|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 askerimizin Amerikalılar tarafından gözaltına alınması ile gelişen olaylar bugün artık "resmi" boyutuyla da olsa geride kaldı. İki ülke arasında kurulan komisyon herkesin beklediği kararı alıp, olayın "üzücü" olduğunu ilan ederek, zaten epeyi zayıflamış olan tansiyonu düşürdü. Sel gitti, kum kaldı... Şimdi hasar tesbiti zamanı ve Ankara da bunu yapıyor. Hem olayın öncesine giderek hem de bundan sonra olabileceklere bakarak, neler düşünüldüğünü aktaralım. TATSIZ BİR OLAY BEKLENİYORDU: Öncelikle, şu noktanın altını çizmek gerekiyor. Ankara, Amerika'nın Irak'a girdiği günden beri Süleymaniye'de yaşanan tutuklama gibi, tatsız şeylerin her an yaşanabileceğini hesaba katıyordu. Hâlâ da katıyor. Olayın nasıl gerçekleşeceği tabiî ki tahmin edilemezdi ama, askerlerimizin tutuklanması beklenmedik bir şey değildi. Bundan sonra da bazı küçük tatsız şeyler yaşanabileceği hesaba katılıyor. Çünkü, Irak'taki Amerikalılar hem savaş atmosferi, hem de iklim dahil bölgesel şartlar nedeniyle son derece büyük bir stres altında yaşıyor. Ankara için önemli olan, yapılan şeyin lokal kalması ve bir hiyerarşi içinde gerçekleşmemesi... TEZKERE GEÇSEYDİ...: Bununla bağlantılı olarak, eğer tezkere geçmiş olsaydı bu tür olayların daha sık yaşanabileceği ve üstelik bunun Türkiye sınırları içinde görüleceği belirtiliyor. Önemli bir kısmı Güneydoğu'da konuşlanacak 100 bin ABD askerini kontrol etmek için 200 bin asker gerekecekti!.. Üstelik bu bir NATO harekatı olmadığı için, iki ordu sürekli olarak birbiriyle didişmek zorunda kalacaktı. Bunun yanısıra, her adımda Kuzey Irak'taki Türk varlığı dünya tarafından tepkiyle karşılanacak ve Ankara diplomatik olarak da güç durumda kalacaktı. ASKERİ VARLIĞIMIZ TESCİLLENDİ: ABD yönetimi baştan beri Kuzey Irak'taki Türk varlığını istemiyordu. Son olay, Amerika'nın itirazına rağmen bölgede bulunan Türk askeri varlığının tescil edilmesine yaradı. Bugüne kadar oradaki varlığımız "eskiden kalma bir askeri güç" olarak tanımlanıyordu; şimdi bütünüyle tescillendi. Nitekim, askerlerimiz de Bağdat'tan Türkiye'ye değil, çalıştıkları yer olan Süleymaniye'ye götürüldü. Komisyon raporunda, iki ülke arasında bölgede "eşgüdüm" kararı alınması da bu tescilin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. DELİL GÖSTEREMEDİLER: Amerikalılar başta, tutuklama olayına gerekçe olarak bazı deliller ortaya koyacaklarını söylemişlerdi. Ayrıca, Ankara'ya başka istihbarat kanallarından da Türk özel timin faaliyetleri hakkında bazı istihbarat duyumları ulaşmıştı. Komisyon çalışmalarında bunlar ortaya konulamadı. Sonuçta ortaya, Türkiye'nin taleplerine uygun bir rapor çıktı. ABD hata yaptığını kabul etti; ayrıca, olaya karışan Amerikalı subayların bir şekilde cezalandırılması da hâlâ bir ihtimal olarak görülüyor. ABD yönetimi daha baştan beri olayı hiç sahiplenmediği için, zaten "özür" de beklenmiyordu. ABD'NİN PKK'YA YAKLAŞIMINA BAKILACAK: Bölgedeki Türk askeri varlığının gerekçesinin, oradaki PKK/KADEK varlığı olduğu biliniyor. Türkiye, tehdit ortadan kalktığında Kuzey Irak'ta asker bulundurmak için ısrarcı olmayacak. Bu da ABD'nin PKK'ya yaklaşımıyla doğrudan ilgili görülüyor. Ankara, ABD'nin PKK'ya "oradan çık" demesi halinde örgütün bölgeyi hemen terkedeceğini düşünüyor. PKK militanlarının bölgeyi terketmesi halinde de yeni çıkartılan Pişmanlık Yasası ile örgütün gücünün kırılacağı belirtiliyor. Öte yandan, IKDP ve özellikle IKYB'nin Türkiye ile iyi ilişki kurma çabaları da dikkat çekiyor. ŞİMDİ WASHİNGTON SAVUNMADA: Tezkere sonrasında Türkiye üzerinde Washington eksenli yoğun bir diplomatik ve siyasi baskı kurulmuştu. ABD, Türkiye'yi stratejik ortaklığa uygun davranmamakla suçlamıştı. Şimdi ise tablo değişti. Yaşanan bu tatsız olay ABD'yi savunmaya geçirdi. Şimdi onlar, Türkiye ile aradaki stratejik ortaklığı izah etmek zorunda kalıyorlar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |