|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Mutlaka çıkmalı. Çıkıyor.. Çıktı" derken, geçtiğimiz ay Yabancı Sermaye Yasası Meclis'ten geçti. Yeni teşvikler, kolaylıklar geldi. Yabancıların mülk almasına olanak tanındı. Kamulaştırmama garantisi verildi. Kâr transferi kolaylaştı. Kısaca yerli yatırımcı ile yabancı yatırımcı arasındaki fark kalktı.
Yoo... Değişen birşey olmadı. Bir iki işadamına sordum. Onlar aynen böyle söylediler. "Bekliyorlar. Türkiye'deki iyiye gidişin sürüp sürmeyeceğini görmek istiyorlar." Tabii yatırım dediğiniz şey bugünden yarına olmaz. Bu işin ön araştırması, projesi, planı, finansmanı var. O yüzden "Yasa çıktı yabancı sermaye nerede?" demek yersiz. Ama Türkiye bu konuda çok geç kaldı. Yasayı geç çıkardı, yatırım ortamı hazırlayamadı.
Otomobil üretimi ve hipermarket yatırımlarının etkisiyle 2000 ve 2001 yılında biraz kıpırdayan yabancı sermaye girişi, 2002 yılında taban yaptı. Geçtiğimiz yıl 2 milyar 243 milyon dolarlık izne karşılık, fiili giriş 549 milyon dolarda kaldı. Kaynaklarımız sınırlı... Yatırım için yabancılara ihtiyacımız var. Bakın son dönemde hızlı kalkınan ülkelere hepsi bunu yabancılarla başarmışlar. Örneğin Çin. Her yıl yüzde 10 dolayında kalkınıyor. Bu ülkeye ayda giren yabancı sermaye miktarı 3-4 milyar dolar. Kıyaslayın.
Arada uçurumlar var. Tabii biz Çin gibi yüksek rakamlar beklemiyoruz. Ama hiç değilse yılda 10 milyar dolarlık bir yatırımı çekemez miyiz? Bir zamanlar hayal kurmuştuk. "Türkiye Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri'ne açılan kapı olacak" diye. Güya o ülke pazarlarına mal satmak isteyenler Türkiye'de yatırım yapacaklardı. Bir yanlış yaptık. Türk Cumhuriyetleri'ne abilik tasladık. Onları kırdık. Yabancılar gördü ki, bizim o ülkelerde pek ağırlığımız yok. Köprü falan olamayacağız. Kalktılar direkt o ülkelere gittiler ve yatırım yaptılar. O tren şimdi kaçtı görünüyor. Artık cazip olan iç pazarımız. Dahası çevre ülkelere yapılacak ihracat. Sadece Türkiye'de değil, bölgede de istikrar şart. Tabii Amerika izin verirse. Yabancı sermaye işini bu kez çok ciddi tutmalıyız.
Trafik polisleri sağır mı?
Kural açık. Ehliyet kurslarında herkese öğretirler. Eğer trafik polisi idareyi ele almışsa, trafik ışıklarının bir hükmü yoktur. Polisin verdiği işarete göre hareket etmek gerekir. Ama bakın neler oluyor. Diyelim yeşil ışık yanmasına rağmen polis geçiş izni vermiyor. Başlıyor sürücüler korna çalmaya. Bir anda gürültü kirlenmesi başlıyor. Trafik polisi seyrediyor. Ses çıkarmıyor. Tepki göstermiyor. Sadece bu durumda değil, gereksiz yere korna çalanlara polislerin müdahale ettiğini hiç görmedim. Yabancıların Türkiye'ye geldiklerinde ilk dikkatlerini çeken şey çok korna çalınması oluyormuş. Bunun nedenini bir türlü anlayamıyorlarmış. Ben anladım galiba. Bizim polisler sağır.
Kimliği belirsiz 3 kişi
Issız bir vadide, 3 kişi kan ter içinde yürümektedir. Aralarında şu konuşma geçer: Birinci kişi:
İkinci kişi:
Üçüncü kişi:
Kim mi bu kişiler? Buyrun cevaba: Birinci kişi: İktidar partisi lideri.
SORU HATTI
Otomobil satışlarındaki artış neyin işareti?
Otomobil pahalı bir tüketim aracı olduğu için özellikle üst ve orta gelirli kesimin eğilimini yansıtır. Bu açıdan hiç değilse, sözkonusu kesimin satın alma gücünün son aylarda arttığı söylenebilir. Kaldı ki, diğer beyaz ve elektronik eşya satışlarında da artış olması ekonomideki canlanmayı teyit ediyor. Satışlara gelince. Yılın ilk 6 ayında otomobil satışları yüzde 109 oranında arttı. İthal otolarda bu oran yüzde 153 gibi çok yüksek bir orana ulaştı. Dolar kurunun düşük kalması ithal otomobil fiyatlarını cazip kılıyor. Yine de fazla abartmayalım. Sonuçta 6 ayda yerlisi yabancısı toplam 63 bin 800 otomobil satılmış. Geçmiş yıllarda bu rakamın 100 binli düzeylere ulaştığı unutulmamalı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |