ruh ve inancı bir kerre daha yakalayıp, karanlık günlerden kurtuluşun adımlarını atma onuruna kavuşmuş olsunlar. Milletin beklediği budur, onun için onlara geniş bir yetki vermiştir. İlk Meclis'e göre, Bursa ile Kerkük, Afyon'la Musul aynı "toprak" parçasıydı... Son Meclis, ne düşünüyor, acaba? Re'fet Paşa ve silah ardakaşlarının ruhunu şâd etmek için, gereken gayreti göstermenin tam zamanı değil mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |