AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Üç ay sonra dağıtacağız!..

Önceki gün, Meclis Adalet Komisyonu'nda yaşanan ve çokları için politik magazin olarak algılanan bir olay Türkiye'de rejimin demokratikleşmesi süreci açısından fevkalade önemli bir itirafname olarak kayıtlara geçmelidir. Esasen, bu meselenin değerini bilenler için geçmiştir de...

Komisyon AK Partilisi, CHP'lisiyle birlikte müthiş bir demokrasi gösterisi eşliğinde 7. AB Uyum Paketi'ni onayladıktan sonra MGK temsilcisi karara tepki gösterdi. Sinirlenerek, "MGK Genel Sekreterliği iflas etti. 3 ay sonra dağıtacağız hepsini" dedi. Bunlar tabiî ki iyice düşünülerek, tartılarak söylenmiş sözler değildir. Kızgınlık ve şaşkınlık sonucu ayak üstü dile getirilen ifadelerdir. Ama, bir anlayışın bilinçaltını yansıttığı da muhakkaktır. "Nasıl olur da MGK'nın yapısı MGK istemeden değiştirilebilir!" bilinçaltı duygusunu...

MGK'da değişen ise şunlardır. Kurul bundan sonra ayda bir değil, iki ayda bir toplanacaktır. Alacağı kararlar tavsiye niteliğinde olacaktır ve en önemlisi de Genel Sekreter bundan sonra "sivil" de olabilecektir.

Doğrusunun da zaten bu olduğundan şüphe yoktur. Ama öte yandan, alınan bu kararlara umutsuzca itiraz eden MGK temsilcisi "Genel Sekreterlik iflas etti..." derken belki de haklıdır. Çünkü, herkes biliyor ki, MGK demek sadece ayda bir toplanan kurul değil, ondan çok daha önemli olarak, sistemin en etkin kurumlarından birisi haline gelen Genel Sekreterlik'tir. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği geniş bir uzman kadrosuna sahip, hatırı sayılır bir bütçe kullanmakta olan ve sistemin bütün kritik karar aşamalarında sözü dinlenen projeksiyonlar sunan, emir-komuta zinciri içinde askeri bir hiyerarşiyle faaliyet gösteren önemli bir kuruluştur. Bu önemi MGKGS'yi de facto olarak bazen sistemin bekçisi, bazen de emniyet sübapı konumuna taşımaktadır. Meclis'in, MGK ile ilgili olarak aldığı değişiklik kararları, ilk bakışta belki çok derilik yaratmayacak türden görünmektedir ama kurumun ülke nezdindeki karizmatik görüntüsü hesaba katıldığında anlamlıdır.

Özellikle de, uyum paketlerinde MGK'ya yönelik düzenlemelerin açıkça, "askerin sivil yönetim üzerindeki gölgesinin kaldırılması"nı hedeflediği hesaba katılırsa Meclis'in ne denli önemli bir adım attığı daha iyi anlaşılacaktır.

Hal böyleyken, MGK danışmanı "MGK iflas etti..." derken abartılı bir ifade kullanmıştır ama bir açıdan haklıdır. Meclis, rejimin selametini sağlamak gibi ağır bir yükü MGK'nın sırtından alarak seçilmişlere yüklemiştir. MGK yıllardır taşıdığı bu yükü artık seçilmiş güçlere devredecektir.

Bu devir sadece, Türkiye'nin AB perspektifinde yeni bir döneme girmekte oluşuna bağlı bir zorunluluk değildir. AB bir katalizördür, aslolan Türkiye'nin demokratikleşmeye bir başka faktör olmaksızın duyduğu susuzluktur.

Zaten, Türkiye'nin öncelikle sorunu yarın sabah kalkıp AB kapısından içeri girmek de değildir. İçeri girmek, ertesi günün hedefidir. Atılması gereken ilk adım demokratikleşmedir ve bu yüzden, "AB için karalanan satırlar" suya yazılmış cümleler değildir.

Türkiye, aydınıyla memuruyla, işçisiyle politikacısıyla; bütün toplumsal unsurlarıyla birlikte ortak bir karar vererek demokratikleşmek için hem düğmeye basmış, hem de bir yola girmiştir. Meclis'in oybirliğiyle taçlandırdığı bu irade Türkiye'yi AB'ye taşır mı taşımaz mı burası belki hâlâ meçhuldür. Malum olan birşey var, o da atılan her adım, ülkeyi özgürleştirecektir.

Meclis sadece sıradan bir AB uyum paketini kabul etmemiştir; aynı zamanda yıllardır yazılarak, çizilerek, tartışılan demokratikleşme taleplerini de yasalaştırmıştır. Demokrasi yolu, demokratik bir ittifakla açılmıştır.


30 Temmuz 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED