AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Niçin okumuyoruz?

Sık sık gündeme gelen, yasak savma kabilinden cevaplar verilen, yıpranmış-pörsümüş bir meselenin küflenmiş sorusu.

Bu soruya en az kendi kadar yıpranmış cevaplardan birkaçı:

Efendim biz şifahî kültürden gelen, bu alışkanlığını terketmemiş bir toplumuz. Bizde herkes okumaz, bir kişi okur ötekiler dinler.

Efendim bu okuma işi memleketin üretim ilişkilerinden soyutlanamaz (Hey gidi günler hey, solcular cevap verecekleri her soruya bu cümle ile başlarlardı): Adamın karnı doymuyor, eve ekmek götüremiyor nasıl okumaya vakit ayırsın.

Efendim her işin başı eğitimdir, bu da ailede başlar. Toplumun direği olan aile sarsıntı geçiriyor. Bu işin müsebbibi gericilerdir.

Hayır efendim, ne münasebet memlekette batıcı eğitim modeli iflas etti, o yüzden.

Yok ya! Kısıtlanan özgürlükleri na'pcaz. Yazar yazdığına pişman, ikide bir içeri giriyor. Özgürlük olmadan gerisi fasa fiso.

Dış güçler ve emperyalistler yüzünden gençlik dejenere oldu, kıymet hükümleri ayaklar altında. Milli kültür erozyona uğradı, şimdiye kadar bin temel esere bin temel eser daha ilave edebilseydik, bak o zaman ne oluyor.

Ne oluyorsa oluyor, bütün bunlar oluyor, biz en iyisi en son olana bakalım.

Neymiş o?...

Şu imiş:

Gazi Üniversitesinde görevli 1915 öğretim üyesi arasında yapılan bir araştırma ortaya ilginç sonuçlar koydu.

Bunlardan birkaçı:

• Yüzde 21.9'u akademik yayınlar dışında kitap okumuyor. Yüzde 56.2'si ayda 1-2, yüzde 17.5'i 3-5, yüzde 4.5'i 6-10 kitap okuyor.

• Yüzde 35.1'i tiyatro izlemiyor.

• Yüzde 37'si etrafında neler olup-bittiğini anlamakta zorluk çekiyor.

• Yüzde 54.8'i YÖK'ün öğretim üyeliğine yükseltme ve atama kriterlerini objektif bulmuyor. Yüzde 24.9'u objektif buluyor. Yüzde 20.4'ünün bu konuda görüşü yok (Bu son dilimde yer alanlar belli ki muhalif, ama fikrini söylemeye cesaret edemiyor. Bunları öteki muhaliflere eklerseniz yüzde 80 eder.)

• Yüzde 32'sinin aylık geliri 500 milyon-bir milyar arasında. Öğretim elemanlarının yüzde 59'u alt, yüzde 24'ü orta, yüzde 17'si üst sosyo-ekonomik düzeyde yer alıyor.

Tabloya bakınca "biz batmışız abi" dememenin imkânı yok.

Otuz yıldır yayıncılıkla uğraştığımız için bu tablo yabancısı olduğumuz bir manzara değil.

Otuz yıl önce biz yayıncı olarak bir kitabı beş bin basardık. Şimdi bu rakam bine indi.

Otuz yıl önce ülkedeki gazetelerin tirajı üç milyon civarında idi, şimdi yaklaşık aynı seviyede.

Araştırmanın çarpıcı yanı şu: Demek ki ülkemizin okumuşu da okumuyor.

Yine Ekmek Teknesi'nin "kıl"ına dönelim. "İyi de aga çare ne?".

Çare şudur: Faizi, enflasyonu indirmek, fert başına düşen geliri artırmak için ne kadar çırpınıyorsak; güvenlik alanında ne kadar harcama yapıyorsak; barajlara, doğalgaza, petrole ne kadar önem veriyorsak; AB'ye girmek için nasıl feryat ediyorsak; duble yol yapmayı nasıl programımızın en cakalı projesi sayıyorsak, şu milletin evlatlarına okuma alışkanlığı kazandırmayı da en az onlar kadar mesele edinmeliyiz. Hem de kesintisiz en az iki nesil süre ile, ki yaklaşık 40-50 sene eder.

Eee, okuyan adam kolay mı yetişiyor?

Yahu tarlaya kavak diksen yirmi yıl sonra para ediyor.


16 Temmuz 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED