|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Irak Savaşı günlerinde şöyle demiştik: "Türkiye kendi mutfağındaki meselelerle o kadar meşgul ki, her geçen gün öylesine edilgin bir konuma koşuyor ki, bu soru ve sorunlara yönelemeyecek bir durumda. Açıkçası, başından itibaren bu savaşın Türkiye açısından, daha doğrusu Türkiye'nin resmi tezleri açısından öncelikli tek anlamı oldu: Kürt sorunu ve Kuzey Irak meselesi... İlk tezkere tartışmalarında, oylamasında, Powell'ın Türkiye'ye gelmesi sırasında ve gitmesinin ardından askeriyle, dışişleri bürokrasiyle, hükümetiyle "devletin hücreleri"ne hakim olan, "davranış ve refleksleri" belirleyen ana konu bu oldu. Türkiye'nin ısrarla üzerinde durduğu, ABD ile keskin pazarlığa giriştiği bu mesele, Kürtlerin yayılması, nüfus dengelerini değiştirmesi ve bunlar üzerinden petrol bölgelerini içeren bir Kürt özerk bölgesi oluşturacağı tedirginliği üzerine kurulu. Malum bu tedirginlik Türk devletinin ayrıcalıklı, her tür tartışmaya kapalı olarak ele aldığı, hatta ihanet ve savaş nedeni kabul ettiği bir resmi politikaya tekabül ediyor. Bu çerçevede özellikle dün Peşmergeler'in Kerkük'e girmesi Ankara'da yeni bir krize ve alarm durumuna yol açtı. Muhtemelen ABD birlikleri bir süre sonra Kerkük'te hakimiyeti ele geçirecekler. Ama sorun bu noktada bitmeyecek, tersine başlayacak... " Öyle oldu. "Süleymaniye krizi"yle sorun doruk noktaya çıktı. ABD heyetiyle yapılan görüşmeler, varılan mutabakat, Genelkurmay 2. Başkanı tarafından yeni kazanç olarak açıklanan bir irtibat subayının Bağdat'ta görev yapacak olması ABD'yle ilişkileri koparmamak, kamuoyunu teskin etmek ve durumu kurtarmaktan başka büyük bir anlam taşımıyor. ABD'nin bölgedeki varlığı ile Türkiye'nin resmi tezleri açık bir şekilde çelişiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri yeni bir durumla, güvenlik politikalarının, bu çerçevedeki stratejilerin yeniden değerlendirilmesiyle karşı karşıya kalmış bir durumda. Sorun bu kadarla da kalmıyor... Bingöl'deki olaylardan, Tunceli Valisi'ne baskına kadar iç siyasete, iç siyasi dengelere, yeni arayışlara değebilecek, belki de oradan üreyen bir dizi gelişme oluyor. Kuzey Irak'tan Güneydoğu'ya olup biten bu ülkede bazı krizlerin nasıl ürediğinin ya da krizlere uygun zeminlerin nasıl oluştuğunun "uygulamalı ders"i adeta... Otoriter zihniyetin iç krizleri nasıl bir ülkenin asli krizlerine dönüşür? Otoriter zihniyetin sert araçları bir toplumun ruh halini ve siyasi karar mekanizmaların işleyişini nasıl kuşatır? Bu gibi soruların yanıtı bu uygulamalı "ders"te yatıyor. Sondan başa doğru gidelim... 1. Düne kadar güç kullanımına ya da güç kullanımı tehdidine dayanan Güneydoğu'daki politikadan kaynaklanan Kuzey Irak politikası gitgide ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Bölgedeki paylaşım dinamikleri askeri ve siyasi güç desteğinde ABD'nin kontrolunda. 2. Bu konuda Türkiye'de, ABD'de de yapılan çeşitli tartışmalar da pek anlam taşımıyor. Birinci tezkere geçseydi, ABD askeri bölgede olurdu ve böyle boşluklar doğmazdı ya da savaşın daha çok içinde olacak Türk askeri, savaş koşullarında gelişmelere müdahale ederdi, iddiaları ana resmi değiştirmiyor. ABD ve İngiltere hiçbir surette Türk askerini bölgede istemiyordu ve istemiyor. Irak'ın yeniden dizaynında Türkiye'den çok koalisyonun çıkarları önde geliyor. 3. Elde kalan tek araç ABD'yi ikna etmek, ABD'nin Türkiye'nin tezlerine, hassasiyetlerine uygun davranmasını beklemek. Bu olmadığı takdirde tek taraflı bir silahlı harekatın Türkiye'yi uluslararası düzeyde gerçekten yalnızlaştıracağı ve aşırı zora sokacağı ortada. 4. Türkiye siyaseti boğarak, kendisini güvenlik ideolojilerine teslim ederek tartışamadığı, siyasi aklı ve demokrasiyi devreye sokamadığı, dolayısıyla çözemediği Kürt sorununun, yani bir iç sorunun dış yansımalarıyla kendi kendisini sıkıştırmaya devam ediyor... Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye'nin bugün strateji üretmek, gözünü Ortadoğu bataklığında taraf olmak dışında ne tür alternatiflere ve hareket alanına sahip olabileceğini bir düşünün... Kimsenin sırtından büyük devlet olunmuyor. Ve bu devirde büyük devlet olmanın ön koşulunu, toplumu ve ekonomiyi ayağa kaldıracak oturaklı bir demokratik yapılanma oluşturuyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |